Monthly Archives: Eylül 2015

Alıntı Defterim: Cicero – Dostluk

cicero

Akrabalar arasında dostluğu doğuran doğanın ta kendisidir; ama bu dostluk sağlam değildir. Gerçekten de akrabalar arasında yakınlık kaybolabildiği halde, dostlukta hiçbir zaman kaybolmaz: işte bu noktada dostluk akrabalığa üstündür, yakınlık ortadan kalkarsa, dostluk adı da kalkar ama akrabalık sürer. Dostluğun gücü özellikle şundan anlaşılabilir: doğanın insanları birbirine yaklaştırıp meydana getirdiği sayısız insan toplulukları içinde dostluk, o kadar sıkışmış, o kadar dar bir alana sığınmıştır ki, ancak iki veya birkaç kişi tam bir şefkatle birbirine bağlanır.

*

Dostluk mutlu günleri daha aydınlık yapar, felaketleri dağıtıp paylaşarak hafifletir.

*

Çok adil bir insan için adaleti savunmak çok kolay olmuştur.

*
Dostluk için birçoklarındaki para hırsından, olgun insanlar arasındaki mevki ve ün çekişmesinden daha büyük bir felaket olmaz. Bundan çok içli dışlı dostlar arasında büyük pişmanlıklar doğmuştur.

*

Çıkar düşüncesi dostluğu doğurmaz, dostluğun arkasından gelir.

*

Dostlarından hangisinin vefalı hangisinin vefasız olduğunu, artık ne vefalılarına ne vefasızlarına karşılık yapamayacağım bir zamanda öğrendim.

*

… varlık, erk ve nüfuz elde etmiş kimselerin, para ile alınabilecek her şeyi, atları, hizmetçileri, güzel giysileri, değerli vazoları elde edip de dostluğu, deyim yerindeyse hayatın bu en değerli ve güzel süsünü, elde etmemelerinden daha budalaca bir şey var mıdır?

*

Yapılan ve görülen iyiliklerin eş olmasını istemek, dostluğu çok ince ve derin hesapları vurmaktır. Gerçek dostluk daha zengin, daha cömerttir, sanırım aldığından çok vermemekte bu kadar titiz davranmaz: dostlukta yapılanların kaybolmasından, yere taşmasından veya hakkından fazla almaktan korkmamalı.

*

… insanların dostluktan başka her işlerinde çok daha dikkatli olmalarından yakınırdı: Örneğin hepsi ne kadar keçisi, koyunu olduğunu söyleyebilir de dostlarının sayısını bilmez. Keçi, koyun satın alırken bile titiz davranır da, dost seçimine önem vermezler.

*

Belli dost bellisiz işlerde belli olur.

*

Alışkanlığın gücü yalnız canlılarda değil cansız eşyalarda bile kendini gösterir: Uzun zaman oturduğumuz yerleri dağlık ormanlık bile olsa severiz.

*

…iyiliği yapan anmamalı.

*

… herkesin kendini sevmesi, bu sevgiden bir kazanç beklediği için değildir, herkese kendi varlığı değerlidir de ondan.

*

Dostluktan saygıyı kaldıran onun en büyük süsünü kaldırmış olur.

*

Biri göğe yükselip evreni ve yıldızların güzelliğini seyretseydi, bu seyir ona hoş gelmeyecekti, ama yanında, gördüklerini anlatacak bir dostu olsaydı, bundan çok hoşlanacaktı. Evet, doğa yalnızlığı sevmez, hep bir desteğe dayanmak ister:
çok yakın dostlukların en tatlı yanı da budur.

*

Dostunun kalbini açamazsan hiçbir şeye güvenemez, hiçbir şeyden emin olamazsın, sevdiğinden, sevildiğinden bile.

*

Kısa süren her acıya ne kadar büyük olsa da katlanılabilir.

*

cicero - dostluk

Reklamlar

Alıntı Defterim: Hasan Ali Toptaş – Sonsuzluğa Nokta

hasan-ali-toptas

Hıncahınç bir kalabalıkta, insanın en büyük sorunu kaçmaktır.

*

Çünkü bir sınırın hangi şartlarda ve nasıl geçildiği, ne düşlenir, ne anlatılır, ne de anlaşılır; onu, ancak ve ancak yaşayanlar bilir. Onlar da anlatmaktan kaçınırlar, kaçınmasalar da anlatmazlar; ya da anlattıkları bir düştür yalnızca, gerçeğin kokusuyla tatlandırılmış, gerçeğin rüzgarıyla biçimlendirilmiş, imkansız bir düştür…

*

Bildiğim tek şey, ne yaparsa yapsın, insanın birkaç saniyeye bile söz geçiremeyişi… Başka bir deyişle, yaşam dediğimiz o kocaman ve karmaşık serüvenin, kimi zaman birkaç saniyede kurgulanıp birkaç saniyede inanılmaz bir hızla yön değiştirdiği ve günlerimizin, haftalarımızın, aylarımızın, hatta yıllarımızın gerisinde kalan o birkaç saniyenin bütün ömrümüzü kapladığı…

*

Kimi zaman ayaklarımız, istemediğimiz yerlere götürür bizi; istediğimiz yerlere yani, çok önceden isteyip de kendi kendimizi engellediğimiz yerlere.

*

Ölüm ölen için değil, geride kalanlar için,

*

“İnsan yeryüzünün en bağımlı yaratığı,” dedi kırık bir sesle. “Düşündüğü için belki, ya da duyduğu için.”

*

Hiç, ama hiç yapmam dediklerimizi bize yaptıran bir şey var.

*

İnsan bazı şeylere şaşırmaya mahkumdur.

sonsuzluğa nokta


Mavi Yeşil’in 95. Sayısı Çıktı..!


Mavi Yeşil 95. Sayı

“Mavi Yeşil”, oldukça sıcak geçen yaz günlerinin ardından Eylül-Ekim 2015 tarihli 95.sayısıyla okur karşısına çıkıyor. Bu yeni sayımızda, dergimizin hazırlandığı günlerde kültür-sanat-edebiyat kavramlarından hiç mi hiç söz edilmemişken yine zengin bir içerikle okurla buluşmak bizim için sevindirici elbette. Edebiyat metinlerine yönelik değerlendirme yazıları yanında şiir ve öykü örneklerinin çokluğu da dikkat çekiyor bu sayıda. Dergi yazıları gibi derginin yazarları da dengeliyor birbirini; Ahmet Say’ın yazdığı bir dergide Ayşe Asrın Yılmaz, Buse Karaoğlu ve Ensar Kasım Demir gibi gençler de yazabiliyor örneğin. Hasan Ildız, İsmail Özalp, Buse Karaoğlu, Berna Fildiş, Ensar Kasım Demir, Ramazan Aydın, Muharrem Sönmez, Fevzi Yetkin ve Güven Fatsa, bu sayımızın şairleri. Öyküleriyle ise Ülkü Tatar, Ayşe Asrın Yılmaz, Kemal Çavuş, Rukiye Köse, Mesut Ateş ve Fatih Yavuz Çiçek yer aldı 95. sayımızda. İsmail Delihasan, Ekrem Sakar, Ahmet Say ve Gökhan Özcan yazılarıyla renk kattı bu sayıya. Nilüfer Aka Erdem, bir öykü örneğinde Zeus imgesini irdelerken Ayşegül Ergül de “Hiç” romanında kadın hallerine baktı. İlker Aslan postmodern yaklaşımla Murat Gülsoy’un “Nisyan” romanına yönelirken Hasan Öztürk de Halide Edip Adıvar hakkındaki bir kitabı değerlendirdi.

95.sayının içindekiler:

Halide Edip Adıvar ve Biyografisine Sığmayan Kadın | Hasan Öztürk…2
Sınırdaki Ölü | Hasan Ildız…5
‘Hiç’ Romanında Kadın Halleri | Ayşegül Ergül…6
‘Yalnız Seyahat Etmek’ Öyküsünde Zeus İmgesi | Nilüfer Aka Erdem…9
Üvey Anahtar | İsmail Özalp…12
Küçüğüm | Buse Karaoğlu…12
Nisyan’ın Postmodernizm Odağında İncelenmesi | İlker Aslan…13
Eskimeyen Eski | Berna Fildiş…16
İmgesel Bir Mekân Olarak Yeraltı | F. Gökhan Özcan…17
Gonca | Ensar Kasım Demir…18
Edebiyattan Müziğe Dokunmak | Ahmet Say…19
Gölgesini Arayan Rüzgâr | Ramazan Aydın…20
Şiir Sokakta Kalır mı? | Ekrem Sakar…21
Muharrem Sönmez…22
Hepimizden Biraz | İsmail Delihasan…23
Moliere’in Hayaletleri | Ülkü Tatar…25
Mavi | Ayşe Asrın Yılmaz…26
Sekiz Kadın ve Bir Adam | Kemal Çavuş…27
Yakamoz Meyhanesi | Rukiye Köse…28
Zam’an Meselesi | Mesut Ateş…29
Buğu Ömrüm | Fevzi Yetkin…30
Kanla Yazılan Şiir | Güven Fatsa…30
Fesleğen Sargısı | Fatih Yavuz Çiçek…31

(* Tanıtım Bülteninden)