Tag Archives: Dolunay

Eylül, Son

Bugün değildi ama dün gibiydi.
Bir camın arkasında saklanmamıştı.
Neredeydik, nasıldık?
Şimdi neredeyiz?
Sahi kimiz?

Gözlerime baktı. Esnemedi. Gerinmedi. Gevşemedi.
Usul usul sokuldu.
Sonra sustu. Sonra sustu. Sonra sus!
Dedi bir vakit takvime bakıp:
Güle güle eylül. Yine gel…

Sonra dolunay, yavaş yavaş kayboldu…

Reklamlar

Anlamsız Ağustos

Şimdi günleri son son gelir ağustos
Duman toz kir pis leş ot odun susku çünkü yok ki bazı bazı bazı
Yoksul şiir
Yoksun öykü
Roman havası
Aboov!
Bak dün değildi dünya
Dün ya da değildi önceki gün mü idi ne idi
Neden ayrı yazılır ek fiiller hem
Hem fiil midir eylem midir
Hem eylem neden bu kadar siyasal
Hem fiil neden biraz Arapça ya da Farsça ya da Fuzuli ya da Baki
Baki kalan bu kubbede ne söyledin
Ne söyledin ne kaldı geriye hem ne kalacak başka
Yatacak yerin mi var ki ki ki ki ki
Sokak başında kikirdiyor bir kara kedi
Aç değil tok değil nedir derdi
Pide mi?
Pide!
Gide gide yoruldum,
Susadım ve parçalandı kelimeler
Bak hem dün değildi dünya değildi dün
Dolunay son parçasını bıraktı karanlığa
Hatırladın mı hani fısıldamıştım
Muştu
Uçtu uçtu uçtu!
Uçmak, ne kadar Türkçe ve ne kadar
İngilizce Fılay, ne kadar gerçek ve ne kadar… Ne?
Amerikanca Orta Doğu’da ne oldu bitti?
Devrim kaç harflidir peki ya revuleyşın?
Knock knock Neo!
Folov dı vayt rabit!
Uyandım sabah güneş aç susuz
Pide kuyruğunda küfür eden müslüman
Neden neden neden?
Ağustos, sen gideceksin yerine bir eylül
Ey lül!
Duy şimdi!
Ne kadar anlamsız ve ne kadar parçalanmış.
Anlamlı bir bütün oluşur mu şimdi toplasak,
Toptan toplasak dizsek yeniden tek tek neye yarar?
Yaramaz!
Yaramaz yazı!
Yaramaz bir çocuk incir ağacından düştü şimdi.
Uyandım.
Gökyüzünde yıldız yoktu.
Ağustos mu?
Ne?


Dolunay

Dün gece, -ki bu gece de aynı yerde olan- dolunayı fark ettim gökyüzünde. Buralarda hava çoğu zaman kapalı olur. Ama bir iki gündür açık… Açık seçik bir dolunay var tepede. Dürbünü alıp balkona çıktım. Daha yakından baktım. Sol alt kısmında bir parlaklık… Sanki bir yıldız yapışıvermiş gibi köşesine. Belki bir gök cismi çarpmış ve bir çukur oluşturmuş… Ama ben astronom değilim. Öyle bakmadım. Baksam da göremem. Doya doya baktım ona. Sadece buradan bakıldığında çok daha küçük görünen bir cisme, oradan bakıldığında hiçbir zaman fark edilmeyecek bir adamın gözleri ile baktım. Heyecanla telefona koştum sonra. Ayşegül’e haber verdim. “Durduğun yerden ay görünüyor mu?” diye sordum. “Bakayım…” dedi Ayşegül. Baktı. O da gördü. Düşündüm bir süreliğine, evet, aynı aya bakıyorduk işte… Hepimiz, öyle.