Mavi Yeşil’in 74. Sayısı Çıktı..!

Şimdi derin bir nefes alalım. Uçağımız birazdan kalkacaktır. Lütfen yeniden kontrol edin, koltuklarınızın dik, masalarınızın kapalı olduğunu… Can yelekleri koltuğunuzun altındadır. Ama ihtiyacınız olmayacak. Çünkü bu uçağın düşmek gibi bir tehlikesi yok. Hatta daha önce türbülansa bile girdiği görülmedi. Yani sözün özü, Mavi Yeşil, uçmaya devam ediyor.

İşte böylece 74. sayı da raflardaki yerini aldı. Kazasız belasız 74. uçuş demektir bu. Hep diyoruz, varsa civarda daha iyisini yapan, beri gelsin. Ama çıkmaz. Geçenlerde bir arkadaşımız, “11 yıldır mı çıkıyordu?” diye sorduğunda, “12 bitti,” dedim. 13. yıldayız yani. Dile kolay. Şu anda bu dergiyi okuyan bazı ortaokul öğrencileri, dergi çıkmaya başladığında dünyada değildiler. Çevrenizde varsa 13 yaşında bir çocuk, onun karşısına geçip şöyle bir bakın. İşte Mavi Yeşil, o kadar büyüdü!

Yeni yıla yeni bir yüzle girdiğimiz biliniyor artık. Okurlarımız arasında bu yeni şekli beğenmeyen olmadı. Eskiye nazaran çok daha iyi bir iş olduğunu düşünüyor dostlarımız. Daha iyisini de bekliyorlar haliyle. Zamanla daha da iyi bir hale gelecek dergimiz. Kimsenin şüphesi olmasın. Mavi Yeşil türbülansa girmeden uçmaya devam edecek. Keyfini çıkarın…

Bu sayı da yine dopdolu. Önce kendimle ilgili bir küçük not düşeyim. Benim, ilk kez bir öyküm yayımlandı Mavi Yeşil’de. Açıkçası bu sayıya bir eleştiri-inceleme yazısı yetiştiremediğimi itiraf etmem gerek. Ama benim için de iyi oldu. Mavi Yeşil’in bu sayısı benim için özel bir sayı oldu bu yüzden. Umarım okurlar da beğenir. Her neyse… İçeriğe gelelim. Bu sayıda eleştiri, inceleme, deneme yazıları ön planda. İlgi çekici yazılar var.Nurullah Ulutaş hoca dergide ilk kez yazıyor. Aynı alanda bir de kitabı var. İlgilenenler bulabilir. Yazısında “intihar” olgusunu farklı örnek metinler ışığında inceliyor. Faydalı bir yazı. Okuyanlar da beğenecektir. Hasan Öztürk hocamız da Virginia Woolf’un günlüklerinden yola çıkarak hem Wolf’u hem de onun günlüklerini nasıl okumamız ve anlamamız gerektiğini açıklıyor. Wolf takipçilerinin okuması gereken bir yazı olduğu gibi, özellikle Wolf ile ilgilenmeyenlerin de dikkatini çekecek bir yazı. Dergimizin sürekli yazarlarından biri haline gelen Hakan Bilge ise Niçe ile sinema arasındaki köprüye değiniyor ve farklı filmler ışığında Niçe’nin nasıl anlatıldığını ve nasıl anlaşılması gerektiğini açıklıyor. Sinema ve felsefe ile ilgilenen herkesin göz atması gereken bir yazı. Maksut Yiğitbaş hoca da Arif Nihat Asya’yı incelediği yazısında, şairin “hiciv” ustası olduğunun üzerinde duruyor ve farklı şiirler ile metnini açıyor. Dikkate değer bir yazı. Gülnihal Keleş’in yazısı ise tasavvuf ve onun bozulmuşluğu ile ilgili. Keleş’in ele aldığı iki örnek metinden birisi olan Sır hakkında ben de yakın zamanda bir çalışma yaptığım için yazı ziyadesiyle hoşuma gitti. İlgilisi zevkle okuyacaktır. Esra Polat’ın yazısı doğu ile batı arasında metinler üzerine ve Tanpınar ile Orhan Pamuk’un eserleri metinde ismi geçen eserler. Asuman Türüt de geniş bir inceleme yazısı ile katkıda bulunmuş bu sayıya. Tanzimat Dönemi ile birlikte gelişen edebiyat-sanat ortamındaki atışmaları, tartışmaları incelemiş. Kaynak metin olarak yararlanılabilecek bir metin çıkmış ortaya. Bunların dışında iki öykü var. Birisi benim öyküm demiştim. Diğeri de İrfan Polat’ın Şilbalba adlı öyküsü. Şilbalba’nın ne demek olduğunu merak edenler dergiyi edinip okusunlar… Bunlarla birlikte, hangileri olduğunu belirtip diğerlerine haksızlık etmeyeyim ama benim özellikle beğendiğim bir iki şiirin yanında, dergimize şiir ile katkıda bulunan şairlerimiz ise şöyle; editörümüz Sezgin Taş, Yiğit Tornacı, A. Uğur Olgar, Hızır İrfan Önder, Tan Doğan, Ömer Eski…

Bu vesile ile bir sayının daha sonuna geldik. Uçuşumuz nihayete ermektedir yani. İnişe geçtik. Bir sonraki uçuş nasipse mayısta. Şimdi Mavi Yeşil mayısa hazırlık ediyor. Dediğimiz gibi, varsa daha iyisini yapan beri gelsin. Dergicilik dışarıdan güzel, albenisi olan bir iş. Ama mutfağa girince, çıkması zor oluyor. E para pul da yok işin ucunda… Kim neden yapsın, uğraşsın. Ama Mavi Yeşil bütün olumsuzluklara rağmen, var olmaya devam edecek. Mavi Yeşil’in söyleyecek sözü var. Daha çok sözü var…

Mavi Yeşil’in 74. sayısının içeriği de şöyledir:

Nurullah Ulutaş /Romanda Sanata Dönüşen Olgu: İntihar
Sezgin Taş / Çöl Şarkısı
Yiğit Tornacı/Son Akşam Yemeği’nde Konuşulmayanlar
Hasan Öztürk/Yazıya Adanan Bir Ömür ve Suya Atılan Bir Beden: Virginia Woolf
Tan Doğan/Mâi ve Mâyi
Hakan Bilge/Nietzsche & Sinema
A.Uğur Olgar /Bir Bakmışız
Maksut Yiğitbaş/Eleştiri Uzamında Bir Hiciv Şairi: Arif Nihat Asya
Hızır İrfan Önder/Şiirler de Ölür
Gülnihal Keleş/Sır’lı Bir Yürüyüşün Uzandığı Acı Deniz
Esra Polat/Doğu ve Batı Arasında Sıkışmış Dünyalar
Asuman Türüt/Arayışlar Dönemi’nin İlk Yıllarına Genel Bakış
İrfan Polat/Şilbalba
İlker Aslan/Acaba Nasıl?
Ömer Eski/Bozuk Gözleri Dünya’nın

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: