EDEBİYAT/KİTAP BLOGLARI

(Görselleri, tıklayarak büyütebilirsiniz…)

 

KİTAPLAR EKRANA YANSIRKEN: EDEBİYAT/KİTAP BLOGLARI

Yazı, ilk ortaya çıktığı zamandan bugüne, önemini kaybetmeden sürdürdü. Yazının iki kapak arasına girmiş hali olan kitaplar, bundan on yıllar sonra da bizlere bir şeyler söylemeye devam edecek belli ki. Dijital çağ ile birlikte kitabın nefes aldığı sahalar da çeşitlendi, arttı dersek yanlış olmaz. Kitap artık sadece iki kapak arasında değil, parlak ekran ışıkları altında da var olmaya başladı. Bilgisayarların, tabletlerin ya da e-reader’ların pil ömrünün aksine, kitaplar tükenmeyen ömürleri ile var olmaya devam edecekler belli ki.

Bilgisayar çağı kitaplara sadece yeni bir var oluş alanı sunmadı. Bununla birlikte onların yaygınlığına, bilinirliğine, tanınırlığına da katkı sağladı ve sağlamaya da devam ediyor. Fazla değil, bundan on yıl öncesinde (belki çok daha az) kitaplarla ilgili web siteleri ve blog sayfaları bu kadar yaygın değildi. Ama bugün en amatör okurlar bile kendi beğendikleri kitapları tanıtabilecek, altını çizdikleri sayfaları başkalarıyla paylaşabilecek imkânlara sahip. Artık odak noktasını kitabın oluşturduğu blog sayfası açmak o kadar da zor değil. Haliyle bu durum, kitabın popülaritesini de artırıyor sürekli olarak. Özünde, son derece naif bir tutum barındıran bloggerlık “tık sayısı” arttıkça kendi gelişimini de kendisi sağlıyor bana kalırsa. Kişisel blog sayfaları kadar kolektif çalışmaların ürünü olan sayfalar da bir hayli yaygınlaştı. Kitaba yaptıkları katkının değeri her zaman tartışmaya açık olsa da farklı mecralara ve insanlara kitabın bizatihi kendisini ulaştırması açısından büyük bir çaba olarak görüyorum kitap bloglarını. İnternet çağının kitaba sunduğu bu önemli katkı, gelecekte yerini neye bırakacak bilinmez ama insanların kitaba ulaşması çabası hiçbir zaman yaygınlığını kaybetmeyecek gibi görünüyor.

***

Neokuyorum.org
Ne Okuyorum? yakın zamanda kurulmuş, kolektif çabanın ürünü olan bir blog sayfası. Herhangi bir yayınevinin uzantısı olmadıklarını kendilerini tanıtırken özellikle vurgulayan oluşumun kapısı, aslında eli kalem dili kelam tutan herkese açık desek yanlış olmaz. Oluşumda yer alan yazarların pek çoğu farklı mecralardan da tanınan isimler. “Ne Okuyorum?”da ele alınan çalışmaların içeriği ise tam olarak isminde anlattığı gibi. Öykü, roman, şiir, deneme, inceleme, eleştiri vb. pek çok türde kitaplar inceleniyor. Bunlar incelenirken herhangi bir sınırlayıcı unsur da yok. Yazıların kimi kısa kimi uzun… Metni ele alan yazar ne söylemişse, okuduğu kitap hakkında ne düşünüyorsa olduğu gibi aktarılıyor. Herhangi bir tür kısıtlaması da yok, yeter ki kitap olsun. Bunun dışında, muadil sayfalardan aşina olduğumuz “test” köşesi de kendi edebiyat bilginizi sınamanız açısından hem eğlenceli hem de bilgi verici bir köşe olarak düşünülmüş. Ancak çok küçük bir eleştiri yapacak olursam; sayfa, içeriğine kıyasla oldukça amatör görünüyor tasarım olarak. [1] Arka plandaki siyah fon, okuru ne kadar içine çekiyor bilinmez. İnternet ortamında görselliğin, içeriğin bir adım önünden yürüdüğü yadsınamaz bir gerçek. Alelade bir şey ararken bile gezindiğimiz sayfalar öncelikle görselliği ile dikkatimizi çekiyor genelde. Bu anlamda Ne Okuyorum? ekibinin hazırladığı güzel içeriğin daha fazla görünür olması adına görselliğe/tasarıma biraz daha özen göstermeliler diye düşünüyorum. Bununla beraber okura ulaşma adına da sosyal medyanın imkânlarını sonuna kadar kullandıklarını söylemek gerek. Henüz taze bir sayfa olan Ne Okuyorum? zamanla daha da büyüyecek ve daha fazla okura ulaşacak gibi…

[1] Bu yazı yazıldığı sırada Neokuyorum.org henüz sayfasının tasarımını değiştirmemişti. Şimdiki hali son derece profesyonel ve hoş görünüyor. Dolayısıyla bu tasarımla ilgili yaptığım eleştiri de geçerliliğini kaybediyor. Yine de metni yazdığım günkü haliyle yayınlamayı uygun gördüğüm için değiştirmediğimi belirtmiş olayım.

 

Egoistokur.com
2011 yılından beri aramızda olan Egoist Okur, geçen zamanla birlikte kendini bir hayli geliştiren blog sayfalarından. Sayfanın odak noktası tabi ki kitap. Ama bazı gazetelerin kitap ekleri gibi dar alanda kısa paslaşmalar yapmıyorlar. Sayfada, kitaplar hakkında yazılmış yazıların yanında, edebiyat ve daha geniş bakarsak sanat dünyasından haberlere de ulaşmak mümkün. “Yangında İlk Kurtarılacaklar”, “Bir Zamanlar Teknoloji”, “G Noktası” gibi bölümlerle de kendi tarzını yansıtan bir çizgi oluşturmuş durumda Egoist Okur. Sayfanın bana kalırsa en özel ve önemli bölümlerinden birisi de röportajlar kısmı. Sadece edebiyat dünyasından değil, sinema, müzik ve sanatın farklı dallarından olan insanlarla yapılan röportajlar da sayfanın bir başka zenginliğini oluşturuyor. Bu tip sayfaların konumunu belirleyen en önemli ölçütlerden biri de güncellik meselesi. Egoist Okur, sık sık güncellenen bir sayfa, bu yüzden de gündemden pek düşmüyor. Sayfaya ilk kez tıklayanlar için belki biraz karışık gelecek tasarım, birkaç ziyaretten sonra basit bir el alışkanlığına dönüşüyor. Nerede ne olduğunu hemen buluyorsunuz. Twitter’da 15 bin, Facebook’ta 25 bine yakın takipçisi olan Egoist Okur için, bir kitap bloğundan bir adım fazlası desek yanlış olmaz sanırım.

 

Kitaplıkkedisi.com
Her şeyden önce ismi ile bana Bilge Karasu’yu (Ne Kitapsız Ne Kedisiz) hatırlatan Kitaplık Kedisi, uzun zamandır bir kitap bloğu denince ilk akla gelen isimlerden biri. Son derece sade, ziyaretçisini bu anlamda yormayan bir tasarımla okurun karşısına çıkıyor Kitaplık Kedisi. “Kitap, sanat, müzik, film… Hayatı güzelleştiren her şey!” sloganıyla var olan sayfa, bu sloganın büyük ölçüde hakkını veriyor aslında. Kitaplarla, edebiyatla ilgili belli başlı haberlere ulaşabileceğiniz sayfanın bence en ilgi çekici köşelerinden birisi “Kitap Dekor” başlığı altında derledikleri kütüphaneler ve kitaplıklar. Kitabın sadece okunan değil aynı zamanda yaşanan bir nesne olduğunu görmemize bir kere daha yardımcı oluyorlar böylece. Filmlerle, müzikle ve sanatın çeşitli alanlarıyla ilgili çalışmalara da yer veren sayfanın tabi ki odak noktasını yine kitap oluşturuyor. Sadece yeni çıkan kitaplarla ilgili değil, aynı zamanda kıyıda köşede kalmış, belki bazılarımızın dikkatini bile çekmemiş olan kitaplarla birlikte, artık klasikleşmiş ve başucu kitabı dediğimiz kategoride yer alan kitaplarla ilgili yazılara ulaşmak da mümkün Kitaplık Kedisi’nde. Yalnız bu kadar zengin içeriğine rağmen sosyal medyayı ne kadar aktif kullanıyorlar, sayfa ne kadar tıklanıyor bilemiyorum. Oldukça eski bir sayfa olmalarına rağmen Ekşi Sözlük’te bile (bu bir kıstas değil mutlaka ama dikkatimi çektiği için yazıyorum) haklarında üç entry girilmiş. Okurla aradaki iletişimi kurmak için sosyal medyanın etkisinin hafife alınamayacağını düşünürsek, zengin içeriklerine rağmen takipçi sayılarının sınırlı olduğunu düşünüyorum. Yine de iyi işler okurun gözünden kaçmaz. Kitaplık Kedisi de oldukça iyi işler yapan bir sayfa. Hak ettiği değeri bulduğuna eminim.

 

 

Kitapveyorum.com
Kitap ve Yorum, bir kitap bloğu deyince aklınıza ilk gelen şey neyse tam olarak onu temsil ediyor. Çok geniş bir yazar/eser yelpazesinin yer aldığı sayfada, kitaplara dair kısa yazılar yer alıyor. Yazılar genel olarak tanıtım amaçlı yazılmış. Tabi ki yazan kişinin yorumlarını da içeriyor bu tanıtım yazıları. Yazılar uzun ve ayrıntılı değil içerik olarak. Bu anlamda eleştiriden ziyade tanıtım olduğunu yeniden vurgulamak gerek. Bununla beraber her yazının sonunda, hemen hemen bütün bloglardan aşina olduğumuz, okuyucu yorumları kısmı mevcut. Bu kısma gelip dilerseniz ilgili metne veya kitaba dair olan yorumlarınızı, eleştirilerinizi veya yapmak istiyorsanız ekleme/çıkarmalarınızı yapabiliyorsunuz. Kitap ve Yorum‘un bir amacı da aslında ele aldığı kitabı tartışmaya açmak. Yani bir bakıma yorumun yorumunu yapmak… Türk ve dünya edebiyatından çok çeşitli yazarlara ev sahipliği yapan Kitap ve Yorum, içeriği genel olarak edebiyat metinlerine odaklamış olsa da sayfada farklı alanlardaki (sosyoloji, psikoloji, hobi, felsefe vb.) kitap yorumlarına da ulaşmak mümkün. Son derece sade bir tasarıma sahip olan blog, farklı başlıklarda A’dan Z’ye sınıflandırdığı yazarlar ve eserlerle de sayfayı ziyaret edenlerin işini bir hayli kolaylaştırmış gibi görünüyor. Günlük tık sayısını bilmiyor olsam da daha fazla okurun bu sayfayı ziyaret etmesi gerektiğini düşündüğümü de söylemeliyim.

___________________________________________________

Arka Kapak Dergisi, Nisan 2016, Sayı:7
Metnin dergide yayınlanan hali görsellerdeki gibidir.

Reklamlar

Sen de söyle. Korkma. Ne düşündün?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: