Tag Archives: İnsanlık

İnsan Düşünemeyen Bir Hayvandır!

Neredeyiz? Biz neredeyiz? Kimiz? Nerede olduğumuzdan çok “ne” olduğumuz önemli belki de. Kişiliğimizin “neliği”… İnsan -hala insansa- kendini nerede konumlandırıyor? Oysa tek yaptığımız, nerede olduğumuz ve ne olduğumuz sorularından ve sorunlarından önce gelen yaptığımız eylemlerse eğer -ki öyledir-, tüketmek. Tüketmek! Tü-ket-mek! Becerebildiğimiz en iyi “şey!” belki de bu..! Okurken zorlandın mı? Öyleyse…

Onlarca milyon liram var ve harcamam gerek! Harcamamız gerek, değil mi?

Güzel elbiseler alıyoruz. Daha fazla alıyoruz. Tişörtler sadece 9.90! Sadece 9.90’lık tişörtler cezbediyor bizi. Kırmızı kartonlar üzerine yazılı %50, %60, %70 sayıları bizim için çok şey ifade ediyor. Oysaki aldığımız hiçbir indirimli ürüne ihtiyacımız yok! Yok! Yok!sa var mı..? Aynı ayakkabıdan hepimizde yedişer çift var. Yedişer çift! Yedi: rakamla 7! Evet biliyorum sende daha fazla var. Hatta ayakkabılarına ayrılmış koca bir dolabın var değil mi? Kime diyorum! Heyy!!! Cep telefonlarımız da var. Bizim cep telefonlarımız… Hepimizin! Bluetoothlar açık mı? Açılırken hata mı veriyor? Kaç megapiksel kameraya sahip? O kadarcık mı? Telefonunuzun hafızası sizin hafızanızı içine alacak kadar büyük değil mi? Öyleyse değiştirin! Cep telefonlarımızı konuşmak dışında ne için kullanıyoruz? Cep telefonlarımızı konuşmak dışında her şey için kullanıyoruz. Bilgisayarlarınız da var değil mi? BilgisayarlarıMız! İşlemciniz işlemiyor mu? Yeni çıkan oyunları kaldırmıyor mu? İndirmiyor mu? İndirim mi var..? Masaüstü mü? Masanın altına sığmıyor mu? Dizinizin üstünde bilgisayarın ne işi var? Aptallar! Kanser olacaksınız!  Ama yine de bilgisayarlarımızı daha hızlı bir bilgisayar ile değiştirmeye her an hazırız. Taksitle otomobil mi alınır? Taksitle otomobil aldınız mı? Kredi çekin! Taşıt kredisi çekin. Bankaya borçlanın. Borç yiğidin nesidir? Borç mu? Boş! Boş yiğidin kanını emer! Bosh mu? Evet, “İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” güzel bir kapitalist söylem. Gaza basın yine de. Çevreyi kirletin. Kirletin! Otomobillerimiz pahalı değil mi? Evlerimizden daha pahalı ve kaza anında pahalı olmaları bizi kurtarmaya yetmiyor. Ucuz bir evimiz olsun, arabamız gibi. Başımızı sokacak bir ev bulduğumuzda, önce evin küçüklüğünden dem vuruyoruz ve onu değiştiriyoruz, sonra güneş almadığı için diğer evi de değiştiriyoruz, sonra diğerini de ve diğerini de…

Evet! Çok yaklaşıyoruz her defasında, ama hiçbir zaman bitmeyecek. Hiçbir zaman tamamlayamayacağız… İnsan nedir? İnsan nedir? Nedir? Peki ya hayvan?

Reklamlar

Sesimi Duyan Var mı?

 

Keşke bu konuyla ilgili bir şeyler yazabilseydim. Ama yazmak da yetmiyor bazen. Dünyanın bir coğrafyasında meydana gelen depreme sevinebiliyor muyuz? İnsanların can çekişerek ölmesine ne zaman güler hale geldik? Orada bir kardeşimiz öldü bizim. Bir annemiz ağladı. Kürtçe ağladı. Sonra bir başkası Türkçe ağladı. İkisinin de gözyaşı aynı idi. İkisi de aynı ağlıyordu. Farklı değillerdi. Farkımız yok çünkü. Veda hutbesinde Hz. Peygamber’in; “Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur.”  sözleriyle anlatmaya çalıştığını kaçımız anlamışız acaba? Orada can çekişen o coğrafyanın insanları değil, bütünüyle insanlık belki de. Tıpkı bazılarımızı çoktan terk etmiş olan insanlık gibi, aynı insanlık orada yatan da:

 

 

Belki de insanlığı, onun ölümünü yazmaya çalışmaktansa, bunu çok iyi yazmış olan bir başkasının kalemini okumamız gereklidir. Oğuz Atay‘ı ve onun Tehlikeli Oyunlar‘da yazdıklarını:

“Nihayet insanlık öldü. Haber aldığımıza göre,uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık,dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre,’yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde,’insanlık öldü mü?’ ya da ‘insanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakta yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar,telgraflar yağmıştır;herkes,insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir.

Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsada,yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru lduğunu göstermiştir. Evet,insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler,ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat,insanlık aleminin bu büyük kaybı,birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir;o kadar ki,bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır.

Bize göre,böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile,hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden,bir zamanlar insanlığın olduğunu,bizim gibi nefes alıp ıztırap öektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmaya çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de,onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir.

İnsanlıktan paylarını alamayanlar için zaten bir ölüydü;onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık,dünya savaşlarından birinde,çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra,hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan insanlık,önce ki gece sabah karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar,insanlıktan ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır.

Doğru dürüst bir tahsil göremeyen ve kendi kendini yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan insanlığa,doğru dürüst bir mirasta kalmamıştı;bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık,başkalarının yardımıyla geçinmeğe çalışmıştı. İnsanlığın ölümüyle ülkemiz,boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz,insanlığın yakınlarına baş sağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: merhumun cenazesi,önce,uzun yıllar yaşamış olduğu hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı ümit apartımanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade törenden sonra toprağa verilecektir.”