Tag Archives: Hasan Öztürk

Mavi Yeşil’in 94. Sayısı Çıktı..!

mavi yeşil 94
Mavi Yeşil dergisinin 94. sayısı mütevazi bir “Tevfik Fikret dosyası” ile açılıyor. Dergimizin, Temmuz-Ağustos 2015 tarihli bu sayısı, 7 Haziran’daki 2015 milletvekili genel seçimlerinin yapıldığı ve hükümet kurma çalışmalarının sürdürüldüğü günlerde hazırlandı, yayımlandı. Siyaset gündeminin böylesine yoğun olduğu bir dönemde sanatın ve edebiyatın özellikle de Tevfik Fikret’in, gündem dışı kalması bazılarınca doğal karşılanabilir. Halit Ziya Uşaklıgil’in, bir dönemi aydınlatan anılarının toplandığı Kırk Yıl adlı kitabında; “Fıtratında (huyunda) daima kendisinden ziyade başkalarını düşünen bir haslet (özellik) olduğu için refiklerinin muvaffakiyetiyle (dostlarının başarısıyla) en ziyade sevinen, ne zaman onlardan güzel bir parça gelse onu, önüne geçene bir vecd (kendinden geçmişlik) içinde okuyan bu adam ne zaman gene etrafındakilerden birine fena bir tarize (saldırıya) tesadüf etse sinir buhranları geçirirdi.” cümlesiyle tanıttığı “insan/sanatçı” Tevfik Fikret, bu sayımızın dosya konusu. Mütevazı dosyamızda Canan Sevinç, Maksut Yiğitbaş, Nurullah Ulutaş ve Can Şen, bir döneme damgasını vurmuş sanatçıyı yüz yıl sonra edebiyat okurunun gündemine getirdiler. Hilmi Haşal, Zeki Altın, Hasan Temiz, Özlem Tezcan Dertsiz, Ramazan Aydın, Enes Kasım Demir, Oğulcan Kütük, Bekir Dadır ve Özkan Satılmış, 94. sayımızın şairleri. Ümit Yaşar Gözüm, bir tür “aşk” yolculuğuna çıkarıyor okuru bu sayıda. Özgür Ekin Rende, edebiyat sosyolojisine katkı sayılabilecek yazısında, Refik Halit’in bir öyküsüne yoğunlaşmış. Hasan Öztürk, dilimize henüz yeni çevrilen ve adından çokça söz ettirecek gibi görünen “Kitap Yakmanın Tarihi” adlı kitabı, benzerlerinden esinle değerlendirirken iktidar gücünün bilgi/kitap korkusunun bütün zamanların sorunu olduğunu gösterdi. Bu sayının öykücüleri; Ayşe Çetin, Ekrem Sakar, Ayşegül Özalp ve Ümit Evran. 94.sayımızın kapak görselini “Harf çıkmazında mürekkep, sesinde daracık odalar saklar” ismiyle, yine grafik-tasarımcımız Yalçın Ece hazırladı.

94. Sayının İçindekiler:

Yüz Yıl Sonra Tevfik Fikret… 2
Örnek Bir Çilekeş: Tevfik Fikret | Canan Sevinç… 3
Tevfik Fikret’in Bir Mülâhaza’sı ve Servet-i Fünûn | Maksut Yiğitbaş… 5
“Uyanış Devrimizin Pedagogu”: Tevfik Fikret | Nurullah Ulutaş… 8
Peyami Safa’daki Tevfik Fikret | Can Şen…12
Uçurum Yarası | Hilmi Haşal…15
“Kitap Yakmanın Tarihi” İktidarın Kızgınlık Ateşiyle Başlar | Hasan Öztürk…16
Evrenin Derin Gücü Aşk’a Yolculuk | Ümit Yaşar Gözüm…19
“Hakk-ı Sükût” Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme | Özgür Ekin Rende…21
HectorBerlioz Sokağı 93 Numara | Ayşe Çetin… 23
Kan Sesleri | Zeki Altın…24
Sonra Yokuş | Hasan Temiz… 25
Rüzgâr Çanı | Özlem Tezcan Dertsiz…25
Körüklü Otobüs | Ekrem Sakar… 26
Tabutluk | Ramazan Aydın… 27
Kayıp Zaman | Ayşegül Özalp… 28
İki Küskün Alın Yazısı | Ensar Kasım Demir… 28
Futbol Topu | Ümit Evran… 29
Bir Raks Dönüşü | Oğulcan Kütük… 31
Akşamüzeri | Bekir Dadır… 31
Soframızın Demirbaşı | Özkan Satılmış… 32

İletişim: bilgi@maviyesildergisi.com


Kurmacayı Yeniden Düşünmek

Kurmaca-ve-Gerçeklik

KURMACAYI YENİDEN DÜŞÜNMEK *

Yazının tarihi boyunca edebiyatın ne olduğu ve neden ona ihtiyaç duyulduğu konusu, edebi metinlerin biraz uzağında, güncelliğini koruyan bir tartışma olarak var olmuştur. Edebiyat, yaşadığı toplumdan ve o toplumdaki şartlardan bağımsız bir şekilde var olamayacağı gibi; o şartlardan etkilenmemesi de söz konusu olamaz. Zaman zaman bu etkileşim o kadar ileriye gider ki edebi metnin doğasını oluşturan dinamikler toplumun birtakım gerçeklerini yansıtmayı bir misyon olarak üstlenir. Özellikle kurmaca düzyazı metinler, yani roman ve öykü, onu üreten yazarın kimliğinden soyutlanamayacağı için, toplum ile metin arasındaki bağ da kaçınılmaz olur. Yazarın metnini ortaya koyarken böyle bir kaygı ile yola çıkıp çıkmamış olması çoğu zaman bir şey ifade etmez çünkü yazar, nihayetinde bir birey olarak yaşadıklarından bağımsız değildir ve bu sebeple yazdıklarında yaşadıklarının izi mutlaka var olacaktır. Meseleye bu şekilde bakılınca, roman ve öykünün bir bakıma kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği bir tarih yazımı olduğunu söylemek aşırı bir yorum olmayacaktır. Sanat ve siyaset ilişkisinin en yoğun yaşandığı yer olan edebiyat sahası, kimi zaman otoritelerin “yaz” emri vermesiyle yazılmış olan metinlerle dolar. Edebiyat, bazen özünden öylesi uzaklaşır ki sadece siyasi bir argüman sunmak, bir ideoloji savunuculuğu yapmak ve siyasi bir kanon oluşturmak amaçlarına hizmet eder hale gelir. Bütün bunlar göz önüne alındığında, sanatın/edebiyatın salt bir estetik kaygıyla ortaya çıktığını söylemek doğru olmayacaktır. Akıllara gelmesi gereken asıl soru şu olmalıdır: Edebiyat, kurmacanın ne kadar yakınında?

Kurgunun Bir Adım Ötesinde

Edebiyatçı yazar Hasan Öztürk’ün, edebiyat/eleştiri yazılarından oluşan Kitabın Dilinden Anlamak (1998), Yazının İzi (2010) ve Aynadaki Rüya (2013) adlı kitaplarından sonra, roman ve öykü incelemelerinin yer aldığı dördüncü kitabı “Kurmaca  ve Gerçeklik” de okur ile buluştu. Bu kitabında da farklı edebi metinleri eleştirel bir gözle inceleyen Öztürk, söz konusu metinlerin arkeolojik kazısını yaparak, onların altında yatan temel problemleri ele alıyor. Kitabın kapsamındaki çalışmalar farklı yazarların farklı roman ve öykülerinden oluşuyor. Sunuş yazısında sarf ettiği, “Hepimiz için tek bir gerçekliğin olmadığı ve her birimizin yaptığının tam da bilincinde olamadığımız gerçeği bir tür arayış çabası olduğu varsayımıyla okuduklarım için yazarken yazarın sözünü etmediklerinin de sözünü ettim çok kez.” cümlesiyle, kitabın içeriğine ve oluşum aşamasına dair de ipucu veren Öztürk, kurmaca metinlerin ötesindeki gerçekliği ararken; metnin gerçek ile kurgu arasındaki köprünün neresinde durduğunu/durması gerektiğini de dile getiriyor.

Kurmaca ve Gerçeklik, tek bir kanaldan ilerlemeyen, metinlerin farklı yönlerini ele alan derinlikli bir kitap. Bürokrasinin edebiyata nasıl malzeme olduğundan yeni devletin demokrasi serüvenine; postmodern edebiyatın önemli isimlerinden Türkiye’nin bitmek bilmeyen meselesi Güneydoğu sorununa; dünya edebiyatına yön veren kıymetli metinlerden sanatta popülerlik problemine kadar pek çok farklı konu üzerinde titizlikle duruyor yazar. Öztürk’ün çalışmalarının en önemli özelliklerinden biri de yazılarında, üzerinde çalıştığı romanın/öykünün dışındaki farklı metinlerden de beslenmesi. Edebiyatın, kendi kendisini büyüten derin sularında, bir adım daha atmaktan geri durmayan, sözünü söylemekten sakınmayan cesur metinlerden oluşan Kurmaca ve Gerçeklik, bu anlamda bakılırsa sadece metni merkeze alan ve metin dışında bir kaygı taşımayan yazılar bütünü. Öztürk’ün yapmaya çalıştığı, tıpkı önceki kitaplarında da olduğu gibi, sosyal ve siyasal hayata bir ayna tutarak onun edebi metinlerdeki yansımalarını, yine aynayı ters çevirerek okura göstermek. Okurun, kitapta yer alan incelemeleri okurken göreceği, sadece çeşitli devirlerin roman ve öyküye olan yansıması değil aynı zamanda birey-toplum ilişkisinin de bir fotokopisi. Bu aşamada yazarın nerede durduğu ve okuru metnin neresinde konumlandırdığı problemleri de sayfalar ilerlerken cevabını buluyor. Romancının/öykücünün yazdığı kadar incelemecinin söylediğinin de önemli olduğu bu çalışmaların işi, satır sonlarında da bitmiyor. Tam tersine Kurmaca ve Gerçeklik’te yer alan incelemeler, sonrasında devreye girecek olan okurun yeniden yorumlamalarla zihinsel bir dönüşüm yaşamasına olanak sağlıyor. Bu da edebi metinlerin en önemli özelliklerinden birini gösteriyor bize: Yaşayan bir varlık olduğunu.

HasanÖztürk

Demokrasi, Bürokrasi, Yeni Devlet

Kitabın farklı metinleri farklı bağlamlarda ele aldığını ve metinlerin herhangi bir zaman dilimine sıkışmamış, özgür ve cesur metinler olduğunu en başta vurgulamıştık. Bu incelemelerin önemli bir basamağını siyaset-edebiyat ilişkisi üzerinde duran metinler oluşturuyor. Özellikle Osmanlı’nın çökmesi ile kurulan yeni devlet üzerindeki belli problemleri sistematik bir biçimde ele alan Öztürk, devletin demokrasi anlayışını sorgulamaktan geri durmuyor. “Adında Demokrasi Geçen İki Öykü” yazısında Haldun Taner’in Yaşasın Demokrasi’si ile İlhan Tarus’un Demokrasi adlı öykülerini masaya yatıran Öztürk, bu iki öyküden yola çıkarak yeni devletin demokrasi çırpınışlarını, geç gelen çok partili hayat ile birlikte demokrasi kavramının geçirdiği dönüşümü ve bir türlü yerine oturmayan, hep bir tarafı eksik kalan demokrasi anlayışını ele alıyor. Bugün bile neliği tartışma konusu olan demokrasi kavramının boşluklarını doldurmayı amaçlayan incelemeler, bu anlamda misyonunu yerine getiriyor denebilir. Demokrasinin hedef tahtasına konduğu “Türkiye’nin Demokrasi Sarmalında Liberal Bir Ütopya: Serbest İnsanlar Ülkesinde”  ve “Güdümlü Demokrasinin Edebiyat Belgeseli: Yağmur Beklerken” yazıları da meseleyi farklı edebi metinler ışığında sorgulamaya açan başka yazılar olarak kitaptaki yerini alıyor.

Yeni devletin başkenti olan Ankara’nın ele alındığı Yakup Kadri’nin Ankara romanının incelendiği Yakup Kadri’nin Ankara Rüyası Nasıl Yorumlanmalı?” başlıklı yazı, kitabın dikkat çeken önemli yazılarından. Ankara’yı çeşitli aşamalarla ve perspektiflerle inceleyen yazarın, yazının sonlarında sivrilttiği kalemi, bugünün Türkiye’sine de ışık tutuyor bana kalırsa. Öztürk, “Romanın yazıldığı Ankara’ya bugünden bakıldığında “içinde tepinip durmakta” olduğumuz ülkenin durumu, yazarının gözlemlerinde ve hayal kırıklıklarındaki fotoğraftır.  Yakup Kadri, “ideal Türkiye’ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum” beklentisinin neden gerçekleşmediğini, Mustafa Kemal’in öleceğini “bir gün bile” aklından geçirmediğine bağlıyor; şaşılacak bir gerekçe bu: Devrimci gitti; devrim bitti hesabı. Yakup Kadri’nin zamandaşlarındaki bu lider kaybı korkusu, kaderlerimizin kişilere bağlı olduğu ve kurumlaşmanın olamadığı Türkiye’de zaman içerisinde fobiye dönüşüyor ne yazık ki.” cümleleriyle sadece dünün Ankara’sını anlatmakla kalmıyor, bugünün siyasi hayatına da büyük bir ışık tutuyor. Kişilerin, kurumların her zaman üstünde olduğu “yeni devlet”in bu anlamda eskisini aratmadığı sonucuna varmak da zor olmuyor okur için. Devletin başına kondurulan şapkanın yeni olmasına rağmen, şapkayı takan başın aynı “yeni”ye ayak uyduramaması sonucunda ortaya çıkan tablo, dünüyle ve bugünüyle bir ülkenin “panorama”sını okumak adına da önemli bir yol haritası çiziyor.

Kitapta sanat-siyaset bağlamındaki konulara dikkat çeken yazılardan bazıları, Reşat Nuri Güntekin’in Yeşil Gece romanının merkezde olduğu “Yeşil Gece, Aydınlığa Giden Yolu Neden Açamadı?” yazısı, İskender Fahrettin Sertelli’nin Sümer Kızı romanı bağlamında ele alınan “Milli Tarih Tezi İçin Sipariş Roman: Sümer Kızı” yazısı, Memduh Şevket Esendal’ın odak noktasını oluşturan “Ayaşlı ile Kiracıları Romanında Bürokrasi Eleştirisi ve Değişen Aile” yazısı şeklinde sıralanabilir.

Kurmaca ve Gerçeklik

Hasan Öztürk, bu kitabıyla da önceki kitaplarındaki geleneğini sürdürüyor ve yazdıklarıyla, roman ve öyküleri okuma biçimlerine yeni bir yön vermeye devam ediyor. Yazılanların derinliğine ve inceliğine rağmen okuru yormayan yalın bir dil kullanması, kitabın önemli artılarından. Okur, bu inceleme yazılarını okuduktan sonra, belki de önceden okuduğu roman ve öykülere yeniden dönecek ve onları okuma biçimini tekrar gözden geçirecektir. Kurmaca ve Gerçeklik bu anlamda son derece yapıcı bir yol açıyor okur için. Metinlerin eskimeyen canlı birer varlık oldukları gerçeği, bundan yıllar önce yazılmış olan eserlerin sorgulamaya açılmasıyla daha da anlam buluyor. Zamanın eskitemediği roman ve öyküler gibi Öztürk’ün inceleme yazıları da bundan yıllar sonra tekrardan okunarak bahsi geçen metinlere ışık tutacak birer rehber niteliğinde. Gerisi sorgulamaktan korkmayan okurlara kalmış…

___________________________________

Ayraç Kitap Tahlili ve Eleştiri Dergisi’nin Mayıs 2015′deki 67. sayısında yayımlanmıştır.

 ayraç 67


Mavi Yeşil’in 91. Sayısı Çıktı..!

MY 91

 

Mavi Yeşil dergisi, 91.sayısıyla okur karşısına çıkıyor. Yeni bir yılın ilk günlerinde okura ulaşan Ocak-Şubat 2015 tarihli 91. sayımız, on altıncı yılımıza başladığımızın da bir göstergesi aynı zamanda. Her biri zamanında yayımlanan sayılarıyla on beş yılı tamamlamak, bu mütevazı dergiye okurlarının bağlılığıdır; Mavi Yeşil, kendisini yolda bırakmayan okur dostlarına içtenlikle teşekkür eder. Yeni yılımıza zengin bir içerikle başlıyoruz. F.Gökhan Özcan, “kendi peşine düşen insan” başlıklı yazısıyla her birimizi ucu insana varan uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Gökçe Özder, “ada” metaforundan hareketle öykücü Sait Faik’i; dergimizdeki ilk yazsıyla Ümit Yaşar Gözüm de edebiyatımızın renkli kalemi Bedri Rahmi Eyuboğlu’nu yazdı. Hasan Öztürk, iki ayrı kitaptan yola çıkarak özellikle yazarlar için bir tür korku imparatorluğuna dönüşen Stalin döneminin toplumsal yansımalarını gösterdi. Ayşegül Ergül, şair Süreyya Berfe ile konuştu bu sayımız için, Özkan Satılmış da kısa yazısında “şiir dili” sorununa değindi. Hayrullah Gürdağ, gizemli bir edebiyat yolculuğunda. Yunus Emre Tozal dergideki ilk yazısıyla, bir serinin ilk kitabı “Geç Kalınmış Bir Gün” adlı romanı tanıtırken Barış Kahraman da “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmini değerlendirdi. Hasan Ildız, Deniz Dağdelen Düzgün, Ahmet Testici, Bala Nur Torun, Hüseyin Alemdar, Güven Fatsa, Yaşar Kara, Muhittin Delihasan ve Fevzi Yetkin, bu sayışın şairleri. Yeni sayımızın iki öykücüsü İsmail Süphandağı ve Eyüp Tosun.91. sayının içindekiler

“Düşünen Sazlık” Ülkesinde “Karanlıkta Fısıldaşanlar” / Hasan Öztürk… 2
Konuşsam / Hasan Ildız… 6
Ada Metaforu ve Sait Faik Abasıyanık / Gökçe Özder… 7
Entelektüel Bir Masal; Bedri Rahmi / Ümit Yaşar Gözüm…10
Mezarlığın Soluğu / Deniz Dağdelen Düzgün…14
‘Şiir Dili Üst Dil midir?’ / Özkan Satılmış… 15
Balbal / Ahmet Testici… 16
Süreyya Berfe ile Söyleşi / Ayşegül Ergül… 17
Hayallerim / Bala Nur Torun… 20
Yedi Köreltilmiş Jilet / Hüseyin Alemdar… 21
Bir Zamanlar ve Her Zaman Taşra / Barış Kahraman… 22
Vardiya / Güven Fatsa… 24
Bugün / Yaşar Kara… 24
“Geç Kalınmış Bir Gün” / Yunus Emre Tozal… 25
Kendi Peşine Düşen İnsan / F. Gökhan Özcan… 27
Hecelerden Oluşan İnsan / Muhittin Delihasan… 29
Yalnızın Kalesi / Fevzi Yetkin… 29
İsmin Hallerin / Hayrullah Gürdağ… 30
Bir Arguvan Masalı / İsmail Süphandağı… 31
Kumandanın Ölüm Tuşu / Eyüp Tosun… 32

Mavi Yeşil:
bilgi@maviyesildergisi.com / (0 464) 217 71 50

abonelik

 


Mavi Yeşil’in 85. Sayısı Çıktı..!

my85

 

Mavi Yeşil dergisi, 2014 yılının ilk günlerinde çıkan 85. sayısıyla 15. yılına başlıyor; bunu edebiyat dergiciliğinde önemli bir gösterge saymalıyız. 2000 yılının başından bu yana iki ayda bir çıkan hiç sayısı aksamadan yayımlanan Mavi Yeşil, on beşinci yılının başlangıcı olan 85. sayısında zengin bir içerikle okur karşısına çıkıyor. Bu sayıda, gazetelerin “kitap eki” editörleriyle görüşülerek hazırlanan mütevazı dosya, kitap okurlarının olduğu kadar yayın dünyasının da ilgisini çekecek özellikte. Bu sayıda “Cevat Çapan” şiiri hakkında Sezgin Taş yazdı. Fırat Caner, şiirleri yanında “metinler” dizisini de sürdürüyor. Hasan Öztürk, doğumunun yüzüncü yılında “Albert Camus”yü hatırlattı. Nurullah Ulutaş, eski bir roman için yeni bir yazı yazarken Sinan Şanlıtürk de ilginç bir romandan sinemaya aktarılan bir filmi değerlendirdi. Bu sayının öyküsünü Yunus Bektaşoğlu yazdı. Azita Ghahreman, Yeşim Ağaoğlu, Fırat Caner, Erkan Karakiraz, Yavuz Demirci, Ferda Balkaya Çetin, Ömer Eski, Ümit Aydın, Büşra Dilara Karaca, Serkan Demir, Eşref Yener, Deniz Dağdelen Düzgün ve Tan Doğan, bu sayıda şiirleriyle çıktı okur karşısına. *

85. Sayının İçindekiler

Sanatın Duyum Yaratması ve Cevat Çapan / Sezgin Taş… 2
Bir Kadın Geldi Beni Giymeye / Azita Ghahreman… 6
Beş Metin / Fırat Caner… 7
Harcı Âlem / Yeşim Ağaoğlu… 10
Albert Camus’nün Yüzyılı / Hasan Öztürk… 11
Sûr / Fırat Caner… 13
A Clockwork Orange / Sinan Şanlıtürk… 14
Meğer / Erkan Karakiraz… 17
K/adının G/özleri ve /Derin/ / Yavuz Demirci… 17
Söyleşi: Gazetelerin Kitap Ekleri… 19
Esaretin Aşka Dönüşen Hikâyesi / Nurullah Ulutaş… 23
La / Ferda Balkaya Çetin… 26
Sana Getireceğim / Ömer Eski… 26
Terkettiğimiz Temmuzlar Mezarlığı / Ümit Aydın… 27
Yara Terbiyecisi / Yunus Bektaşoğlu… 28
Ora / Büşra Dilara Karaca… 29
Susmayan Çığlık / Serkan Demir… 30
Durum Şiiri / Eşref Yener… 31
Düş Kırıldı İçimde Sen Kaldın / Deniz Dağdelen Düzgün… 31
El Ele / Tan Doğan… 32

* Editör: Sezgin Taş


Mavi Yeşil’in 78. Sayısı Çıktı..!

 

78 sayı! Vay be… Bu demektir ki 13. yıl da tamamlanmış oldu böylece. Artık yeni bir nefes alma zamanı. Mavi Yeşil yayımlanmaya başladığında doğmuş olanlar, bugün lise öğrencisi olmaya aday arkadaşlar. Hasan Öztürk’ün tabiriyle, kültürün sadece bir mantar türü olduğunu zannedenler, Mavi Yeşil’in bunca yıl nasıl olup da ayakta durduğunu da anlayamayacaklardır herhalde. İşin iyi tarafı, bizler de o insanların Mavi Yeşil’i anlamasını beklemiyoruz artık. Boş siyasi lakırdılar, ucuz futbol muhabbetleri ve tabiri caizse, çeşitli arenalarda kimin daha uzağa işeyeceğini test etmeye çalışan zihniyetler, ‘Yetenek Sizsiniz’e katılmak için başvuru formu doldurabilirler. Bizim tek derdimiz yazı, kalem, kağıt, kitap, edebiyat, sanat… Daha ne olsun…

Mavi Yeşil’in kimsenin safında olmadığını defalarca vurguladık. Bazı -çok özür dilerim- kalın kafalılar, hala “Bunlar sağcı!”, “Yok efendim, bunlar solcu!” gibi yaftalamalarda bulunsa da biz kendi yolumuzda ilerlemeye devam ediyoruz. Mavi Yeşil’in tek mal varlığı okurlarıdır. Türkiye’deki edebiyat alemine bir “imza” atmanın peşinde olan Mavi Yeşil, o imzayı her geçen gün koyulaştırmaktan uzak durmuyor. Herkesin bir kez daha haberi ola…

Lafı daha fazla uzatmayacağım. Bu ve benzeri sıkıntıları, söylemleri önceki yazılardan birinde, Cebinde Akrep Olmayanlara Açık Not başlığı ile yazmıştım. O yüzden bu faslı kısa kesiyorum ve editörümüz Sezgin Taş’ın hazırladığı sunuş yazısını kopyalayıp buraya yapıştırıyorum. Mavi Yeşil 78. sayısını da çıkarmıştır vesselam!

Mavi Yeşil dergisi 78. sayısıyla on üçüncü yılını tamam­lıyor. On üç yıl sonra başladığımız yere dönüyor gibi­yiz: Anlaşılan o ki bu ülkenin gündeminde bilim, kültür ve özellikle de sanat bir türlü öncelik sırası kazanamayacak. Adına “milenyum” denilen bir zamanda, 2000 yılının başında, çıkmıştık yola; aradan on üç yıl geçti, savaş çığ(ırtkan)lıkları ve top sesleri arasında yolumuza devam ediyo­ruz. Bilimden, yaprak testlerin yüzdelik başarı oranı; kültür ve sanat denilince de yemekli, türkülü, eğlence­li yerel yönetim patentli yarı resmi panayır gösterileri anlaşılmaya devem etse de Mavi Yeşil dergisi sanat ve edebiyat yolundaki kararlılığını yazı yardımıyla sürdür­meye devam ediyor.

Bu sayımıza Esra Polat’ın Üvercinka incelemesiyle başlıyoruz. Cemal Süreya’nın şiir evrenini, imgelemini, şiirini biçimleyen estetik bakış açısını yakından incele­me fırsatı bulduğumuz Üvercinka alı yazıda yüzey ya­pıdan derin yapıya yolculuk yapıyoruz. II. Yeni kuşağı­nın önemli şairlerinden Cemal Süreya’yı bu yolculukta daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Kısa bir ardan sonra yazan Hasan Öztürk de yepyeni bir kitabın mer­kezine çağıyor bizi: Türk Romanında Yazar ve Başkala­şım. Türk romanını biçimleyen ana figürlerin, yazar ve kahraman sorunsalının izleğinde Türkiye’de roman ve onun eleştirisi konusunda Parla’nın düşünüş biçimine kapılar aralıyor yazısında. İlker Aslan genç bir yazarın ve yeni bir kitabın izini sürüyor. Gökhan Yılmaz’ın Bi­raz Kuşlar, Azıcık Allah adlı eserini öykücülüğümüze getirdiği yeni soluğu inceleme fırsatı buluyoruz Aslan’ın yazısında. Hakan Bilge edebiyat, sanat, sinema eksen­li yazısında Amerikan emperyalizminin Hollywood’da insancıl bir kılığa sokulması girişimini gözler önüne seriyor. Gülşah Şişman Tzvetan Todorov’un poetik kuramın ana çizgilerini yansıtan Poetikaya Giriş aldı kitabını inceledi. Ömer Kalafatcı 1952 Mısır Devrimi ve Necip Mahfuz’un “Miramar”ını konu aldığı yazısıyla aramızda. Mehmet Nur Karakeçi uzun bir aradan son­ra aramıza katılıyor. Gönül Türüt Kesim ise büyük şa­irimiz Yahya Kemal ve onun şiir anlayışını kaleme aldı.

Bu sayının dikkat çeken öykücülerinden biri Farzet ki Dönmedim adlı kitabın yazarı Dursun Ali Sazkaya. Ya­zarın öyküsü hem anılara hem de var olma sancısının bilincine bir pencere açıyor. Kübra Aslan, Ayşegül Ergül ve Kadri Ra­şit Akdeniz bu sayımızın diğer öykücüleri.

Bu sayımızın şairleri ise: Pınar Doğu, Sebahattin De­mirci, Hızır İrfan Önder, Erkan Karakiraz, Fatih Ya­vuz Çiçek, Ömer Eski ve Altay Taşkın.

 

78.sayının içindekiler

Üvercinka / Esra Polat… 2
Lal Manifesto / Pınar Doğu… 7
“Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım”/ Hasan Öztürk… 8
Kuru Kalem / Altay Taşkın… 11
Kuşlar, Allah ve Diğer Şeyler / İlker Aslan…12
24 Saat Amerikan Emperyalizmi / Hakan Bilge…14
Tzvetan Todorov, Poetikaya Giriş / Gülşah Şişman… 16
1952 Mısır Devrimi ve Miramar / Ömer Kalafatcı… 18
Hazan Vakti / Ömer Eski… 19
Dert Çok, Hem-Dert Yok / M. Nur Karageçi… 20
Üç Nokta / Yiğit Tornacı… 22
Hazan Vakti / Hızır İrfan Önder… 23
Gerçek / Erkan Karakiraz… 23
Yahya Kemal ve Şiir / Gönül Türüt Kesim… 24
Kurallı Birleşik Hayaller / Sebahattin Demirci… 26
Kelebeğin Çekim Kuvveti / Fatih Yavuz Çiçek… 27
Bir Monolog / Kübra Aslan… 28
Kimi/n Zamanı / Ayşegül Ergül… 29
Gidip Dönemeyenler İçin / Dursun Ali Sazkaya… 30
Geçti Dost Kervanı / Kadri Raşit Akdeniz… 32

İletişim: bilgi@maviyesildergisi.com

Sezgin TAŞ


Mavi Yeşil’in 75. Sayısı Çıktı..!

Her sayı yeni bir umuttur, demişti Mavi Yeşil evveliyatında. Evet, yine aynı şeyi söylüyor ve umudunu yeni bir sayıya taşıyor Mavi Yeşil: 75. sayıya… Edebiyat dergiciliğinin kıyısında köşesinde durmayıp tam kalbime doğru ilerliyoruz ve devam ediyoruz buna. Mavi Yeşil, insancıl oklarını merkezin tam kalbine saplarken yine de kenarda durup körebe oynayanların var olduğunu da unutmuyor. Ama dedik ya, bizim söyleyecek sözümüz var. Biz 75 sayıdır o sözleri söylemekten bıkmadık. Başkaları duymaya tenezzül etmese de, kendi bataklarında boğulmaya devam edeceklerdir muhakkak. “Al gülüm ver gülüm” edebiyatının uzağında kalan Mavi Yeşil adına bir şey için “iyi ki” diyeceksek, bu muhakkak ki herhangi bir kesimin dergisi olmamasının “iyi ki”sidir. Mavi Yeşil Rize’nin, Türkiye’nin hatta dünyanın dergisi olmak yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu yolda bizimle birlikte yürüyenlere de bir kez daha selam olsun…

Gelelim 75. sayıya… Bu sayının ilk özelliği sayfalarının ciddi bir kısmını Memduh Şevket Esendal’a ayırmış olması. Geniş kapsamlı bir dosya sayısı olmasından ziyade, bir saygı duruşu niteliği taşıyan bu sayıda, ölümünün 60. yılında Memduh Şevket’i andık. Dosya kapsamında, Hasan Öztürk, “Hamit İçin Bir Yazı Nasıl Yazıldı?” başlığı altında Memduh Şevket’in hikâyesini inceliyor ve günümüzle de paralellik kurarak bir analiz yapıyor. Mehmet Nur Karageçi de yazarın “Feminist” adlı hikâyesini ele alıyor ve feminizm konusunda bugün de tartışılan bazı noktalara dikkat çekiyor. Elif Balcı Kaştaş da Otlakçı ve Kayışı Çeken adlı hikâyelerini mercek altına alıyor yazarın. Heves Kuklacı belki de deneysel diyebileceğimiz bir çalışma yapıyor ve Esendal’ın öykülerinden yeni bir öykü yaratıyor. Dosya kapsamındaki son yazı da benim yazım… Ben de Memduh Şevket’in siyasi hayatını ele alırken, o hayatın hikâyeci kişiliğine yaptığı katkılardan da bahsetmeye çalıştım naçizane.

75. sayının diğer yazıları ise şöyle: Hakan Bilge, Peyami Safa’nın sinemaya uyarlanan eserini (‘Gölge’ adıyla) “kadın” kavramı bağlamında ele alıyor. Hakan Bilge bizimle yazmaya devam ediyor. Aydın Adnan Gümüş, İlhan Berk’in şiirini “tabiat” merkezli inceliyor. Hoş bir yazı… Eğitimci/yazar abimiz Mehmet Sancaktutar, bir düşünce insanı ve yazar olan Senail Özkan üzerine yazdı. Tan Doğan, felsefi bir yazı kaleme alıyor ve özgür istence vurgu yapıyor. Ümit Erik, Rönesans’ın gecikmişliğini bugüne taşıyor. Esra Polat ise Sait Faik ve “insan” üzerine yazdı. Zinnet Yılmaz’ın Edebiyat profesörü Muhsin Kalkışım ile olan röportajını özellikle Şeyh Galib ile ilgilenen dikkatle okumalı… Bu sayının şairleri, Serdar Çakıcıoğlu, A. Uğur Olgar, Gökhan Kasarcı, Yunus Emre Ayvaz, Medine Nur Kılıç, Altay Taşkın, Zeynep Altuntaş ve editörümüz Sezgin Taş… Ayrıca 75. sayımıza çizimleriyle katkıda bulunan Yasemen İslamoğlu’na da teşekkürü borç biliriz.

Biz yine Oğuz Atay’ı anmadan geçmeyelim son cümlemizde: Biz buradayız sevgili okuyucumuz, siz neredesiniz acaba?

75. Sayının İçindekiler
Hasan Öztürk/ Hamit İçin Bir Yazı Nasıl Yazıldı?
Serdar Çakıcıoğlu/Bal Zehiri
Mehmet Nur Karageçi/ Bir Hikâyenin Aydınlığında Feministin İzini Sürmek
İlker Aslan/Siyasetin Hikâyesini Yazan Adam: Memduh Şevket Esendal
A.Uğur Olgar/Bir Bakmışız
Elif Balcı Kaştaş/ Tepemizde, Bir Kayışı Çeken ve Karşımızda Bir Otlakçı Varsa
Zeynep Altuntaş/Bazen
Heves Kuklacı/Her Şeye Rağmen Oyun Sahnesi Devam Ediyor
Hakan Bilge/Kadının Ruhuna Yolculuk
Yunus Emre Ayvaz/Araf
Aydın Adnan Gümüş/İlhan Berk’in Şiirlerinde Tabiatın Dili
Medine Nur Kılıç/Güne Bakan Ilık Tebessüm
Mehmet Sancaktutar/Sessiz ve Derin Bir Adam: Senail Özkan
Sezgin Taş/ iğne yapraklı mor menekşe
Tan Doğan/Saltık Özgür İstenç Bağlamında Felsefe Üzerine Birkaç Söz
Zinnet Yılmaz/Prof. Dr. M. Muhsin Kalkışım’la “Osmanlı Şiiri ve Şeyh Gâlib” Üzerine
Altay Taşkın/Düş Parçaları
Ümit Erik/Gecikmiş Rönesans
Esra Polat/Şehri Unutan Adam ve İnsan Sevgisi
Gökhan Kasarcı/Avuç İçi


Mavi Yeşil’in 74. Sayısı Çıktı..!

Şimdi derin bir nefes alalım. Uçağımız birazdan kalkacaktır. Lütfen yeniden kontrol edin, koltuklarınızın dik, masalarınızın kapalı olduğunu… Can yelekleri koltuğunuzun altındadır. Ama ihtiyacınız olmayacak. Çünkü bu uçağın düşmek gibi bir tehlikesi yok. Hatta daha önce türbülansa bile girdiği görülmedi. Yani sözün özü, Mavi Yeşil, uçmaya devam ediyor.

İşte böylece 74. sayı da raflardaki yerini aldı. Kazasız belasız 74. uçuş demektir bu. Hep diyoruz, varsa civarda daha iyisini yapan, beri gelsin. Ama çıkmaz. Geçenlerde bir arkadaşımız, “11 yıldır mı çıkıyordu?” diye sorduğunda, “12 bitti,” dedim. 13. yıldayız yani. Dile kolay. Şu anda bu dergiyi okuyan bazı ortaokul öğrencileri, dergi çıkmaya başladığında dünyada değildiler. Çevrenizde varsa 13 yaşında bir çocuk, onun karşısına geçip şöyle bir bakın. İşte Mavi Yeşil, o kadar büyüdü!

Yeni yıla yeni bir yüzle girdiğimiz biliniyor artık. Okurlarımız arasında bu yeni şekli beğenmeyen olmadı. Eskiye nazaran çok daha iyi bir iş olduğunu düşünüyor dostlarımız. Daha iyisini de bekliyorlar haliyle. Zamanla daha da iyi bir hale gelecek dergimiz. Kimsenin şüphesi olmasın. Mavi Yeşil türbülansa girmeden uçmaya devam edecek. Keyfini çıkarın…

Bu sayı da yine dopdolu. Önce kendimle ilgili bir küçük not düşeyim. Benim, ilk kez bir öyküm yayımlandı Mavi Yeşil’de. Açıkçası bu sayıya bir eleştiri-inceleme yazısı yetiştiremediğimi itiraf etmem gerek. Ama benim için de iyi oldu. Mavi Yeşil’in bu sayısı benim için özel bir sayı oldu bu yüzden. Umarım okurlar da beğenir. Her neyse… İçeriğe gelelim. Bu sayıda eleştiri, inceleme, deneme yazıları ön planda. İlgi çekici yazılar var.Nurullah Ulutaş hoca dergide ilk kez yazıyor. Aynı alanda bir de kitabı var. İlgilenenler bulabilir. Yazısında “intihar” olgusunu farklı örnek metinler ışığında inceliyor. Faydalı bir yazı. Okuyanlar da beğenecektir. Hasan Öztürk hocamız da Virginia Woolf’un günlüklerinden yola çıkarak hem Wolf’u hem de onun günlüklerini nasıl okumamız ve anlamamız gerektiğini açıklıyor. Wolf takipçilerinin okuması gereken bir yazı olduğu gibi, özellikle Wolf ile ilgilenmeyenlerin de dikkatini çekecek bir yazı. Dergimizin sürekli yazarlarından biri haline gelen Hakan Bilge ise Niçe ile sinema arasındaki köprüye değiniyor ve farklı filmler ışığında Niçe’nin nasıl anlatıldığını ve nasıl anlaşılması gerektiğini açıklıyor. Sinema ve felsefe ile ilgilenen herkesin göz atması gereken bir yazı. Maksut Yiğitbaş hoca da Arif Nihat Asya’yı incelediği yazısında, şairin “hiciv” ustası olduğunun üzerinde duruyor ve farklı şiirler ile metnini açıyor. Dikkate değer bir yazı. Gülnihal Keleş’in yazısı ise tasavvuf ve onun bozulmuşluğu ile ilgili. Keleş’in ele aldığı iki örnek metinden birisi olan Sır hakkında ben de yakın zamanda bir çalışma yaptığım için yazı ziyadesiyle hoşuma gitti. İlgilisi zevkle okuyacaktır. Esra Polat’ın yazısı doğu ile batı arasında metinler üzerine ve Tanpınar ile Orhan Pamuk’un eserleri metinde ismi geçen eserler. Asuman Türüt de geniş bir inceleme yazısı ile katkıda bulunmuş bu sayıya. Tanzimat Dönemi ile birlikte gelişen edebiyat-sanat ortamındaki atışmaları, tartışmaları incelemiş. Kaynak metin olarak yararlanılabilecek bir metin çıkmış ortaya. Bunların dışında iki öykü var. Birisi benim öyküm demiştim. Diğeri de İrfan Polat’ın Şilbalba adlı öyküsü. Şilbalba’nın ne demek olduğunu merak edenler dergiyi edinip okusunlar… Bunlarla birlikte, hangileri olduğunu belirtip diğerlerine haksızlık etmeyeyim ama benim özellikle beğendiğim bir iki şiirin yanında, dergimize şiir ile katkıda bulunan şairlerimiz ise şöyle; editörümüz Sezgin Taş, Yiğit Tornacı, A. Uğur Olgar, Hızır İrfan Önder, Tan Doğan, Ömer Eski…

Bu vesile ile bir sayının daha sonuna geldik. Uçuşumuz nihayete ermektedir yani. İnişe geçtik. Bir sonraki uçuş nasipse mayısta. Şimdi Mavi Yeşil mayısa hazırlık ediyor. Dediğimiz gibi, varsa daha iyisini yapan beri gelsin. Dergicilik dışarıdan güzel, albenisi olan bir iş. Ama mutfağa girince, çıkması zor oluyor. E para pul da yok işin ucunda… Kim neden yapsın, uğraşsın. Ama Mavi Yeşil bütün olumsuzluklara rağmen, var olmaya devam edecek. Mavi Yeşil’in söyleyecek sözü var. Daha çok sözü var…

Mavi Yeşil’in 74. sayısının içeriği de şöyledir:

Nurullah Ulutaş /Romanda Sanata Dönüşen Olgu: İntihar
Sezgin Taş / Çöl Şarkısı
Yiğit Tornacı/Son Akşam Yemeği’nde Konuşulmayanlar
Hasan Öztürk/Yazıya Adanan Bir Ömür ve Suya Atılan Bir Beden: Virginia Woolf
Tan Doğan/Mâi ve Mâyi
Hakan Bilge/Nietzsche & Sinema
A.Uğur Olgar /Bir Bakmışız
Maksut Yiğitbaş/Eleştiri Uzamında Bir Hiciv Şairi: Arif Nihat Asya
Hızır İrfan Önder/Şiirler de Ölür
Gülnihal Keleş/Sır’lı Bir Yürüyüşün Uzandığı Acı Deniz
Esra Polat/Doğu ve Batı Arasında Sıkışmış Dünyalar
Asuman Türüt/Arayışlar Dönemi’nin İlk Yıllarına Genel Bakış
İrfan Polat/Şilbalba
İlker Aslan/Acaba Nasıl?
Ömer Eski/Bozuk Gözleri Dünya’nın