Romancı Tolstoy’un evrensel sorusu: Sanat nedir?

Romancı Tolstoy’un evrensel sorusu: Sanat nedir? *

Romanında anlatacağı Borodino Savaşı sahnelerine gerçeklik kazandırmak için savaş bölgesini, askeriyeden aldığı haritayla at üzerinde günlerce dolaşanTolstoy, belleklerimize Savaş ve Barış romancısı olarak yerleşmiştir. Yaklaşık iki bin sayfayı bulan bu destan/roman, yedi kez gözden geçirilip yeniden düzenlenmiştir; matbaadan çıkışı alındıktan sonraki düzeltmeler de cabası. Anna Karenina, Diriliş, Sivastopol Hikâyeleri, İtiraflar, İvan İlliç’in Ölümü, Hacı Murat, Kroyçer Sonat… 19 yaşındayken “gereksiz ve boş bulduğu” üniversiteyi terk eden aydınlık zekânın yazdıklarından birkaçıdır.

İnsanlığa, oldukça kıymetli “okuma hazinesi” bırakan Tolstoy’un Sanat Nedir? kitabını edinmek için uzun süre bekledim. Kitabın Türkçe baskısını yayımlayan bazı yayınevlerinin baskılarına güvenemediğim için de almadım o kitapları açıkçası. Bizdekilerin yaptığı; Rus yazarın, kitabının İngilizce baskısına yazdığı “önsöz” yazısında, kendi ülkesinde “kitabın sansür tarafından iğdiş edilmesi”ne benzer bir çarpıtmaydı. Son birkaç yıldır, yayınevlerinin çıkarcılığı ve saygısızlığı yüzünden “ucuz tarife” ve “kuşa çevrilmiş” çeviri kitaplar ortalığı sardı; önemli yabancı yazarları okumak neredeyse imkânsızlaştı. Bu gerekçeyle, yarım/eksik okumaktansa okumamaya karar verdim büyük romancının Sanat Nedir? kitabını.

Şimdi elimde bir kitap var: “Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi” kitaplarından Sanat Nedir? (İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 2007/Çev. Mazlum Beyhan) Tolstoy’un, cevabı hayli uzun(iki yüz otuz sayfa) “Sanat Nedir” sorusuna cevap aradıktan sonraki “ekler” bölümüne Sanat Nedir?’in İngilizce Baskısına Önsözyazısından başka altı yazı daha eklenince karşımıza üç yüz sayfalık bir kitap çıkmış. Edindiğim Sanat Nedir?, beklediğime değdi diyerek kitabı okudum.

Romancı Tolstoy ve sanata bakışı

Sanat Nedir?, 1897’de yayımlandığında, yazılışından sonra her biri yazarın “bir ruh çöküntüsü geçirmesine” neden olan büyük romanlar neredeyse tamamlanmış; “bildiği şeyleri hiçbir zaman unutmamış” Tolstoy da yetmişine merdiven dayamıştır. Romanlarıyla bir dünyayı kuşatmış,“içinde acı çekmiş ve tatmin olmamış bir sanatçı” olan Tolstoy’un, güzel kavramından yola çıkıp sanatdenilen estetik yaratıcılıktan neler anlamamız gerektiği hakkındaki görüşleri, bir ömrün durmak bilmez okuma isteğinin birikimini yansıtır. Beş yaşlarındayken birkaç yabancı dili, yabancılardan öğrenmeye çalışan, yaşama ve öğrenme tutkunu yazarın kitaplığındaki yirmi bin kitap “sanat nedir” sorusuna verilecek cevabın genişliğini gösterecek önemli bir ayrıntıdır. İnanmak ve inanmamak çatışmasının dramatikleştirdiği bir hayatın sonlarına yaklaşmışken; “Tanrım bana iman ver ki, onu bulmaları için başkalarına da yardım edeyim.”diye yalvaranTolstoy, “sanat nedir” sorusuna cevap ararken işin özüne din faktörünü yerleştirecektir doğal olarak.

Ortalama insan için sanat, güzelin ortaya çıkmasıdır.” diyen Tolstoy’un sanat konusundaki temel tezi, seçkin çevrelerde dinî inancın zayıflamasıyla halk sanatından uzaklaşarak eğlencelik sanatın giderek önem kazanmasının sakıncalı olduğudur. Avrupalı yüksek sınıfların dinsel inançları zayıfladıkça sanat içerik yoksulluğuna uğrayıp, profesyonelleşen bir eğlence aracına dönüşünce gerçek sanat olmaktan uzaklaşır. Bu bağlamda sanatı; ilahî/gerçek sanat vegündelik/basit sanat olarak iki türe ayıran Tolstoy, soylu/gerçek sanat anlayışından uzaklaşıp haz duygunsa önem verip gündelik sanata yöneldikleri için Beethoven, Nietzsche, Oscar Wilde, Baudelaire, Verlaine, Moreas, İbsen, Wagner vb. ünlü bazı isimleri paylarken insanları “birlik ve kardeşlik duygularına” yönlendiren Dickens, Hugo, Dostoyevski gibi bazı isimleri de över. RomancıTolstoy, sanatta soysuzlaşmayı, “Hastalığın nedeni, İsa öğretisinin gerçek anlamıyla benimsenmemiş olması”na bağlar. Ona göre gerçek sanat için herhangi bir gerekliliği olmayan eleştiri de dinsel bilincin yitirilmesiyle ortaya çıkmış ve eleştirmen denilen kimseler, “kendilerine inanan kimselerin beğenilerini iğdiş etmiş ve etmeyi sürdürmektedirler”. Sanat hakkında söylediklerini, öncelikle okumamız, bugün için tartışmamız ve sorgulamamız gereken; ancak yazdıkları kadar yaşayışıyla da önemli olan; sanatta içtenliği önemserken yazıda kolaycılığa prim vermeyen Tolstoy için “Sanat ne keyiftir, ne avuntu, ne de eğlence, sanat yüce bir iştir.”

Maksim Gorki’nin anlatımıyla, “bir insanlık örneği” olan Tolstoy; “Herhangi bir insan etkinliğinin tanımlanabilmesi için, bu etkinliğin önem ve anlamının kavranılması gerek. Bir etkinliğin önem ve anlamının kavranabilmesi için ise, neden ve sonuçlarından bağımsız olarak ve ondan aldığımız hazzı falan bir yana bırakarak, bu etkinliğin doğrudan doğruya kendisini ele almak gerekir.” diyerek 20 Kasım 1910’da, yazı atölyesi dünyaya veda etti. Ölümünün 100. yılında Tolstoy gündemi oluşturabilmemiz ümidiyle Sanat Nedir kitabından bazı bölümleri, yazarının önerisini dikkate alarak, “doğrudan doğruya” aktarıyorum.

Sanat Nedir? kitabından alıntılar

“…gıda almaktan amacın haz duymak olduğunu savunan insanlar, nasıl gıdanın anlam ve önemini kavrayamazlarsa, sanatın amacını haz olarak gören insanlar da sanatın anlam ve önemini kavrayamazlar…”

Sözcüklerle aktarılan düşünceleri anlama ve kendi düşüncelerini başkalarına aktarabilme yeteneği olmasaydı insanın hayvandan farkı olmazdı.”

“Gerçekten, son zamanlarda puslu, dumanlı gizemli olma, yığınlar için anlaşılmaz olma gibi özelliklerin yanı sıra, yanlış olma, belirginlikten ve özellikle de belagattan uzak olma gibi özellikler sanat yapıtlarının artamı için, şiirsellikleri için olmazsa olmaz koşullar olup çıktı.”

Oysa bir sanat yapıtının güzel ama anlaşılmaz olduğunu söylemenin, bir yemeğin çok iyi, çok lezzetli, çok besleyici olduğunu, ama onu insanların yiyemeyeceğini söylemekten bir farkı yoktur.”

“Sanat, geniş bir halka halinde başlayıp gitgide küçülen halkalar halinde bir yol izler: Sonuçta, tepe noktası halka olmayan bir koni çıkar ortaya. Zamanımızın sanatında olup biten tam da budur işte.”

Bir sanat yapıtını aktardığı ayrıntıların geçekliğinden, doğruluğundan dolayı değerli bulmak, dış görünüşüne bakarak bir yiyeceğin besleyiciliği hakkında kanıya varmak kadar tuhaf bir durumdur. Bir sanat yapıtının değeri için onun gerçekliğini ölçüt alıyorsak, burada bir sanat yapıtından değil, sanat yapıtının taklidinden söz ediyoruz demektir.”

“Bizim toplumumuzda sahte sanat yapıtları üretilmesinde etken olan üç koşul olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, yapıtlarına karşılık sanatçılara oldukça yüksek telif ücretleri ödenmesi ve bunun sonucu olarak da sanattan geçinmenin, yani profesyonelliğin yaygınlaşıp kurumsallaşması; ikincisi, sanat eleştirisi; üçüncüsü ise sanat okullarıdır.”

Zevkleri iğdiş olmuş insanlarda sanatı alımlama yeteneği dumura uğramıştır; bunlar sanat yapıtlarını değerlendirirken, öğrendikleri şeyleri devreye sokarlar, bu da onların kafalarını öyle bir karıştırır ki tam tersi bir noktada bulurlar kendilerini.”

“Gerçek sanat, kocası tarafından sevilen bir kadına benzer; süslenip püslenmeye gerek duymaz; taklit sanat ise fahişeler gibi sürüştürmek, takıp takıştırmak zorundadır.”

Gerçek sanatın ortaya çıkış nedeni, sanatının biriken duygularını dile getirmek için duyduğu içsel gereksinimdir; tıpkı bir annenin gebeliğinin nedeninin sevgi olması gibi. Taklit sanatın nedeni ise, tıpkı fahişelerinki gibi maddi çıkardır.”

“Çağımızda sanatın görevi, insanların esenliğinin onların bir araya gelmelerinde, birleşmelerinde olduğu gerçeğini akıl alanından duygu alanına geçirmektir; sanatın akıl alanından duygu alanına geçireceği bir başka gerçek de varlığını sürdürmekte olan şiddetin egemenliğinin yerini ilahî egemenliğin, başka bir deyişle hayatımızın en yüce amacı olarak bizlere sunulmuş olan sevginin egemenliğinin alması gerektiğidir.”

Hasan ÖZTÜRK

* http://www.edebiyatufku.com / 16. sayı / Ekim 2009’da yayımlanmıştır.

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: