Erken Gelen Bir Güzün Ağdalı Hüznü

Tarihi yazılmamış, belki geç kalınmış, belki de alındıktan sonra üzerinden zaman geçince ne zaman alındığı unutulup tarih atılmamış bir kitap. Yükte hafif, pahada ağır. İlk sayfasını çevirmekle başlar bir kitabın yolculuğu ve o kitabı okuyan gözler eşlik eder kitabın yolculuğuna. Okundukça, aynı sıradaki koltukların, biri koridor tarafını diğeri cam kenarını paylaşmış iki yolcu misali devam eder kitap ile okuyucunun yolculuğu. İşte böyle… İşte böyle…

Cafê Esperanza! Bilsem ki neredesin…

Kitap tarihsiz… Tarihini o atmadı. Tarihini atmamıştı. Oysaki hep yapardı bunu. Atardı tarihi. Yazardı ismi. O atmayınca tarihi, ben de atmadım. Belki de tarihsiz kalacak nadir kitaplarımdan birisi olacak. Hem tarih nedir ki? İnsanların, işlerini daha kolay yapabilmek için uydurdukları bir sistemsizlik. Öyle ya, hiçbir takim birbirine uymuyor. Sistem tutsaydı, aynı olmaz mıydı her yerde? Maya takvimi, bu kadar kolay ilan edebilir miydi kıyameti? Şimdi, bütün bunlar, bu “zaman” savsatası, tarihler, saatler bu kadar belirsizken; bir kitaba tarihin atılmamasını sorun edebilir miydim? Buna hakkım var mıydı? Haksız mıydım? Neredeydim sahi? Neydim?

Ben de, yazılmış olan gibi, “erken gelen bir güzün ağdalı hüznü”nü yaşıyorum belki. Öyle demişti ya Ali… Ali… Sahi nerede Ali? Yazdıkları kadar var mıydı? Erken miydi? Biz mi geç kalmıştık? Hüzün, erken mi uğramıştı kapısına?

Okurken kırmızı bir kalem aldım elime. Çizdim altını kitabın orasının burasının. Kalemimin rengi kırmızı… İyi ki kırmızı imiş. O benden önce çizmiş. Fark ettim. Kurşun kalemle çizmiş. Sonra onun beğendiği –yani altını çizdiği yeri- beğendim ben de. Aynı renk kalemle çizsek olmayacakmış. Kırmızı kalemimle, onun çizdiği yeri yeniden çizdim. Yakılmış ve bitmiş bir kibrit çöpünün kısa ve hazin hikayesini birkaç cümleye sığdıran yazara takıldı aklım yine. Sonra da ona… Aynı yeri beğenmişiz. Kibriti… Belki de bitmişliği, bitebilecekliği, yitebilecekliği; zamanın kısalığını, uzunsuzluğunu, uyumsuzluğunu… “Eskiden yanabilecek bir kibrit çöpüydü, oysa şimdi yanmış bir kibrit çöpü artık.” derken, kibritin kısa hayatından ne kadar uzun bir hayatımız olduğunu mu vurguluyordu yazar? Yoksa Darwin’in efsanevi kaplumbağası kadar yaşayamayacağımızı mı? Çizdim altını bütün satırların ve diğer sayfaya geçtiğimde, biraz daha ‘biz’ olmuştuk.

“Bütün kişi ve kiplerde çekilen geçişsiz bir fiil özlem” dediğini duyar gibi oldum yeniden. Benden önce okuduğu bu kitabın altını çizdiği bu satırlarda, sanki sesi kulağımda yankılanıyordu. Eski Yeşilçam filmlerdeki mektup sahneleri gibi… Ediz Hun’un okuduğu o malum mektupların birindeki fondan gelen Filiz Akın sesi gibi idi yaşadığım o an: “Cafê Esperanza sonsuz sayıdaki bu duruş noktalarından biri mi yalnızca? Kuruduk mu? Katıldık mı? Taşıllaştık mı? Öldüğünün farkında olmayan ölüler miyiz?”  Ve başka satırlar… Bizi biz yapan satırlar… Ali’nin satırları…

Kafasına saksı düşen o adamın bok yoluna gitmiş olduğu gerçeğini değiştirmese de, saksının oraya düşmesinin de bir sebebi olduğu gerçeği gibi… Gerçekler çatışması diye bir şey var mıdır dünyada? Hangi dünyada vardır? Bir dünya var mıdır? Daha iyi bir dünya var mıdır? Kuruduk mu? Katıldık mı? Taşıllaştık mı? Filiz… Filiz… Filiz… Şimdi bir mektup okuyacak bana… Bir söz edecek belki başka bir kitaptan. Ben bir başka renkte bir başka kalem alacağım elime. Bu sefer kitabı baştan sona çizeceğim. Bir başka kitabı baştan sona çizeceğim. Çizdikçe ben olacağım. Çizdikçe o olacağım. Çizdikçe olacağız. Öldüğünün farkında olmayan ölüler olsak da, çizdikçe var olacağız. Nerede olacağız bilmem, ama Cafê Esperanza’da olmayacağız. Şimdi olmayacak. Kibritin kısa ömrü gibi, bir daha şimdiki “şimdi” olmayacak… Belki de bir daha erken gelen bir güzün ağdalı hüznü bile olmayacak…

Reklamlar

2 responses to “Erken Gelen Bir Güzün Ağdalı Hüznü

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: