Sessizliğin Görüntüsü: Boven Is Het Stil

Boven Is Het Stil

 

Boven Is Het Stil /Her Şey O Kadar Sessiz ki (Bundan sonra BIHS diye belirteceğim) 2013 İKSV film festivalinde oynamış filmlerden biri. Festival zamanı merak ettiğim bu filmi ne yazık ki o dönem izleyemedim. Şimdi fırsat buldum ve izledim. Üzerinde bir iki şey söylenmesi gerek belki.

Bizdeki Nuri Bilge Ceylan filmleri gibi ağır aksak ilerleyen, kasvetli ve yorgun bir film BIHS. Şehirden uzakta bir çiftlikte geçiyor hikaye. Filmin baş karakteri olan Helmer (Jeroen Willems) 50’li yaşlarında, yalnız yaşayan bir adamdır. Çiftlikte bir evi/odası vardır ve bir de bakmak zorunda olduğu babası. Babası yaşlı ve hastadır. Filmde Helmer’ın bir başkası ile arasında geçen şu diyalog, meseleyi özetliyordu aslında:

“-Yukarıda ne yapıyorsun?
-Hiçbir şey. Babam orada yatıyor. Hasta.
-Öyle mi… Nesi var?
-Hiç. Sadece yaşlı.”

Helmer, çiftlikteki sıradan ve rutin hayatına o kadar bağlanmıştır ki kendisinden bile vazgeçmiştir artık. Öte yandan Helmer, komşusu olan bir kadının kendisine ilgi göstermesine karşı mesafeli bir tavır takınır. Bir de yukarıdaki diyaloğu gerçekleştirdiği arkadaşı da ona ilgi duyar. Bu eşcinsel bir ilgidir ve Helmer’ın duyguları da o yönde gibi görünür ancak belki de bastırılmış kimliğini açığa vurmak istemez. Çiftlikte yanlarına çalışmaya gelen genç bir çocukla da benzer bir duygu alışverişi yaşar aslında. Ancak hiçbirinde Helmer’ın net bir şekilde eşcinsel eğilimlerine tanık olmayız. Aşırı bir sahne yoktur ortada. BIHS’in taşıyıcısı baştan sona aktif bir rol üstlenen Jeroen Willems. Williems, filmin çekimleri tamamlandıktan kısa süre sonra hayatını kaybetmiş. Açıkçası filmin sonunda “Jeroen Willems (1962-2012)” yazısını görünce epeyce şaşırdım ve bir o kadar da üzüldüm. Kendisi filmin çıtasını yükseltmiş epeyce. Bu anlamda hakkını vermek lazım.

boven is het stil_

Bir de babası ile arasında geçen münasebet var Helmer’ın. Bir çeşit oidipus kompleksi olarak görebiliriz bunu. Babasına karşı sevgi beslemiyor ve zorunda olduğu için ona bakıyor Helmer. Hatta bir an önce ölmesini bekliyor. Yaşlı adam da Helmer da ölümün çok uzakta olmadığını biliyor aslında. Tek bilmedikleri kaçınılmaz sonun ne zaman geleceği. Bir sahnede Helmer’ın ağzından şu cümleler dökülür: “Elleri çok güzel. Sen nereden bileceksin ki? Senin ellerin sadece dayak atmaya yaradı.” Buradan da görüleceği gibi aslında aralarında büyük bir savaş var. Babası da bunun farkında. Hatta film esnasında Helmer’ın ölen bir kardeşinin olduğunu da öğreniriz. Babası aslında ölmesi gerekenin Helmer olduğunu da söyler içten içe.

Bütün bu yüzleşme ve hesaplaşma film boyunca devam eder. Ancak yaklaşık 1,5 saatlik bir gerçekten de bu tip filmlerden hoşlanmayanlara upuzun gelebilir. Son olarak bir şeye daha değinmem gerek ki o da filmin müzikleri. Bazı sahnelerdeki görüntülere neredeyse cuk oturan müzikleri es geçmek olmaz. Filmde belki de olmasaydı bir şeyleri eksik bırakacaktı bu müzikler.

BIHS, bir adamın karakterinden ve duygularından nasıl uzaklaşıp kendisine yabancılaşabileceğini görebileceğiniz güzel bir film. Bir “kendisi olamama” hikayesi aslında. İzlemesi zor bir film ancak bu türü sevenler zevkle seyredecektir.

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: