Tag Archives: Edebiyat Dergileri

Cebinde Akrep Olmayanlara Açık Not

 

Tüm okurlarımıza selam olsun… [*]

78. sayımızı piyasaya sürdüğümüz şu günlerde, bir yılı daha geride bırakmış olmanın sevinci ve -takdir edersiniz ki- haklı gururunu yaşıyoruz. Yazının, kağıdın, kalemin hiçbir zaman mankenlerin beden ölçüleri kadar ilgi görmediği bir ülkede “edebiyat” adına bir şeyler yapmak ve daha da ileriye giderek bunu 13 yıl boyunca sürdürmek her babayiğidin harcı olmasa gerek…

Sürekli “sansasyonel(!)” haberleriyle gündeme gelen bir şehirde, yıllar önce, o şehri bir ‘kültür şehri’ yapmaya aday olmuş olan bir oluşumdur da aynı zamanda Mavi Yeşil… Sadece bir edebiyat dergisi değil. Sanat adına ne varsa, “kimseden olmadan” bunu gerçekleştirmeye çalışan bizler, 13 yılın verdiği doygunlukla değil, önümüzdeki diğer yılların verdiği heyecanla sarılacağız 2013’e de… Her sayımızın bir önceki sayımızdan daha iyi olması için çabalamamız, edebiyat ve sanat adına nefes alıp vermemiz, bazı şeylerden hala umudumuzu kesmediğimizin de bir göstergesidir.

Hasılıkelam, lafı fazla uzatmamak lazım. 2000 yılının Ocak ayından beri yanımızda onlarca dostumuzu var bildik ve pek çoğu hala aramızda. Olmaya da devam edecekler. Biz istiyoruz ki bu aile büyüsün ve daha da güçlensin. Rize’nin dergisi olmadığımızı her fırsatta belirtmemiz, aldığımız geri dönüşlerle de tezimizi doğruluyor gibi. Rize dışından gelen çalışmalar, Rize içinden gelenlerden fazla. Öyleyse doğru yoldayız. Çünkü bizler, Türkiye’nin edebiyat ve dergi çöplüğünde yok olmayı düşünmüyor, söyleyecek daha pek çok sözümüz var diyoruz.

Bu tozlu ve sarp yollarda yanımızda olan dostlarımıza teşekkür ederiz bir kez daha. İstiyoruz ki dostluklar artsın ve Mavi Yeşil daha çok kişiye ulaşsın. Bu yüzden de bizlerle birlikte olmak isteyen ve Rize dışından dergimize ulaşmayı arzulayan bütün dostlarımıza bu yıl da dergimizin abonelik bedelinin SADECE 20 LİRA olduğunu belirtiyoruz. Şucuların bucuların değil okurlarının dergisi olmanın peşinde olan Mavi Yeşil, sizleri de bekliyor. Hiçbir ticari kaygımızın ve beklentimizin olmaması, abonelik bedelimizin sembolik bir rakamdan oluşmasından bellidir diye düşünüyoruz. Edebiyat, sanat, kültür ile uğraşmak isteyenler zaten bu bedeli çok görmeyeceklerdir. Uzak duranların ise yolları bir kez daha açık olsun…

Son olarak, Mavi Yeşil, 2013 yılının ilk sayısının hazırlıklarına başladığı bugünlerde bir kez daha sormadan edemiyor: “Biz buradayız sevgili okuyucumuz. Siz neredesiniz acaba?”

[Bu mesaj, cebinde akrep olmayan edebiyat severler için sınırlı sayıda ve özel olarak tasarlanmıştır. Kısa süre sonra kendini imha edebilir. Etmeye de bilir. Bu bizi ilgilendirir. Oku. Al. Bak. Yaz. Çiz. Eleştir. Et. Eyle. Söyle. Korkma. Yeter.]
____________
[*] Mavi Yeşil’in 2012’yi bitirmesi ve 13. yılını doldurması hasebiyle facebook sayfasında paylaştığım kısa bir yazıdır. Samimidir. Kar amacı gütmemektedir. Bu kadar.
Reklamlar

Edebiyat Aleminin Yeni Fanzini: Üçüncü Mevki

Başlıkta fanzin dedim ama bu dergi için “edebiyat dergisi” nitelendirmesini de yapsak yanlış bir şey söylemiş olmayız sanırım. Benim çok kısa süre önce elime geçen bu küçük dergi, bugüne kadar gördüğüm en dergi toplu amatör iş. Amatör diyorum çünkü arkalarında herhangi bir reklam yok, büyük marka yok, hiçbir şey yok. Benim de yıl içinde, farklı zamanlarda tanışmış olduğum arkadaşlarım Ertuğrul Rast ile Gökçe Özder’in bütün yükünü çektiği Üçüncü Mevki, amatörlükten ve baştan savmalıktan bir hayli uzak. Dergiyi daha elime alır almaz heyecanlandım ben. Kapağı sert kapak, normal dergi boyutundan küçük ve sayfaları da beyaz kağıt şeklinde, normal dergi kağıdı değil. Titizlikle çalışılmış. Bir kere zaten sırf internet üzerinden kapağını dahi görseniz, bu işin ciddiye alınarak yapıldığını anlarsınız. Baskı kalitesi de gayet güzel. İçerik olarak da çeşitli türlerde yazılar zenginlik katmış dergiye diyebilirim. Şiirlerin, değme edebiyat dergilerindeki şiirlerden farkı yok. Öyküler de iyi yalnız biraz kısa. Bazı öyküler bir hayli kısa. Ancak zaten uzun olsa sayfa sayısı yetmez. Boyutu da küçük olan bu dergi için uzun yazılar sıkıntı oluşturabilir. Şubat ayında ilk sayısını çıkaran derginin ikinci sayısının kapağında “nisan” yazmış olsa da dergi nisan gelmeden piyasada olmuş çoktan. Dizgisi, mizanpajı, tasarımı hakkında ayrıntıya girmeye gerek yok. Tabi ki ufak tefek eksiklikleri var ancak hoş görülmeyecek türden değil. Dedim ya cebinde çok parası olan, paramı nereye harcasam diye düşünürken dergi çıkarmaya karar veren insanların işi değil bu… Ben de zamanında böyle bir işe girmiş bir insan olarak, ne zorluklarla bu derginin çıktığını tahmin edebiliyorum. O yüzden Ertuğrul’a ve Gökçe’ye yaptıkları bu küçük ama çok büyük işten dolayı, bir okur olarak teşekkür ediyorum.

İki sayısı aynı anda ulaştı elime sevgili Ertuğrul tarafından. Sağ olsun kargo edip yolladı. İkinci sayı ilkine göre bir adım daha önde, çünkü ikinci sayıda Leyla Karaca Tok ile de bir söyleşi yapılmış. Gayet de güzel bir sohbet olmuş. Özellikle şiir ile ilgilenenler için dikkat edilmesi gereken şeyler söyleniyor. Aşağıya ilk sayının da ikinci sayının da içeriğini yazacağım.

Son olarak şunu söylemem gerek ki dergicilik zor iş. Çok zor iş hem de… Uzaktan davulun sesi kulağa hoş gelir. Belki de “yazı yazmak” dergi çıkarmaya niyetlenen birisi için, işin en kolayı ve vitrindeki kısmıdır. Ama dergiciliğin zor kısmı mutfağıdır. Oruçlu iken yemek yapmaya benzer dergicilik. Tadına bakamazsınız ama tuzunu, yağını, biberini vs. iyi ayarlamanız gerekir. Tuzu bir kaçtı mı olmaz… Yemek dört dörtlük olunca kimse gelip de size ne güzel yemek olmuş demez belki de ama tuzunu ya da yağını bir kaçırdınız mı, yemeğin ne kadar rezalet ve yenilmeyecek halde olduğunu söyleyecek onlarca insan sarar etrafınızı. Kitap çıkartmaya benzemez dergi çıkartmak. Kitabı bir kere çıkartırsınız, baskıya verirsiniz, editörden geçer vs. ve tamamdır. Dergi ise periyodik olarak çıktığı için zordur, baskısı, dizgisi, grafik tasarımı, mizanpajı vs. kitaba benzemez. Her şeyden önce bir cesaret işidir dergi işi. Sonu hüsranla da bitebilir, zaferle de. Hasılı kelam, Üçüncü Mevki şimdilik bu yolu zaferle nihayete erdirmiş gibi görünüyor. Bize de alıp okumak düşüyor. Türkiye’nin her yerinde bulmak tabi ki zor ancak bir mail atıp dergiyi isterseniz sanırım ki sizin de adresinize bir tane postalanacaktır.

Bitirirken, bir kez daha cesur edebiyatçılar Ertuğrul ve Gökçe’nin eline sağlık diyorum. Yolunuz açık olsun…

Üçüncü Mevki’ye ulaşabileceğiniz yerler:
İstanbul (Beyoğlu) – Mephisto
İstanbul (Kadıköy) – Mephisto
Ankara (Kızılay) – İmge Kitabevi
Konya – Endülüs Kitap Kafe
Konya – Hüner Kitabevi (Rampalı Çarşı en alt kat)
Konya – Çizgi Kitabevi
Konya – Üsküdar Çay Evi
Eskişehir – Adımlar Kitabevi
İzmir – Yakın Kitabevi
Bursa – Seriyye Kitabevi

Üçüncü Mevki 1. Sayı İçerik:

ŞİİR

Ertuğrul Rast / Şizoid Bulgu
Ertuğrul Rast / Felsefe
Soner Atalan / Oysa
Hasan Demirci / Sen
Murat Köstüklü / Noktalı Güvercin
ÖYKÜ

Gökçe Özder / Kayıp
Gökçe Özder / Diyetin Diyeti
Elif Şentürk / Ben?!

DENEME

Vildan Metin / İstanbul’u Yaşamak
Ertuğrul Rast / Bir Garip Masal : Doğu-Batı
Süha Murat Kahraman / Hakikat
Vuslat F. / Huzur(!) Evi
Bilge Makas / Sonsuzdan Korkmak
Bilge Makas / Yol
Emel Mirza / Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne Mektup
Gökçe Özder / Sessiz Raflar

NOT: Üçüncü Mevki 2. sayısının içeriğini kendi facebook sayfalarında göremediğimden, ben de burada paylaşmıyorum. Kendileri paylaştıklarında ben de gereken düzenlemeyi yaparım. Gözümden kaçan bir şey olmuşsa affola…

Üçüncü Mevki ile iletişim için e-post adresi: ucuncumevki@gmail.com


Zaman Gazetesine Neden Sinirlendiğimi Anlattığım Yazıdır

Geçtiğimiz günlerde (30 Ekim 2011) Zaman gazetesinin pazar günleri yayımladığı eki olan Zaman Pazar’da bir habere denk geldim. Haberi hazırlayan kişi Saliha Cüvelek. Bu yazının sonunda haberin linkini paylaşacağım, merak edenler okuyabilirler oradan. Ama ben yine de yazının içeriğinden kabaca bahsedeyim. Yazının başlığı “Anadolu Dergileri Sesini Yükseltti” şeklinde. İçerikte ise birkaç dergiden bahsediliyor. Bu dergiler Anadolu’nun çeşitli yerlerinde çıkan (ki burada vurgulanmak istenen İstanbul merkezli olmamaları / edebiyatın merkezi mi olur diye sorası geliyor insanın ayrıca) “taşra” dergiciliğinin önemli örnekleri. Yazıda bahsi geçen dergilerin isimleri şöyle: İMÂRET (Karaman), DEĞİRMEN (Sakarya), SULTANŞEHİR (Sivas), AZ EDEBİYAT (Aydın / Nazilli), KERTENKELE (Ordu), HAYAT AĞACI (Sivas)… Haberde yer alan sıralamayı aynen yazdım ben de. Bu dergilerin az buçuk içeriklerinden, kaç yıldır piyasada olduklarından, kaç sayıyı geride bıraktıklarından falan bahsediliyor. Bu dergiler içinde benim şahsen gördüğüm ve tanıdığım dergiler Değirmen, Az Edebiyat ve Kertenkele… Diğer dergileri görmedim ve ne yazık ki tanımıyorum. İsimlerini de ilk kez bu haber aracılığıyla öğrendim. Cehaletime verin.

Peki bu dergilerin hangisi kaç sayı çıkmış? Üşenmeden onları da (kopyala-yapıştır yöntemiyle) geçiyorum buraya. Haberde yazıldığı şekli aynen aktarıyorum. Yanlış ise, bu yanlış bana ait değildir, baştan söyleyeyim.

  1. İmâret: Şu an 7. sayısını çıkarmaya hazırlanıyor.
  2. Değirmen: 28. sayısını çıkarmaya hazırlanıyor.
  3. Sultanşehir: Üç aylık dergi, 13. sayısını çıkardı. 14. sayısı için hazırlıklara başladı.
  4. Az Edebiyat: 2008 yılında yayımlanmaya başladı. (Kaçıncı sayıda olduğu yazılmamış haberde, ben de fazladan bir arama yapıp da kaçıncı sayıda olduklarını öğrenme gereksinimi duymadım. Daha doğrusu ben biliyorum kaçıncı sayıda olduklarını ama haberde buna yer verilmemiş olması bunun “gereksiz(!)” bir ayrıntı olduğunu gösteriyor gerekçesiyle ben de buraya yazmıyorum.)
  5. Kertenkele: İlk sayısını 1999 yılında çıkarmış.  (Az Edebiyat için yazdıklarım bu dergi için de geçerli. Ama bunların kaçıncı sayıda olduklarını ben de bilmiyorum.)
  6.  Hayat Ağacı: 2005’te yayımlanmaya başladı. 3 aylık dergi. (Kaç sayı geride kalmış, yazmıyor. Muhtemelen bu dergi de zaman zaman çıkış periyotunu aksatmış olan bir dergi…)

Yukarıda belirttiklerim dışında bilgiler varsa haberde, gözümden kaçmış demektir. Affola… Düzeltmek isteyen düzeltebilir… Bu dergilerden ismini yukarıda da belirttiklerimi, ben de gördüm ve okudum. Değirmen dergisi ile Rüstem Budak ilgileniyor. Edebiyatı, sanatı ve sosyal bilimleri takip eden, bu işlere önem veren bir isim. Yanılmıyorsam kitap okuma günleri de düzenliyor Sakarya’da. Değirmen’de de bu ölçüde güzel işler yapılıyor. Diğer dergilerden özellikle tanıdığım bir isim yok. Hepsinin yolu açık olur umarım. Ancak bu dergilerin bir özelliği daha var ki sanırım hepimiz tahmin edebiliyoruzdur bunu: tabi ki hepsi az çok İslami ya da muhafazakar ya da sağ çerçeveye yakın ya da ona benzer bir konumda olan dergiler. Dergileri çıkaranlar iyi niyetli olabilir, bundan zerre kadar kuşku duymuyorum ancak bu biraz da süreklilik ve ciddiyet işidir. Kertenkele’nin kaç sayı çıkarmış olduğunun yazılmaması ya da diğerlerinin bu özelliğinin belirtilmemiş olması, düzenli bir şekilde çıkarılamamış olmalarından da kaynaklanıyor olabilir diye düşünüyorum ben. Evet, haberi yapan haberci haklıdır, Anadolu dergileri sesini yükseltiyor. Ama başka dergi yok mu?

Var… Kıyaslama yapmak için yazmıyorum ama kargaya yavrusu kartal görünür diye bir söz vardı yanılmıyorsam. İşte bizim dergimiz de bizim için öyle. Yani “Mavi Yeşil”… Bu dergilerden iyidir, kötüdür demeyeceğim ama 12. yılını tamamlamış ve 12 yıla 72 sayı sığdırmış, iki aylık bir kültür-sanat-edebiyat dergisinin, “Anadolu’nun dergileri”nin konu edildiği bir haberde yer almaması, nasıl açıklanabilir bilmiyorum. Ama açıklama yapmaya çalışırsam, sanırım bunun, Mavi Yeşil’in herkese eşit uzaklıkta ya da eşit yakınlıkta olmasından kaynaklandığını söyleyebilirim. Kimse ile bir dirsek temasında olmayan Mavi Yeşil, haliyle Zaman’daki böyle bir habere de konu olamıyor. Üzülsek mi, sevinsek mi buna bilemiyorum ama bu haberi yapan kişinin de Mavi Yeşil’den haberdar olduğunu biliyorum. Öte yandan Sivas’ta Aşkar diye de bir dergi var nispeten daha ön planda, daha göz önünde olan bir dergi bu. Ancak ilk ikiye girememiş. Ey Aşkar tahifesi, size de sesleniyorum, daha çok çalışmanız lazım sanırım. Tıpkı bizim gibi…

Mavi Yeşil kimsenin reklamına ihtiyaç duymuyor. Bunu bir anlamamız lazım. Mavi Yeşil orada haber edilmiyorsa, bu Mavi Yeşil’in bilinmemesinden değil, “onlardan” olmamasından kaynaklanıyordur diye düşünüyorum kendi penceremden bakınca. Yine de günahlarını almamak lazım Zaman tahifesinin. Belki de Mavi Yeşil’i artık bir merkez dergi olarak görmüş ve o kategoriye koymamışlardır, kim bilir…

Şunu da söyleyelim. 12. yılını bitirip 13. yılına giren Mavi Yeşil 73. sayısının hazırlıklarına da başladı ve inşallah 1 Ocak 2012’de de yeni sayısını çıkarmış olacak. Görmezden gelenlerin gözüne sokmaya devam edecek kendini. Anadolu dergileri sesini yükseltiyor, evet. Mavi Yeşil de  sesi en gür çıkanlardandır evelallah…

(Not: İlgili haberin linki şudur, merak eden bakabilir: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1196550&title=anadolu-dergileri-sesini-yukseltti&haberSayfa=0

Sonradan görme DipNot: İmâret’in bazı sayıları Karaman Belediyesi’nin web sayfasında var. Şöyle bir göz attım. Görünüş olarak güzel duruyor. Belediyenin desteğini aldığı belli. Ekonomik bir sıkıntıları olmasa gerek. Merak edenler bakabilirler: http://www.karaman.bel.tr/imaret-dergisi-sayilari.aspx

Sonradan görme DipNot-2: Kertenkele de 22. sayısını çıkarmış en son. Şu linkte son sayının içeriğine dair bilgiler var: http://dergilik.blogspot.com/2011/11/kertenkele-filistinin-ruhuna-egiliyor.html