Tag Archives: Bisiklet

Bisiklet-102: Bisikletten Üst Düzey Performans Alabilmenin Birkaç Yolu

17799705caaa746d17c785001054869c

Bisiklete dair daha önce Bisiklet-101 başlığıyla bir yazı hazırlamıştım. Bu yazıda daha önce bisikletle tanışmamış olan arkadaşlar için birkaç kısa hatırlatma vardı. Ne tip bisiklet almalıyım, nelere dikkat etmeliyim vs. gibi basit şeyler. Bu yazıda da bisikletinizden iyi bir performans alabilmeniz için nelere dikkat etmelisiniz, biraz bunlara değinmeyi düşünüyorum. Mutlaka işinize yarayacaktır.

*

Ekran Resmi 2017-08-10 14.52.07

Doğru kadro boyu nasıl ölçülür. İşte benim kişisel verilerim. Aşağıdaki linkten ilgili web sayfasına ulaşıp siz de kadro boyunuzu öğrenebilirsiniz.

1. Doğru Kadro ve Jant Boyu:
Aslında bu konuya bir önceki yazıda çok kısa değinmiştim. Doğru kadro tercihi sizin performansınızı büyük ölçüde etkileyecektir. Eğer boyunuza ve iç bacak uzunluğunuza uygun kadro boyunda bir bisikletiniz yoksa, sürüşten keyif almak bir yana dursun, sürüşünüz eziyete dönüşebilir. Kadro boyunu hesaplamak için çok hoş bir sayfa var. ŞURAYA TIKLAYARAK boyunuzu ve iç bacak boyunuzu ilgili alanlara girdikten sonra kadro boyunuzu hesaplayabilirsiniz. Örneğin benim boyum ortalama olarak 180 cm. İç bacak boyumsa 80 cm civarı. İlgili alanlara girdiğimde karşıma kadro boyumun 54 cm olduğu çıkıyor. Gerçekten de kullandığım bisikletin kadro boyu 54. Bir diğer husus da jant. Jantlar piyasada en fazla 26 ve 28 olarak görülüyor. Kadro boyu ile orantılı bir şekilde ilerler ve kadro ile jant birbirini destekler. Mesela boyunuz 180 cm ise ve 54 cm bir kadro kullanıyorsanız jant da 28 olmalıdır. Bu arada dağ bisikletleri ve yol bisikletleri için farklı kadro boyları karşınıza çıkabilir. Buna da dikkat etmek gerek. Yani kadro boyunuzu etkileyen bir diğer etmen de hangi tip bisiklet kullanacağınız. Bu arada ŞURAYA TIKLAYARAK da kadro boyunuzu nasıl hesaplayacağınızı bir başka şekilde görebilirsiniz.

*

 

original

Pedala basmanın da düzgün şekli mi olur demeyin. Performansınızı büyük ölçüde etkiliyor bu durum.

2. Pedala Doğru Basmak:
Belki de bazılarınız ne alaka yahu, pedal işte, bas geç diyebilir. Ama öyle değil. Şayet pedala ayağınızın doğru yeriyle basmazsanız, daha çabuk yorulacak ve bacaklarınız bir süre sonra pedal çeviremeyecek hale gelecektir. Yukarıdaki görselde de görüldüğü üzere pedala basmanız gereken nokta ayak parmaklarımızın başlangıç kısmı. Kitaplığınızın en üst rafından bir kitap almanız gerek ve uzanıp alacaksınız. Nasıl hareket edersiniz? Ayak parmaklarınızın üzerine kalkarak değil mi? Tam şimdi deneyin hadi, evde yüksek bir yerden bir şey almak için ayağa kalkın. En kötü ihtimal salondaki avizeye uzanın. Demek istediğimi anlayacaksınız. İşte orası, aslında ayağımızın en güçlü ve maksimum kuvvet uygulayabileceğimiz noktası. Bu yüzden pedala görselde de görülen noktadan basarsanız, hem daha az yorulur hem de daha keyifli bir sürüş çıkarırsınız. Bu arada yukarıdaki görselde profesyonel bir bisikletçi var ve bisiklet ayakkabısı kullanıyor. Kilitli pedal denilen pedal tipleriyle birlikte kullanılan ayakkabılar da pedala tam olarak bahsettiğimiz yerden kilitlenir. Eee, fizik bu işte. Bilim yalan söylemez.

*

How-to-properly-adjust-the-bike-saddle-height1

Doğru sele yüksekliği hayat kurtarır.

3. Sele (Koltuk) Yüksekliği:
Sele yüksekliğini yanlış ayarlamanız sürüş esnasında ve sonrasında yoğun sırt ve bel ağrıları çekmenize sebep olabilir. Selenizi doğru ayarlayabilmeniz için pedallardan herhangi biri yere tam paralelken, ayağınızın topuğa yakın kısmını (bu arada ayak kemiklerinin isimlerini bilmediğimi de şu anda fark etmiş oldum) pedala oturtup, bacağınızın 180 derece açık olmasına dikkat etmeniz gerek. Yüksek sele belinizin ve kalçanızın sürüş esnasında yalpalanmasına; alçak sele de bacağınız tam olarak açılmadığı için bacak ve dolayısıyla bel ile sırt ağrısı çekmenize sebep olabilir. Konuyla ilgili YOUTUBE’DA ŞÖYLE KISACIK VE ÇOK AÇIKLAYICI BİR VİDEO VAR DİLERSENİZ BURAYA TIKLAYARAK doğru sele yüksekliğinin nasıl ayarlanacağını görebilirsiniz.

*

 

maxresdefault

Pek çok lastiğin üzerinde ne kadar hava basmanız gerektiği yazılıdır.

4. Doğru Lastik Basıncı:
Bisiklette doğru lastik basıncının azımsanamayacak derece bir önemi var. Performansınızı direkt olarak etkiliyor. Hatta bu konu düşündüğünüzden daha da ayrıntılı. Yol bisikletlerinde ayrı, tur bisikletlerinde ayrı, dağ bisikletlerinde ayrı hava basıncı değerleri var. Örneğin yol bisikletlerinde lastikler elle dokunduğunuzda sıkamayacağınız derede sert, taş gibi olmalı. Dağ bisikletlerinde ise daha yumuşak basınçlı lastikler kullanılıyor. Bunların çeşitli sebepleri var tabi ama çok ayrıntıya girmek istemiyorum. YouTube’a “doğru lastik basıncı” gibi bir şeyler yazarsanız karşınıza çeşitli videolar çıkacaktır. Mesela bir tanesini ben buraya koyayım, siz de merak ederseniz ŞURAYA TIKLAYARAK ulaşın. Bu basınçların da tabi ki rakamsal değerleri var. Hatta bazı lastiklerin üzerinde yukarıdaki görselde de göreceğiniz üzere ne kadar hava vurmanız gerektiği yazar. Temel vurgu: Lastiklerin çok çok önemli olduğu. Öyle ki sadece performansınızı değil güvenliğinizi de etkileyecek derecede önemli bu lastik basıncı konusu.

*

Meseleyi şimdilik burada bırakıyorum. Tabi ki performansınızı etkileyecek başka unsurlar da var. Aklıma geldikçe yazacağım. Ama temel olarak yukarıdaki bilgiler, ilk etapta keyifli bir sürüş yaşamanızı ve yorulmadan eve dönmenizi sağlayacaktır. Herkese kazasız belasız sürüşler dilerim. Unutmayın: Bisiklet varsa, problem yok.

ad0e2c0ba952c67e1ca4cf8cbecc5b11

Reklamlar

Bisiklet-101: Yeni Başlayanlar İçin Bisiklete Dair Birkaç Kısa Hatırlatma

69fdf12b8fcda1abd6beb0874fef2441

Blogun genel çizgisinin bir hayli dışında ama ismiyle paralel bir yazı olacak bu. Zaman zaman bisiklet üzerine soru soranlar oluyor bana. İşin profesyoneli olmasam da bisiklete dair temel bilgilerimi bazı arkadaşlarla paylaşıyorum. Mümkün mertebe çok çok basit bir dille anlatmaya çalışacak ve teknik tabirler kullanmayacağım. Bunun bir sebebi şu: Geçenlerde bir arkadaşla bisiklet üzerine konuşurken ona “gidon”lardan bahsediyordum. Biraz dinledi, sonra bana gidon ne, dedi, ya şuna direksiyon desene. Haklıydı çünkü o bir gidon olduğu kadar aynı zamanda bir direksiyon da. O yüzden hiç bilgisi olmayan arkadaşlar da belki faydalanır diye daha az teknik bir dil kullanacağım.

Nasıl bir bisiklet almalıyım sorusuyla karşıma çıkan dostlara ilk sorduğum ne kadar parası olduğu oluyor genelde. Acımasız bir soru gibi gelebilir size belki ama şöyle bir ayrıntılı bakayım derseniz 250 liraya da bisiklet bulabilirsiniz, 25 bin liraya da… Yani aslında temel meselemiz bisikletten ne istediğimiz. Bir bisiklet alacaksanız, kendinize şu temel soruları sormalısınız siz de:

1. Ne kadar bütçem var?
2. Bisikletimi ne sıklıkta kullanacağım?
3. Bisikletimi nerelerde kullanacağım?

DAhtRhwXkAA3buS

Yakın zamanda aldığım Lapierre Shaper 200. Tipik bir yol (yarış olarak da geçer) bisikletinden en büyük farkı gidonun (direksiyon) düz gidon olması. Aşağıda bir yol bisikleti de paylaşacağım, farkı daha net göreceksiniz.

Soruları genişletebilirsiniz mutlaka. Aslında otomobillere aşina olanlarınız varsa durumu daha iyi anlayabilirler belki. Çünkü bir bisiklet almanın temel olarak bir otomobil almaktan farkı yok. Örneğin nasıl bir kadrosu olmalı sorusu, bu sorulardan birisi. Bu soru şuna benziyor: Sedan otomobil mi alsam, hatchback mi? Çok mu abartılı oldu? Bence değil. Ama bu, Bisiklet-102 dersinin bir alt başlığı olabilir belki. O yüzden şimdilik geçiyorum. Sadece dışarıdan göründüğü kadar basit bir uğraş olmadığını vurgulamak istediğim için bu örneği verdim.

Nasıl Bir Bisiklet Almalıyım?
Valla bilmiyorum. Sana nasıl bir bisiklet lazım? O zaman şöyle yapalım, temel olarak bisiklet türleri hangileri, bir göz atalım. Piyasada en yaygın kullanılan bisiklet türleri şöyle:

12-5F6A1026Yol/Yarış Bisikletleri:
Bu bisikletleri genelde bisikleti bir yaşam biçimi haline getirmiş ve hobiden ziyade spor amaçlı da bisiklet kullanan insanlar tercih ediyor. Bunların en büyük özelliği sadece temiz asfalt zeminde kullanılmaları. Çünkü lastikleri çok ince ve pürüzsüz. Buna bağlı olarak, örneğin ıslak veya kaygan zeminde yol tutuş problemi yaşayabilirsiniz. Ancak en büyük artısı tam anlamıyla bir hız performansı bisikleti. Zaten yarış bisikleti… Adı üstünde. Bu arada, bu demek değil ki bisikleti sadece asfaltta kullanabilirsiniz. Dikkatli bir sürüşle hafif bozuk zeminlerde de kullanmanız mümkün. Ama lastiklere dikkat, çünkü patlama ihtimali, bozuk yolda, bir MTB’ye (Mountain Bike) göre çok daha yüksek. Bu bisikletler, bisikletle ilk tanışacak olanlar için tercih edilen bir tür değil. Zaten herhangi bir bisikletçiye gittiğinizde, ilk kez bisiklet alacağım derseniz size bir yol/yarış bisikleti tavsiye etmez. Günübirlik turlar ve performans sürüşleri tercih edilen yol/yarış bisikletleriyle uzun süreli tura çıkmanız da alınası bir risk değil gibi. Ama işin bir adım ötesine geçtiğinizde bu bisikletlere ister istemez merak saracaksınızdır.

20161031_165225-01.jpeg

Yaklaşık 3,5 yıl kullandığım Carraro Sportive 227 Tur Bisikletim. Lapierre’i almadan önceki bisikletim buydu. Fiyat performans açısından piyasada bulabileceğiniz en iyi bisikletlerden birisi. Güncel fiyatı 1850 lira civarı.

Şehir/Tur Bisikletleri:
Hybrid bisiklet olarak da geçer bu bisikletlerin isimleri. Bir önceki bisikletim görselde de görebileceğiniz üzere böyle bir bisikletti. Bu bisikleti şehir içinde, gündelik sürüşlerde kullanabileceğiniz gibi birkaç güne yayılmış uzun planlı  turlarınızda da tercih edebilirsiniz. Özellikle şehir hayatına uyum sağlamış, son derece nitelikli bisikletler. Hybrid (Kırma) olmasının sebebi ise donanımından geliyor. Bu bisikletler yol bisikletleri ile MTB’lerin belli özelliklerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş. Örneğin lastikleri MTB kadar kalın, yol bisikleti kadar ince değil. Tercihen ön süspansiyonlu modelleri bozuk zeminde ilerlerken sarsıntıyı daha az hissetmenize yardımcı olur. Bu anlamda isminin hakkını veren bir bisiklet türü. Tabi ki bunlar da kendi içlerinde alt türlere ayrılıyor. Örneğin şehir bisikleti dendiğinde akla bir şey gelirken tur bisikleti dendiğinde farklı bir şey canlanıyor. Sayfayı görsellerle doldurmak istemediğimden tipik bir şehir bisikleti nasıl olura dair bir görsel paylaşmayacağım. Google görsellere “city bike yazarsanız ne demek istediğimi daha net göreceksinizdir. Gündelik hayatta, şehir içinde, kısa mesafeli performas sürüşlerinde bu bisiklet tipi işinizi görecektir.

549198MTB:
Mountain bike, yani dağ bisikleti: Dağ bisikletinin (kişisel bir yorum ama) bende hissettirdiği en önemli özellik kendimi diğer bisiklere göre daha güvende hissetmem. Çünkü kalın lastikleri yol tutuşunu güçlendiriyor. Islak ve kaygan zeminlerde bile çekinmeden (siz yine de biraz çekinin, temkinli olmakta fayda var) yaşayabileceğiniz bir sürüş keyfi veriyor size. Bu bisikletleri, diğer bisikletleri kullandığınız her yerde kullanabilirsiniz. Ama, örneğin pırıl pırıl asfalt zeminde bir yol bisikletine göre sizi daha fazla yorar, daha fazla enerji harcayarak daha az mesafe almanıza sebep olur. Bu yüzden genelde asfalt zeminde bisiklet kullananlar MTB değil yol bisikletini tercih ederler. Şehir içinde ise en az şehir/tur bisikletleri kadar yaygındırlar. Ancak ben yine de çok bozuk, pürüzlü yollarda kullanmayacaklar için MTB tavsiye etmiyorum. Dediğim gibi, bu işin önemli bir kısmını enerji tüketimi oluşturuyor ve düz yolda MTB kullanmak sanki performansı düşürüyor gibi geliyor bana. Kişisel fikrim.

dahon-train-tracks.jpgKatlanabilir Bisiklet:
Katlanabilir bisikletler bizim memlekette özellikle son yıllarda moda oldular. Laf aramızda ben bu bisikletle, bisiklet kullanıyor hissine kapılamıyorum maalesef. Yani bana o tadı vermiyor. Ama günümüzde şehir hayatının verdiği problemlerden tutun da ergonomik oluşu; metroda otobüste rahatça yanınıza alabileceğiniz şekilde katlanabilmesi gibi etmenler bu bisikletlerin tercih edilmesine sebep oluyorlar. Gündelik hayat için oldukça kullanışlı yani. Bir de muhafaza probleminiz varsa şayet, bisikleti evimde nerede saklayacağım gibi, bu bisiklet oldukça ideal. Ama fiyatları hiç de tipleri gibi küçük değil, buna dikkat. Normal bisikletler gibi bir fiyat aralığına sahipler. Bu tipte bisiklet almak isteyenlere Dahon ve Cern markalarını tavsiye ederim. Özellikle Dahon çok yaygın, gayet de güzel katlanabilir bisikletler üretiyorlar.

Farklı bisiklet türleri de mevcut. Hepsine tek tek değinmedim ama temel olarak bu bisikletler, piyasada en fazla görebileceğiniz bisiklet türlerinden. Örneğin koca lastikli Fat Bike’larla dağdan dağa uçabilirsiniz. Çok yaygın bir bisiklet türü değil, özellikle de bizim memlekette. Veya yarış bisikleti kadrosuna MTB lastiği takarsanız Cyclocross Bike olur ki bunun da kullanım alanı farklı. Demem o ki her kafaya, her bütçeye, her yola uygun bir bisiklet türü var. Yeter ki siz bisiklet sürmek isteyin. Şimdi birkaç sıkça sorulan soruya kısa cevaplar verip yazıyı sonlandırayım, zaten uzattım. Uzun yazılar okunmuyor, sıkılıyorsunuz. Biliyorum.

b8a19e60cc3e3d69629f17e522e34300

Bisikletimin Kadro Boyu ve Jant Boyu Önemli mi?
Bu nasıl soru? Tabi ki önemli. Hatta ikisi aynı anda önemli. Tıpkı ceket ya da tişörtler gibi bisikletlerin de medium, large gibi bedenleri var. Kadro boyları buna bağlı olarak değişiyor. 52, 54… vs. Daha küçükleri de var. Örneğin boyunuz 1.70 altı ise 54 kadro boyunca bir bisiklet almanız sizin için ufak bir problem teşkil edebilir. Ufak mı dedim? Pardon…

V Fren mi Disk Fren mi?
Ne istediğinize bağlı. Bilmeyenler için V fren dediğimiz, klasik pabuçlu frenler. Çocukken kullandığımız bisikletlerde de olan cinsten. Disk fren ise (ki hidrolik disk ve mekanik disk diye ikiye ayrılıyor. Hidrolik çok daha yaygın.) motosikletlerde, hatta otomobillerde de teknik olarak kullanılan cinsten. Disk fren, V frene göre daha daha çabuk kavrar, daha kısa mesafede durur. V fren janttan kavrarken, disk fren göbekten kavradığı için akort bozulmalarından etkilenmez.  V fren, disk frene göre daha hafiftir. Dolayısıyla bisikletinizin de daha hafif olmasına yardımcı olur. (Bisiklette hafiflik inanılmaz önemli bu arada. İnsanlar 100 gram daha hafif olacak diye bir sürü para verip parça değiştirebiliyor.) Disk frenin dezavantajı, bakımı. Olası bir hasar durumunda kendi başınıza onarmanız zor olabilir, bir bilene danışmanız lazım. Ama V fren öyle değil. En kötü ihtimalle teli koparsa veya pabuç eskirse değişirsiniz olur biter. Ben ikisini de kullandım. Disk fren daha havalı görünmesine rağmen özellikle yol bisiklerine bakarsanız, çok üst düzey olanlarında bile V fren kullanıldığını fark edersiniz. Burada işte hafiflik devreye giriyor. Şehir içi kullanımlarında disk frenin çok da gereği. Ki ben disk frenli bir bisikletten V frenli bir bisiklete döndüm. Tercih sizin.

7ea270cb8a6ea89f64accdb4a7b96488

Bisiklette Marka Önemli mi?
Bisiklette markadan ziyade donanım önemli. Bu tabi marka ile paralel giden bir şey ancak her pahalı bisiklet, o fiyatı eder diye de bir şey yok. Örneğin kendi eski bisikletim olan Carraro Sportive 227’den bahsedeyim. Carraro TL üzerinden satılan bir bisiklet. Türkiye’de üretiliyor. En büyük artısı arka değiştirici (vites attırıcı) Deore (Shimano’nun bir modeli, vites takımlarında da en yaygın marka takdir edersiniz ki Shimano’da. Deore, Altus, Acera vs. gibi modelleri, özellikle tur bisikletlerinde yaygın kullanılan modeller.) ön değiştici Altus’tu. Bu donanıma sahip Euro üzerinden satılan herhangi bir muadil bisikleti Carraro’dan çok daha yüksek bir fiyata alma ihtimaliniz çok yüksek. Ancak tek unsur vites takımı ve değiştiriciler değil tabi. Kadro kalitesinden tutun da jantlar, lastikler, gidon, sele vs. gibi pek çok öğe bisikletin karakterini ve fiyatını belirleyen unsurlar. Ama markadan ziyade donanım odaklı gitmenizi tavsiye ederim. Bianchi alayım ya da Lapierre alayım değil de, kadrom şöyle olsun, şu takımlar olsun gibi tercihlerle yola çıkmanızı tavsiye ederim.

Süspansiyon (Amortisör) Gerekli mi?
Nerede kullanacağına bağlı olarak bu soru da değişir. Örneğin düz, temiz yolda süspansiyon enerjinizi fazladan emer. Daha rahat değil, aksine sizi rahatsız eder. Bu yüzden düz maşalı bisikletler temiz yollarda daha ideal. Öte yandan hafif bozuk yollarda süspansiyon işinizi görebilir. Bana sorarsanız şehir hayatı için çok fazla gerekli değil. Tercih sizin.

0d8e37074546bb9a7e21c9600d678465

Çok güzel bir illüstrasyon ama siz yine de bisiklet kullanırken telefonunuzu bir kenarda bırakın…

Peki ya güvenlik…
Güvenlik her şeyden önemli. Ne olursa olsun, kendinize ne kadar güvenirseniz güvenin kesinlikle kasksız yola çıkmayın. O hiçbir halta yaramadığını sandığınız kask, hayatınızı kurtarabilir. Vücudunuzdaki en önemli bölge kafanız. Kafatası kırıkları kolay müdahale edilemeyen, ölümcül hasarlara sebep olabilen durumlardır. Aşırı hız yapmayın, kasksız yola çıkmayın. Araçlar kadar yayalar da tehlike oluşturabiliyor. İki kere dikkatli olmanız gerek bu yüzden. Maalesef ülkemizde bisiklet yolları yeterince yaygın olmadığı gibi olanlar da efektif kullanılamıyor. Halkımız da bisiklete karşı çok duyarsız ve bilinçsiz. Ama insanlara bisikleti anlatarak işe başlayabiliriz. Denemeye değer.

*

Bisikletle ilgili sorular bitmez mutlaka. Sorusu olanlara mutlaka yardımcı olmaya çalışırım. Pek çok arkadaşımı bisiklet sahibi yaptım, mutluyum. İlgilenen olursa yardımcı olmak çok isterim. Burada yazdıklarım temel bir iki bilgi. Bunun haricinde Youtube üzerinde güzel kanallar var. Ayrıca bisikletforum.com mutlaka uğramanız gereken bir yer. Aradığınız hemen her şey orada mevcut. Twitter’da Bisikletli Ulaşım Platformu’nu takip edin derim. Piyasada nitelikli bisiklet dergileri var. Pedal gibi, Cyclist gibi… Onlara da bakabilirsiniz. Şimdilik benden bu kadar. Unutmayın: Bisiklet varsa, problem yok.

ad0e2c0ba952c67e1ca4cf8cbecc5b11