Sen Muhalif Değilsin, Sadece Benden Daha Faşistsin!

 

iDead manşetini Steve Jobs için atan Radikal, (yanılmıyorsam) arka sayfalardan birinde de  Jobs’un o meşhur sözünü tekrarlamıştı: “Hayattaki en büyük icat, ölümdür!” Gerçekten de Jobs’un da malum konuşmasında bahsettiği üzere ölüm, bizim için yani insanlar için tek ve en büyük ortak nokta belki de. Jobs, yaptıklarıyla, teknoloji dünyasında çok büyük bir isim bırakarak ayrıldı aramızdan. Şüphesiz yıllar sonra onun yaptıklarını geride bırakacak onlarca yeni buluş, teknoloji tasarımı ve benzeri olaylar gerçekleşecektir ancak Jobs’un ismi kolay kolay silinip gitmeyecektir bu dünyadan. Ölüm, aslında sadece kişilerin bedenlerinin taşınması anlamına geliyor bu manada. Tek ortak noktamız olan ölüm, farklı kıtalarda, farklı ülkelerde, farklı kentlerde olsak da bizim en geniş paydamız. Bunu ne kadar anladığımız ise belirsiz…

Jobs’un ölümü değildi sadece bu haftayı meşgul eden. Bir ölüm daha vardı. Başbakanın annesinin ölümü… Çoğumuz Allah rahmet etsin deyip geçmişizdir. Tanımadığımız onlarca başka kişi için söylediğimiz gibi. Ama bir başka güruh daha vardı ki her yerde olduğu gibi yine fırladılar bir yerlerden ve saçma sapan sözleriyle etrafta fırtınalar(?!?) estirdiler. Kimler? İnternet üzerinden, özellikle twitter ve facebook üzerinden, mikro siyasetin sınırlarını zorlayan, bir halt yapamadıkları için dillerine vurmuş olan mübarekler tabi ki…

Aslında ben bu bloga kesinlikle siyasi içerikli bir şey yazmayacağıma dair söz vermiştim kendime. O yüzden bu yazılanları da siyasi bir mesaj olarak okumazsanız sevineceğim. Siyasetin “s”si bile söz konusu değil zaten burada. Söz konusu olan şey, başta da söylediğim gibi, bizim tek ortak paydamız olan ölüm.   Televizyonlar, Başbakanın annesinin cenazesini canlı yayında verirken özellikle bir noktaya “zoom” yaptı kameralar: Başbakanın gözyaşlarına. Orada gördüğüm, naçizane olarak benim gördüğüm, Başbakanın gözyaşları değildi. Oğul Recep’in gözyaşlarıydı. Hani çok yakınınızdaki birisi sizden ayrılıp da gider ya, bir daha göremeyeceğinizi bilirsiniz ya onu; nasıl burulur içiniz, ağlarsınız, yutkunursunuz, kusarsınız, söversiniz… İşte onun gözyaşları idi. Ben orada Başbakanı görmedim. Bir evlat gördüm. Etrafındaki kameraları görmeyen, Başbakanlığını bir kenara bırakmış ve belki de çoktan unutmuş bir adam olan evlat Recep’i gördüm. “Van Minüt RTE”den eser yoktu orada. Meydanlarda, seçim propagandası yaparken atıp kesen adamdan eser yoktu. Oğluna gemi mi almış, devleti mi yemiş, villa mı yaptırmış kendisine… Belli ki her şeyi unutmuş o evlat Recep Tayyip. Anası ölmüş. Anasını alacak, götürecek, gömecek, üzerine eline verdikleri bir kürekle toprak atacak ve sonra evine dönecek hava karardığında. Önceki gece hastanede olan anasının artık bir ağaç dibinde, toprak altında olduğunu hatırlayıp ağlayacak bir daha. Başbakanlığı çok uzak kalacak. AKP çok uzak kalacak ona. Suriye’ye saydığı laflar, İsrail meselesi, Avrupa Birliği… Unutturacak kendisini evlat Recep Tayyip’in zihninde. Dahası var mı?

Ama bizim mikro siyaseti seven canım halkımız boş durmadı tabi. Dediğim gibi facebook üzerinden, twitter üzerinden bu cenazeyi kutlamaya başlamışlardı bile çoktan. “Tayyip’in anasına söylemek isterdim, oğlunu da al git!” şeklinde bir cümleyi (nerede okuduğumu hatırlamıyorum) gördüğümde tüylerim diken diken oldu. Bu kadar mı kötü bir durumdayız? Bu kadar mı faşizan duygularla bezendi zihinler? Bir “anne”nin ölümünü havaifişeklerle kutlayacak dereceye ne ara geldik?

Ben AKP’ye bugüne kadar hiçbir genel seçimde oy vermiş birisi değilim. Başbakanın beğendiğim noktaları da var, çok zayıf bulduğum ve desteklemediğim noktaları da… Ama mesele bu değil ki… Bir X kişisi, bu cenazenin bir gövde gösterisine dönüştürüldüğünü “twit”lemişti. O anda, o adam onu görüyor mudur acaba? Sevmeyebilirsiniz, desteklemeyebilirsiniz, nefret dahi edebilirsiniz… Önemli olan bu kısım değil, önemli olan, sanki anneleri yokmuş gibi davranan işe yaramaz bir güruhun, falanca kişinin annesinin ölümünden faşizanca zevk duyması. Ah benim canım halkım, umarım Aziz Nesin bu “salaklık” mevzusunda haklı değildir. Yoksa binlerce salakla aynı kara parçasında yaşadığım için kendimi şanssız hissetmeye bir adım daha yaklaşmış olacağım.

Ha bu arada, sizin hiç anneniz öldü mü?

 

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: