Monthly Archives: Aralık 2013

Yurdumun Şairleri Şiir Tahlilleri – II : NOEL BABA

noel baba

Yurdumuzun şairlerini tanımaya ve tanıtmaya devam ediyorum. Şimdi bahsedeceğim şair Nazmi Adalı abimiz. Kendisi, fotoğrafta da görüldüğü üzere 55 yıldır şiir yazdığını iddia etmiş. Umuyorum ki 56 yaşında değildir. Eğer öyleyse, fazlasıyla sansasyonel bir iddia olur bu. Emekli bir memur olduğunu da hesaba katarsak, memuriyet hayatını şiir yazmaya adamış Nazmi Adalı abimizi saygıyla selamlamak gerek.

İnceleyeceğimiz şiiri ise NOEL BABA isimli şiiri. Yeni bir yıla gireceğimiz bu güzel günde, bu şiiri incelemenin uygun olacağını düşündüm.

Önce biçim olarak bakalım. Şiir her ne kadar 190 ile asfalt yolda şaha kalkmış bir Ferrari gibi aralıksız yazılmış gibi görünse de aslında 4 dizelik 4 kıtadan oluşmaktadır. Edebiyatımızda 16 dizelik bir nazım şekli olmadığını da hatırlamak gereklidir. O yüzden 4×4 şeklinde ele alınması gereklidir Noel Baba şiirinin. İki dizesinde hece kayması  olsa da şiir genel olarak 4+3=7’lik hece ölçüsüyle yazılmıştır.

Şiir adeta “Sepet sepet yumurta / Sakın beni unutma” tadında bir mani gibidir. Hatta şiiri parçalarsak dört farklı maninin bir araya geldiği bir maniler silsilesi olarak görebiliriz. Bu anlamda Nazmi Adalı’nın, şiirimize yeni bir soluk getirdiğini de vurgulamamız gereklidir.

Noel Baba, lirik bir şiir. İçinde bir umudu, bir heyecanı ve geleceğe dair bir bakışı saklıyor. İlk kıtaya dikkat edelim lütfen:

“Geliyor Noel Baba
Karlı dağlar aşarak
Böyle tipili havada
Ülkeler dolaşarak”

Şair, ilk kısımda Noel Baba’nın fedakarlığından bahsederken, bir yandan da onun yolunun gözlendiğini anlatmaya çalışıyor. Özellikle “tipili hava” vurgusu bu noktada önemlidir. Noel Baba, yağmur, çamur, kar, tipi, fırtına demeden, ilk günkü heyecanla yapmaktadır işini. 657’ye tabi, kısmi yatışlı devlet memurlarımızın pay alması gereken bir durumdur diye düşünüyor ve eski bir memur olan Nazmi Adalı’nın da lafı buraya getirdiğini zannediyorum.

“Elinde sopası var
Dayanarak yürüyor
Sırtında torbası var
Armağan getiriyor”

İkinci kısım da ilk kısmın devamı niteliğinde. Yine Noel Baba’ya bir övgü söz konusu burada. Elindeki bastonuna dayanarak belki de zar zor yürüyen Noel Baba, yine de birkaç fakiri fukarayı sevindiririm ümidiyle şehrin üzerinde baca baca geziyor. Şunu da unutmamak gerek, Noel Baba’nın sığabileceği bacalar şömine bacalarıdır ve şömineler zengin evlerinde olur. Yani Noel Baba, aslında fakirleri değil de zenginleri sevindirir sanıldığının aksine. Şairin gözden kaçırdığı bir nokta da burasıdır.

“Torbaya neler neler
Doldurmuş Noel Baba
Verecek hediyeler
Size yeni yılda

Payınıza düşecek
Nice kıymetli şeyler
En fazla sevinecek
Alacak öğrenciler”

Son iki kısmı birlikte ele alırsak, materyalist dünyaya da bir gönderme yapıldığını fark ederiz. Noel Baba çalışıp çabalamaktadır ve torbasını hediyelerle doldurmuştur. Şair burada lirizmin dibine vurarak en fazla öğrencilerin sevineceğini iddia ediyor. Demek ki Noel Baba’nın sepetinde akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar ve çeşitli elektronik malzemeler var. Günümüz öğrencilerini en çok sevindirecek şeyler bunlardır zira.

Son olarak şunu vurgulayalım: Yıllardır Noel Baba’yı bekledik, onu andık, soğuk yılbaşı gecelerinde gözlerimiz yollarda kaldı. Ama o gelmedi. Öte yandan hiç düşünmedik, “Ulan bu adam bu torbayı her sene nasıl dolduruyor. Yaşını başını almış, çalışıyor desen değil, bu değirmenin suyu nereden geliyor.” diye… Yolsuzluk muhabbetlerinin sadece ülkemizde değil, dünyada da ayyuka çıktığı bu günlerde, Noel Baba’nın torbasının ne ile dolu olduğunu da hiçbir zaman bilemedik.

Bitirelim. Nazmi Adalı beyefendi, “Noel Baba” başlıklı bu şiirinde lirik bir üslubu güncel bir muhteva ile birleştirerek postmodern bir şiir sunmuş bizlere. Sadece biçimsel özellikleri olarak değil, konuya hakimiyeti, şiire getirdiği yeni soluk bakımından da şairi tebrik etmek gereklidir.

Başka şiirlerde görüşmek üzere..

Not: Harem-Gebze dolmuşları çok sıkıntılı. Müdahale edilmeli.


Yurdumun Şairleri Şiir Tahlilleri – I : DEMLİ OLSUN

demli olsun

Şiir, edebiyat, sanat hepimizin. Herkesin okumaya, yazmaya ihtiyacı var. Ben, şahsım adına, yazmanın bir çığlık olduğunu düşünürüm. Kendini ifade etme şekli… Bazen, söz ile ağızdan çıkamayacak pek çok şeyi yazarak kağıda dökebiliriz. Bu yüzden yazı önemlidir.

Bu anlamda yazıya, şiire gönül vermiş herkesi de destekliyorum. Herkes şiir yazsın. Herkes. Hatta mümkünse buzdolabınızdaki beyaz peynir, yıkandığınız sabun, kavanozdaki mercimek, çekmecedeki iç çamaşırı… Bunlar da şiir yazsın. Ama pek mümkün değil gibi. Çünkü onların şiir yazmak için harekete geçecek elleri kolları yok. Elleri kolları diyorum, çünkü şiir için eliniz kolunuz olması yeterli. Şiir bilginiz olmasına gerek yok.

İşte malumunuz olduğu üzere Posta Gazetesi de bu hedefle yola çıkarak “Yurdumun Şairleri” başlıklı köşesinde bu yurdun dört bir yanında yetişmiş çeşitli “şairlerin şiirleri”ni yayımlayarak kültüre büyük bir hizmette bulunuyor. Diğer bir deyişle, geleneksel mizahımızı bir kenara bırakıp yepyeni bir mizah anlayışıyla, hedef kitlesiyle dalga geçiyor. Bence bu güzel bir şey. Bazen şair kişisinin altına, “50 yaşında, 40 yıldır şiir yazıyor” gibi açıklamalar da eleyerek mizahı bambaşka bir boyuta taşıyor. Yakında 25 yaşında ve 50 yıldır şiir yazan insanlarla da karşılaşmamız mümkün olabilir.

Madem böyle bir başlık var, ben de bundan böyle naçizane, oradaki şiirleri tahlil etmeye çalışacağım. Kültüre bir hizmet de benden gelsin. İlk şiirimse “Çetin Parlar” isimli şairimize ait olan “Demli Olsun” başlıklı şiirdir.

*

DEMLİ OLSUN
Duydum ki bana darılmışsın
Üzme beni arkadaşımsın
Langur lungur, tarhana bulgur
Bana gönül koyma, çay koy

Yukarıdaki şiiri öncelikle biçim olarak ele alalım. Kafiye dizilişi AABX ya da AABC şeklinde olup 9’lu hece ölçüsüyle yazılmıştır. Yalnız şair son dizeyi 8’li ölçüyle yazmıştır. Bu son dizede “…koyma, çay koy” kısmında, virgülden sonra bir es vererek açık harfi yarım ses uzatarak 9’lu heceye yaklaştırabiliriz. Bu durum Divan Edebiyatındaki pek çok büyük şairde de olduğu için, bunu bir kusur olarak görmüyorum. Tür olarak her ne kadar kafiye ve heceyle yazılmış olsa da bu şiiri bir türle bağdaştırmak mümkün görünmüyor. Koşma desen değil. Mani desen değil. Sagu magu agu gugu… Hayır, hiçbiri değil. Şair adeta kendi türünü kendisi belirleyerek yeni bir şeklin de öncülüğünü yapmıştır gibime geliyor. Bu duruşu da takdir etmeden geçmemek lazım.

Şiirin muhtevasına girersek çıkamayız diye korkuyorum gerçi ama yine de değinmek gerek. Burada şairin şiir anlayışının Garip Akımından beslendiğini öncelikle vurgulamak gerek. Adeta “Garip Akımı rakıyı, balığı şiire sokarsa, ben de tarhanayı bulguru sokarım.” diyerek Garipçiler’e nazire yapıyor şair. Halk ağzını son derece etkili kullanarak, şiire yeni bir boyut kazandırıyor adeta.

Şair, şiirine bir sitemle başlıyor. Burada bir arkadaşına yazılmış gibi görünen dizeler, belki de arkadaşa değil sevgiliye yazılmış gibi bir hava katıyor şiire. “Üzme beni arkadaşımsın” diyen şair, geçmişe de bir gönderme yapıyor. Şiirin ikinci kısmı diyeceğimiz son iki dizeye “Langur lungur, tarhana bulgur” şeklinde başlayarak, “Ulan sen bana tavır alsan ne olur almasan ne olur, çok da fifi” diyor adeta ve son dizede de vurucu cümleyi, “Bana gönül koyma, çay koy” şeklinde aktarıyor.

Bireysel şiiri toplumcu gerçekçi bir çerçeveye yaslayan şair, aynı zamanda da bir kardeşlik mesajı veriyor. Çayın birleştirici ve bütünleştirici gücüne vurgu yapan Parlar, son dizedeki “çay koy” cümlesiyle şiirin başlığına da yeni bir gönderme yaparak “çayın kralı demli içilir” zihniyetini vurguluyor.

Postmodern şiirin sınırlarını zorlayan bu şiir, şiirimizin evrimini görmemiz açısından da çok önemlidir diye düşünüyorum. Garip Akımının temellendirdiği serbest şiirimizin İkinci Yeni’ye geçişindeki aşamaya benzer bir yaklaşımı da görmemiz zor değil bu şiirde. Öte yandan Divan Şiirinden de beslenen şair, eski şiirimizin dinamiklerini de gösteriyor bize adeta. Kısacası, Çetin Parlar, şiirimizi bir yerden alıp başka bir yere taşıyor. Tıpkı Metrobüsün bizi Altunizade’den alıp Avcılar’a taşıması gibi.

(Not: Şiir tahlilleri devam edecek. Tahlil edilmesini istediğiniz şiirleri bildirebilirsiniz.)


tüm sayılar

Bir zamanların standartların üzerindeki dergisi Defter’in bütün sayılarının bulunduğu arşiv.

Defter Dergisi Arşivi

defter’in tüm sayılarına buradan ulaşabilirsiniz. (550 MB)

View original post