İğreti Olmayan Bir İğreti Surat

 

Uzun zamandır bu kadar zevk alarak bir kitabı okumamıştım, diyecek bir kitap okudum yakın zamanda. Marcel Ayme’nin “İğreti Surat” adlı eseri. İlk kez Varlık Yayınları’ndan çıkmış 1955’te. Benim okuduğum baskısı ise 2007 yılına ve Can Yayınları’na ait. Kitabın bir başka özelliği -bence çok büyük bir özellik- ise, çevirmeninin Nurullah Ataç olması. Kitap hakkında hiçbir şey bilmeseniz bile, sırf bu yüzden okuyabilirsiniz.

 

Ne anlatıyor? Roman, bir gün aniden yüzünün değiştiğini fark eden bir adamın, değişen yüzüyle birlikte değişen hayatındaki gariplikleri anlatıyor. Bir işini halletmek için bir daireye giden Raoul Cérusier’nin fotoğraflarına bakan çalışanlar, fotoğraftaki kişiyle karşılarındaki kişinin aynı kişi olmadığını fark ederler. Bunu ilk etapta Cérusier’ye anlatamazlar. Ama kendisi de bir süre sonra bu durumu fark eder. Bir yandan etrafındakilere yüzünün değiştiğini ispat etmeye çaba göstermesinin, diğer yandan da bu yeni yüz ile yeni şeyler yapmasının hikayesini okuruz. Marcel Ayme, bunu anlatırken hem karı-koca (daha genel bakarsak kadın-erkek) ilişkilerine farklı bir perspektiften bakıyor, hem de insanın varoluşundaki özsel duruşa değiniyor.

 

Yüzü değişen Bay Cérusier, kendi evinin hemen yakınında bir ev tutarak kendi karısını baştan çıkarmaya çalışır. Bir yandan da başka kadınlarla iletişim halindedir çünkü yüzü, eski yüzüne oranla çok daha yakışıklı ve dikkat çekicidir. Karısı ile bir hayli yakınlaşan Bay Cérusier, karısına böyle bir oyun oynayarak onun sadakatini ölçer belki de. Diğer yandan karısı da bu yakınlaşmaya kayıtsız kalmaz ve kocasını yine kocası ile aldatır. Bu ilişki karmaşası içinde Bay Cérusier, kendi varoluşunu sorgular ve bu varoluşu üzerinden kendi yaşamına hükmetme arzusunu da içten içe duyar. Çünkü eskiye nazaran daha yakışıklı olan kahramanımızın hayatının ipleri de artık kendisinin elindedir. Buna sebep olan kendi yüzüdür. Kitabın bir yerinde: “Demek bir kişinin yüzü ile ruhu arasında gerçekten birtakım uyuşmalar, uzlaşmalar varmış, birbirine işlermiş, birbirinin aynası olurlarmış.” diyen Raoul, ruhsal ve bedensel varoluş gerçekliğine değinmekten geri durmaz.

 

Kitap hakkında daha fazla şey yazmayacağım. Belki daha geniş bir yazıyı, ilerleyen günlerde yazma imkanı bulurum ve bir yerde yayımlarım. Sonunda ne oluyor, kitap nasıl ilerliyor diye merak edenlere tavsiyem alıp bu kitabı okusunlar. İyi bir yazar, iyi bir kitap ve iyi bir çevirmen… İyi bir konunun da ötesinde, iyi bir felsefesi var kitabın. Marcel Ayme, iğreti olmayan bir adamın İğreti Surat’ını anlatırken, zaman zaman okuru gülümsetmeyi de ihmal etmiyor. Okuyunca belki de biz de bedensel varlığımız ile ruhsal varlığımız arasında nasıl bir köprü kurduğumuzu yeniden yorumlayabiliriz. Kim bilir…

Reklamlar

2 responses to “İğreti Olmayan Bir İğreti Surat

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: