Roka Meselesi

 

Roka 1,5’tan 1’e düşmüş!

Ama çocukluğumdan beri üzerimde etkisi olan bütün sebze ve meyveler, aşağı yukarı bahçede olanlardı. Bahçede olmayanları yabancı bulduğumdan mıdır nedir ya yemedim ya da tadını dahi bilmedim. Belki de alındıklarında, yıkanıp da tezgahta bekletildiklerinde korktum onlardan bir yabancıymışlarcasına. [Pırasa hariç değil!] Ne zaman ki bahçede bir şey yetişti, gittim kopardım ve çoğu zaman da doğal hallerini sevdim. Kara lahananın pişmemişini seviyor olmamın sebebi de bahçenin, onu o şekilde bize vermesi olsa gerek.  Maydanoz, hep kuytu bir köşede yetişti örneğin; ya bir duvar dibinde ya da bir ağaç altında. Domatesler, pazardan alınanlar kadar kırmızı değildi belki ama daha lezzetli idiler. Belki de ben lezzetli olduklarını düşünüyordum, çünkü bahçe ürünü idiler. Onu bize veren toprak, yabancısı olmadığım bir topraktı.  Salatalıklar -ki ben ‘hıyar’ derim çoğu zaman- daha sulu idi ve kokuları da farklı idi. Ya da burnum farklı idi. Her şey daha “daha” idi… Hepsini sevdim galiba. [Kara lahana dahil değil!] Ve galiba bozulmanın ilk aşamalarından biri de roka ile oldu. Ya da dere otu ile… Büyüdüğümden midir nedir bilmem, o kadarını hatırlamıyor zihnim artık. Yine de rokanın 1,5’tan 1’e düşmüş olmasını bilmek güzel… Güzel sebzeler kadar güzel…

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: