“Doğan Kitap”tan Neden Nefret Ediyorum?

 

Sanırım ilkokul yıllarımdaydı, ilk okuma kitabımı alışım. Rahmetli dedemle birlikte onun maaşını çekmeye gittiğimizde (o zamanlar bankamatik kartları yoktu) o sırasını beklerken, ben de bana verdiği ufak harçlıkla bankanın hemen yanındaki kitapçıdan kitap alırdım. Hemen hemen her ay yapardım bunu. O zamanlar kitapların sadece okunmak için basıldığını sanırdım. Hala da öyle olduğuna inanmak istiyorum…

 

Zaman geçip de yaşımızı başımızı aldıkça, roman isimleriyle birlikte yazarlarına, baskı kalitelerine, arka kapak yazılarına ve tabi ki bunları bize sunan “yayınevleri”ne de dikkat etmeye başladım. Herkes gibi… Doğan Kitap (alt satırlarda DK yazacağım) etiketli ilk kitabımı ise ne zaman aldım hatırlamıyorum. Ama kütüphanemde DK’den çıkan pek çok kitap var. Ne yazık ki ısrarla da almaya devam ediyorum çünkü bazı kitaplar alternatif yayınevlerinden basılmıyor ve sadece bir yayınevinin tekelinde bulunuyor. Telif hakları… İmkan olsa DK etiketli hiçbir kitabı almam. Ama bazen buna mecbur kalıyoruz.

DK’ye karşı, başka hiçbir yayınevine karşı olmayan bir antipatim var. Benim gibi pek çok okurda da böyle bir durumun olduğunu tahmin etmem güç değil. Bir kere kafadan ofsaytta kalıyor DK ve ismin başında “Doğan”ı görmemiz bile çok şey anlatıyor bize. Bir işin ucunda Aydın Doğan varsa biliyoruz ki para vardır. DK’den çıkan kitapların hiçbirinde, hadi o kadar acımasız olmayayım ve büyük çoğunluğunda diyeyim; sanat, edebiyat, estetik vs… kaygısı olduğunu düşünmüyorum. Yazarlardan bahsetmiyorum burada, sakın yanlış anlaşılmasın. Yazarlarda böyle bir kaygı muhakkak vardır ama yayınevinin genel politikasında bunun olmadığı çok açık. Popülist sözde siyaset kitapları (Gülen hareketiyle ilgili basılan kitaplar bunun en açık örneği), tarih anlayışından uzak tarih kitapları (Bardakçıizm tarzı tarih), alternatif kapaklar üreterek basılan kitaplar (Elif Şafak’ın Kağıt Helva’sı buna bir örnek olabilir belki) ve daha da ileriye giderek mankenlerin yazmış olduğu kitapları(!!!) (Tuğba Özay’ın Bedel’i) basarak sanata, edebiyata, kültüre ne kadar hizmet ettiklerini kendileri ortaya çıkarıyorlar zaten…

Geçtiğimiz yıllarda, bir imza gününde karşılaştığım Elif Şafak’a da neden DK’ye geçtiğini sordum ve bir okur olarak bunun beni çok fazla rahatsız ettiğini vurguladım. Bana, (kendince haklı) pek çok sebep sıraladı. Ben DK’nin ticari kaygısı olan ve satış amaçlı, kar amaçlı bir yayınevi anlayışıyla hareket eden bir bakış açıları olduğunu ısrarla vurgulamama rağmen, bana öyle yansıdığını ama aslında öyle olmadığını vurguladı. Tatmin edici gelmedi hiçbiri bana ama üstelemedim de. Şimdi baktığımda Elif Şafak’ın yeni kitabı “İskender”in kapağını gördüğümde şaşırmıyor olmam da bununla alakalı. Metis’ten çıkan kitaplarının hiçbirinde böyle bir şey yoktu. Okurlar hatırlayacaktır kitap kapaklarını. Ama şimdi “nasıl daha fazla satarız” mantığıyla hareket eden DK, kitabın yazarını, hem de bir forma sokarak koymuş kapağa. Bunun Elif Şafak’ın fikri olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Ama bu fikre ortak olduğu ve karşı çıkmadığı için onu da suçluyorum tabi ki. Önemli olan burası değil. Önemli olan bu yayınevinin bakış açısı. Ve okur olarak beni rahatsız eden kısmı da bu. Daha önce yine Elif Şafak’ın (özellikle takip ettiğim ve beğendiğim bir yazar olduğu için onu örnek veriyorum) Kağıt Helva diye derleme bir kitabını basmışlar, bir de sert kapak yapıp incecik kitabı oldukça yüksek bir fiyata piyasaya sürmekten çekinmemişlerdi. Bu zihniyetle, Elif Şafak’ı kitabın kapağına koyan zihniyet aynı zihniyet işte. Şayet Elif Şafak’la önümüzdeki günlerde bir kez daha karşılaşmak nasip olursa, bunu ona da söylemekten çekineceğimi sanmıyorum. Okurlarını önemseyen bir yazar olduğunu söyleyen Elif Şafak, ne yazık ki başka şeyleri daha çok önemser hale geldi. Neyse konumuz Elif Şafak değil…

 

Kısa süre önce bu sefer de facebook’ta DK’nin sayfasına denk geldim. Bir yarışma düzenlemişler güya ama nasıl bir yarışma belli değil. Herkes mi şikayet eder, herkes şikayetçi bu durumdan. Önce DK’nin iletisini ardından da yazılan bazı yorumları olduğu gibi aktarmak istiyorum:

  • Doğan Kitap: Soruyu doğru cevaplayan birinci, yüzüncü, dört yüzüncü, bininci, bin beşyüzüncü, iki bininci, iki bin beşyüzüncü, üç bininci, dört bininci ve beş bininci şanslı okurumuz imzalı kitap kazanacaktı. Bu durumda yarışmayı sadece birinci olan Mustafa Demir kazanmış oldu. Kendisini tebrik ederiz.
  • Doğan Kaytan: ‎3.300 üyeniz var ve 5 binlerden bahsediyorsunuz? Ne kadar mantıklı bir karar böyle.
  • Duygu Sakarya: Benim gibi adam akıllı cevap verenlere haksızlık oldu…
  • Mehmet Turhan: Sevgili Doğan Kitap, sorunuzu ”ilk” doğru cevaplayan benim. Elimde bunun kanıtı olan ekran görüntüsü var, isterseniz size gönderebilirim böylelikle inceleyebilirsiniz. Kaldı ki sorunuza yalnızca 1 defa yanıt verdim ama cevabım silindi her nedense. Şu an hakkım yeniyor resmen.. Bi açıklık getirmenizi rica ediorum sizden.. Saat 3’ten beri bilgisayar başında bekliyorum..
  • Sevcan Alkaya: Adam olsaydınız da belirtseydiniz şık olarak yazılması gerektiğini.. Yaptığınız saçmalık!!!!! Ayrılıyorum bu sayfadan anca insanları kandırıyorsunuz..
  • Doğan Kaytan: Ben yarışmanıza katılmadım. Aslında haberim de yoktu. iyiki de olmamış. Sayenizde Elif Şafak’ın son kitabını da almayacağım. Bu kadar kişinin hakkını yemişsiniz anlaşılan. Sayfanızdan da çıkıyorum. Sizlere hayırlı işler.
  • Gizem Sarmaşık: Ooo haksızlık yapıyorsunuz beşbinleri bulamayacağınızı bildiğiniz halde bilerek yapıyorsunuz 9 kitap daha vermemek için. Bu kadar kaliteli ve büyük bir yayına yakıştıramadım doğrusu bu sayfaya güvenim falan kalmadı. Tesadüfen bugün beğenmiştim bu sayfayı ama geldiğim ilk günden pişman oldum.
  • Niyazi Birol: aydın doğan la alakalı ise kesin 1 mallık vardır.
Yorumları hiçbir oynama yapmadan aktardım. Basit bir facebook sayfasını bile yönetemeyen bir kuruluşun kitap basması olayından bahsediyoruz. Bence her şey ortada. Amacım DK’yi karalamak falan değil ve açıkçası buna gerek de yok. Ama umuyorum ki bazı konularda daha hassas davranacakları bir zaman gelir. Bir okur olarak üzüntüm bu yönde. Dedim ya, hala umudum var. Düzelirler mi? Belki…
Reklamlar

One response to ““Doğan Kitap”tan Neden Nefret Ediyorum?

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: