Monthly Archives: Mayıs 2014

Bir Salyangozun Emin Adımlarla Bir Yere Doğru Sürünmesi Üzerine

Şunca

Öyle ya, bütün bunların bir bahanesi var pekala.
Pekala şu kupkuru dalların, zamanı gelince yeşermesinin;
şu salyangozun küçük ama kararlı adımlarla, belki de nereye olduğunu dahi bilmeden ilerlemesinin;
şu küçük çocuğun büyümesinin;
annemin akşam yemeğini hazırlamasının;
gökyüzünün güneşe yer açmasının;
denizin böylesi hırçınlığının ardından öylesi dinginliğe kavuşmasının;
o dilencinin yirmi yıldır aynı yerde yılmadan dilenmesinin;
pedalına basılan bütün bisikletlerin dünyayı daha da güzelleştirmesinin;
yolların hiç bitmemesinin ama yine de insanların kendine yeni yollar aramasının;
ve şunların
ve bunların
ve ötekilerinin de…

Bütün bunlar için bir bahane buluyor kişioğlu.
Bahane olmasaydı, bahaneler bulamasaydı, pekala yaşayamazdı belki de.

Salyangoz emin adımlarla ilerliyor.
Bir yerde yalpalıyor, duraksıyor, sonra belli belirsiz kaldırıyor kafasını, ileriye doğru bakıyor.
Daha gitmesine gereken onca yol var.
Ama o yolu arşınlaması için yeterince zamanı olup olmadığını hiç bilemeyecek.
Gidiyor.
Varılması zor bir hedefe doğru…
İşte şimdi, son parça dalı da tırmanacak.
Bir karınca, güneşi görmüş ya, çıkıyor yuvasından dışarıya.
Geriye bakıyor sonra ve belki de ailenin geri kalanlarını da çağırıyor.
Ağızlarındaki kum tanelerini dışarıya çıkarıyorlar tek tek.
Bir arı, peteğinden fazlaca uzaklaşmış olacak ki, dinlenmek üzere, bir dalın kenarına konmuş bekliyor.
Belki de başka bir şeyi bekliyor.
Belki de yeni bir bahane bulmak için bekliyor.

Bütün bunlar olurken göğe bakıyorum.
Bir bahanem olsaydı, bal yapmak, yuva açmak, tepeye varmak gibi…
Büyümek, yemek hazırlamak, dilenmek, ya da direnmek gibi….
Şimdi bütün yazılanları tekrar gözden geçiriyorum.
Hiçbirini beğenmiyorum.
Başımı havaya kaldırıp göğe bakıyorum.
Hayat, diyorum, işte şuncacık bir şey.
Kalemi alıyorum elime bıraktığım yerden, tek tek çiziyorum üstünü.
Üstümü başımı bir de.
Hiçbir şey, o kadar da anlamlı gelmiyor.

Reklamlar