Eski Bir Mevsimden Kalanlar

 

Küçüktüm. Ne zamandı bilmiyorum. Belki altı, yedi yaşlarımdaydım. Belki daha fazla. Daha az değil. Dedemin eline tutmuş, yürüyorum yol boyu. Nereye gittiğimizi şimdi hatırlamıyorum. Camiye mi gidiyordu dedem? Günlerden Cuma mıydı? Öğle vakti miydi, akşamüstü mü? Bilmem… Dedemin eline tutmuşum, yürüyoruz. Yürürken pek konuşmazdık galiba. Aramızdaki mesafe uzak olduğundan mıdır nedir, zor gelirdi belki de. Dedemin boyu uzundu. Belki iki metreye yakın. Şayet dik dursaydı, o kadar olurdu. Ama ardında bıraktığı yılların ağırlığı fazla gelmiş olacak ki omuzlarını dik tutamıyordu. Hafif bir kamburu vardı, çok değildi ama yine de belirgindi. Belki de binlerce kez geçtiği yolu, sanki ilk kez geçiyormuşçasına dikkatle incelerdi. Belki de kafasından başka şeyler geçiriyordu ama doğrusu bunu bilemezdim. Kafasının içinde değildim ya… O zamanlar etrafta daha çok ağaç, daha az bina vardı. İnsanlar daha çok konuşurlardı. Her şey için, her şeye rağmen ayırabilecek zaman vardı. Şimdi…

Yol boyu yürüyorduk. Bir aralık karşıdan eli yüzü düzgün, -şimdi anımsadığım kadarıyla- yirmi beş, otuz yaşlarında bir abinin geldiğini gördüm. Üzerinde koyu renk bir ceket vardı. İçinde de bir gömlek. Galiba bahar aylarının ortaları falandı. Şimdi o abinin üzerindekileri düşününce, mevsimi tahmin etmek biraz daha kolay oluyor. (Yoksa güzün son zamanları mıydı?) Bize doğru yaklaştıkça önce ceketini düzeltti ve de gömleğinin yakasını. Karşısındakine saygı duyduğunu belirtir bir ifade vardı suratında. İyice yaklaştığında, bir gözünün kör olduğunu fark ettim. Ya da başka bir rahatsızlığı vardı bilmiyorum ama gözleri farklı gibi idi. Önemsiz bir ayrıntı olarak kazınmış zihnime. Yanımızdan geçerken, “Selamun aleyküm…” dedi dedeme bakarak. Ve geçip gitti. Dedem karşılık vermedi. Yürümeye devam ettik. Dedemin omzuna ağırlık veren yılların etkisiyle buruş buruş olmuş elinden sıyrılmaya çalıştım. Dedem bunu fark etmedi. Yola devam ediyorduk. Arkamı döndüm, abi de yoluna devam ediyordu. Dedemin, neden ona “Aleyküm selam…” demediğini önemsemiş miydi, merak etmiş miydi ya da buna üzülmüş müydü, bunu düşünmüş müydü bilmiyorum. Arkasından bakarken, ona doğru seslenip, “Abi, dedem biraz ağır işitiyor, yaşlılık işte…” demeyi istedim dedemi savunacak gibi. Olmadı… O kendi yoluna gitti, biz de kendi yolumuza gittik.

Biz değildik aslında, yoldu devam eden. Yol hiç bitmiyordu. Hep gidiliyordu ama hiç kısalmıyordu. Zaman da yol gibiydi, hep ilerliyordu ama hiç bitmiyordu. Bittiği zamana kadar, biteceğini anlamıyorduk ya da… Yıllar sonra, bunları yazarken, o abiyi bir daha görmediğimi fark ettim. Ve o zamanın birkaç yıl sonrasında, dedemi de bir daha göremeyeceğimi, o zamanlar hayal edemezdim…

.

Reklamlar

2 responses to “Eski Bir Mevsimden Kalanlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: