Tag Archives: Savaş

Beatles Perdeye Aktarılırsa: Across The Universe

Across the Universe movie poster onesheet

Bir film düşünün ki başından sonuna kadar Beatles şarkıları size eşlik ediyor. Benim gibi bir Beatles hayranıysanız bu filme bayılabilirsiniz. Film 2007 tarihli, Amerikan ve İngiliz ortak yapımı olan Across The Universe. Beatles’ın aynı isimli şarkısından esinle yapılmış. Filmin en büyük artısını en başta belirtmem gerek, ki zaten filmi izleyenlerin de hemen fark edeceği bir durum bu, film Holivut (evet Hollywood yazmayı beceremiyorum) yapımı değil. Savaş karşıtı bu filmin başından sonuna kadar Beatles eşlik ediyor size.

Sadece Beatles mı? Değil. Janis Joplin, Jimi Hendrix, Kurt Cobain de bu filmin karakterlerinden bazıları. Tabi ki kendi isimleriyle değil. Ancak şekil olarak birebir aynı tipler. “Biz de varız” diyorlar. Filme ayrı bir hava katmış bence bu durum. Kötü olmuş diyemem, benim hoşuma gitti. Film temelde tamamen Beatles şarkıları üzerine kurulmuş olsa da başka efsaneleri de filmde görmek (en azından tip olarak) güzel oldu. Öte yandan Beatles filmin içine o kadar sızmış ki iki ana karakterin isimleri de yine Beatles şarkılarından: Lucy (Lucy In The Sky With Diamond) ve Jude (Hey Jude)… Hal böyleyken özellikle Beatles severlerin filmden lezzet alamaması ihtimali de kalmıyor tabi ki. Film rezalet bir film olsaydı bile, Beatles dinlemek hoşunuza gidecektir.

across-the-universe_2

Öte yandan Beatles’ı bir kenarda bırakırsak filmin ana temalarından biri de savaş karşıtı olması. Vietnam Savaşı’nı esas alan film, temelde savaşın gereksizliği, boşuna ölen gençler, anti-militarizm ve dönemin gençlik hareketleri üzerinde duruyor. Buralardan bile bağımsız bir film olduğunu anlayabiliriz zaten. Ayrıca filmin yönetmeni olan Julie Taymor aynı zamanda sahne sanatları yönetmeni. Tiyatro ve opera… Bu da filme ayrı bir güzellik ve bakış açısı katmış. Şarkılara eşlik eden danslar filmin içine güzel yerleştirilmiş. Zaten sıradan bir filmden ziyade bir müzikal havası var. Hatta öyle adlandırırsak da yanlış olmaz zannediyorum ki. Tiyatroda pek çok örneğini izleyebiliyoruz. Perdede de gayet güzel durmuş.

Ancak filmin aman aman bir konusu yok. Beatles’a karşı özel bir hayranlığınız yoksa filmden sıkılabilirsiniz bile. Çünkü müzikler geniş bir yer kaplıyor ve hikayede yer yer kopukluğa sebep olabiliyor. Zaten bir aşk hikayesi çerçevesinde, askerlik ve savaş karşıtlığını vurgulayan filmin çok da derin bir hikayesi yok başka. Dediğim gibi, yönetmenin yapmaya çalıştığı da karmaşık ilişkiler yumağı, derinlikli zaman örgüsü falan vermek değil. Daha ziyade sanatsal bir film olmuş bu. O şekliyle bakarsak çok da başarılı olmuş bana kalırsa.

Oyuncuların performansı da gayet başarılı. Uzun lafın kısası, Beatles’ı seviyorsanız, savaş karşıtıysanız, dans etmek ya da izlemek hoşunuza gidiyorsa, mevsimi gelmeden çıkan çilekler sizi cezbediyorsa bu filmi seveceksinizdir. Benden tavsiyesi. Fazladan iki saatiniz varsa, deneyin derim… 

Reklamlar

Alıntı Defterim: Mine Söğüt – Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

 

“Geçmişi fotoğraflardan öğrenmek mümkün mü? Ne anlatabilir bugün bize, çoktan ölmüş bu insanların durgun ve suskun suretleri? Sadece zamanın geçip gittiğini ve her şeyin bir gün biteceğini. Herkes ölür. Her şey biter. Ama yine de hayatta aslolan telaştır. İstektir.”

*

“Savaşın suçlusu mu olurmuş? Savaşın kendisi suçtur. Dost da düşman da savaşta topyekûn kurban. Kendinize gelin hâkimler! Kimi yargılıyorsunuz? Vicdanı mı? Vicdan hiç yargılanır mı? Öldürmenin haklı nedenleri ya da haksız nedenleri olabilir mi ki öldürenleri ikiye ayırıyorsunuz? İyi niyetli meşru katiller ve kötü niyetli katli vacip katiller diye. Tüm katiller kurbandır. Kurbandır. Kurbandır. Hâkimler, savaş suçlusu savaşan değil savaşı çıkarandır. Gücünüz yetiyorsa onları yargılayın burada!”

*

“<Kimim ben?>
İşte yeryüzünün en tehlikeli sorularından biri. İnsan kim olduğunu düşünmeye başladığı anda başkalaşır. Herkesten bambaşka olur. Kendi gibi olanlarla olmayanlar arasında savaşlar çıkartır. Ve ait olmadığı ya da ait olduğu kimliklerden silahlar yapar. Dağları uçurur, ormanları yakar. Dünya bir gün anide dönmeyi durdurursa, müsebbibi bu soru olacaktır. Ya da bu soruya verilen cevap. Münasebetsiz bir cevap.”

*

“Hiçbir şeyi sonsuza kadar saklayamazsınız. Saklamak ancak bir süre gerçeği hapsedebilir. Saklamanın da bir başı ve sonu vardır. Saklananın saklanmadan önceki son anı ve bulunduktan sonraki ilk anı birbirine kimi zaman kalın bir halatla, kimi zaman da incecik bir pamuk ipliğiyle bağlıdır.”

*

“Zaman çok geniş. Bizim derdimiz de bu. O kadar geniş ki algılayamıyoruz onu. Bu büyüklük aklımızı karıştırıyor. Ne, ne zaman olmuştu ayırt edemez hale geliyoruz. Sanki içimizde bir zaman var ama dışımızdaki zaman sayısız. Bu zamanlar birbiriyle kesiştiğinde mutluyuz, kesişmediğinde huzursuz. Bu bizi çaresizleştiriyor, ardından da hırçınlaştırıyor. Kendimize zarar verecek kadar hırçınlaştırıyor.”

*

“Dünyanın çok büyük, zamanın çok geniş olması ne kadar tehlikeli.”