ŞİİRİN YENİ DURAĞI (Radikal Kitap 659. Sayı)


Zeval

ŞİİRİN YENİ DURAĞI *

Her yıl dönüşümlü olarak farklı bir türe verilen Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne bu yıl şiir dalında Fırat Caner’in Zeval isimli kitabı layık görüldü. Mühendislik eğitiminin ardından edebiyat alanında eğitim hayatına devam eden Caner, hala Türk Dili ve Edebiyatı alanında akademisyen olarak çalışıyor. Çalışma hayatını bir kenara bırakırsak, edebiyatla akademi dışında da (belki de akademide olduğundan daha fazla) ilgileniyor Caner. İşte “Zeval” de bu ilginin bir meyvesi…

Bu yılın haziran ayında piyasaya çıkan Zeval, üç bölümden oluşuyor. Aslına bakılırsa bu üç bölüm de biçimsel özellikler bakımından birbirinden çok farklı birer görüntü çiziyor. Üç bölüm de ayrı birer şiir kitabı gibi. Ancak bu, şiirler arasında bir kopukluk olduğunu göstermiyor. Aksine, Caner kullandığı muhteva ve dağarcık bakımından şiirlerini aynı çatı altında okumamıza da yardımcı oluyor. Her şiirin, her bölümün ayrı bir dünyası var ve o dünyalar esasında, bir bütünün parçası gibi.

İlk bölüm, kitapla aynı adı taşıyan, Zeval… İlk bölümde “kutsal”a karşı bir söylem var. Şaman fikrini merkeze alan bu bölümde medeniyet, din, inanç sistemi, yaşam ve ölüme dair olan düşünceler dikkat çekiyor. Şiiri kullanarak adeta bir inanç sistemi eleştirisi ya da dinler tarihi okuması sunuyor okurun önüne Fırat Caner. Zaman zaman ağır bir sorgulamaya dönüşen ilk bölüm şiirlerinde kaleminin ucunu da bir hayli sivriltiyor bana kalırsa şair. Dinlere dair olan söylem ile eylem arasındaki kopukluğu da bu şekilde gösteriyor bize. Örneğin melancholia adlı şiirindeki “uzun kitaplar yazılıyor / çok sonra ölümünden / ve onun adıyla başlayan / öçler alınıyor”  dizeleri, bu inanç sistemleri üzerine olan sorgulamanın sadece bir köşe başını gösteriyor bize. Olanı eleştirirken, olması gerekene de işaret ediyor sık sık satır aralarında Caner.

Taş Denizi adlı ikinci kısımdaki şiirler, ilk kısımla belli noktalarda benzerlik gösterse de biçimsel olarak daha farklı ve okuması da daha zor bir zeminde duruyor. Her ne kadar ilk bölümdeki şiirler kadar olmasa da, bu bölümdeki şiirlerde de çeşitli dini göndermeler mevcut. İmge, şiirlerinde önemli bir yer kaplıyor Caner’in. Küçük bir noktadan çıkmış gibi duran şiirler, geniş bir dünyaya açılarak çabuk tüketilmesi zor metinler sunuyor ve böylece de okurun zihnini kurcalıyor.  Taş Denizi başlıklı kısımda daha yalın gibi görünen şiirlerin altında bana kalırsa önceki bölüme nazaran daha yoğun bir anlatım var.

Kitabın üçüncü ve son kısmını ise Islıklar adlı bölüm oluşturuyor. Bu bölüm, ilk iki bölüme göre daha farklı bir muhteva içeriyor. Zeval ve Taş Denizi’ndeki duruş, dünyevi bir boyuta doğru evriliyor. Soyut olandan somut olana doğru bir değişim gösteriyor Caner’in şiir dünyası. İnanca yönelik sorgulayıcı tavır geride kalıyor artık ve dünyaya dair, kendini bulmuş bir figür çıkıyor sanki karşımıza. Ancak imgesel anlatımı devam ediyor şairin. Zaten kitap boyunca bu imgeyi genel olarak kaleminden düşürmediğini de görüyoruz Caner’in. Bu duruş, Islıklar’da da devam ediyor ve son şiir olan şiir yazmayı unuttum ile kitaba son nokta koyuluyor. Son şiir, şiir diye sunulan her satırı yeniden sorgulamamıza, okumamıza da işaret ediyor. Kendi yaptığı dünyayı kendisi yıkan Caner, bu son şiirini belki de bu yüzden, “Artık özgürüm.” şeklinde son derece sade ama bir o kadar da derin bir ifadeyle noktalıyor. Şiir, bütün bu sorgulamanın ardından özgürlüğe açılan bir kapı oluyor.

Zeval, hacmine oranla oldukça yoğun ve okunması zor bir kitap genel olarak. Bir çırpıda bitirilemeyecek, bitirilse bile tekrar tekrar dönülüp bakılması gereken, haz verici ancak hazmı zor bir metinler bütünü… Belli bir okuma birikimi gerektiriyor bu yüzden de. “… [şairin] şiirinin şimdisi sadece şiirle ilişkisinin seyrine değil, aynı zamanda okuru ile ilişkisinin olgunlaşmasına bağlıdır. Zeval, bu yönüyle benim kendi serüvenimi ifşa edişimdir, kısa bibliyografyamdır, Eco’nun bakış açsısını devşirerek söyleyecek olursam okura gelecek için verdiğim anahtardır.” diyen Caner, kendi şiirinin şifrelerini görmemiz açısından da önemli ipuçları sunuyor bize. Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nün bu yılki sahibi Zeval, ilk sayfasından itibaren okuru alıp büyük bir yolculuğa çıkarıyor ve en sonunda da okurun ruhunu özgür bırakarak bu yolculuğa son veriyor. Üslubu, muhtevası ve biçimsel özellikleri ile Zeval, Türk şiirinin önemli örneklerinden birisi olduğunu şimdiden gösteriyor bize.

 

Radikal Kitap 659

* Radikal Kitap’ın 1 Kasım 2013 Cuma günkü 659. sayısında  yayımlanmıştır.
http://kitap.radikal.com.tr/Makale/siirin-yeni-duragi-385953

 

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: