Tag Archives: Sezgin Taş

Mavi Yeşil’in 77. Sayısı Çıktı..!

 

Bu yılın sondan bir önceki sayısı olan 77. sayımızı da çıkardık. Şükür… İnşallah Kasım’da çıkacak olan 78. sayı ile birlikte 2012 yılına da nokta koymuş olacak Mavi Yeşil. Görsel olarak değiştiği 2012’nin ilk sayısının çıktığı Ocak ayını dün gibi hatırlıyorum. Hatta ilk çıktığı 2000 yılını da… Nereden nereye gelmişiz ve aslında nasıl da geçmiş zaman. Yanımızda olan ve olmaya devam eden onlarca okur ve yazarımıza teşekkür etmem gerek benim de bir Mavi Yeşil okuru olarak. Mavi Yeşil, dergicilik dünyasında bir “umut” olmaya devam ediyor…

Öteden beri söyledik. Söyledim ve söylemeye de devam ediyorum. Bu konudaki inatçı tavrım devam edecek. Mavi Yeşil kimsenin dergisi değildir. Mavi Yeşil’i yaşatan onu okuyanlar ve bu dergide yazanlardır. Hayatın merkezinde durduğu gibi edebiyatın, sanatın ve dergiciliğin de merkezinde duran Mavi Yeşil’in bu duruşunu bozmaya niyeti yok. Herkes böylece bilsin bunu. “Şucuların, bucuların dergisi” diye anılmayacak Mavi Yeşil. Bu anlamda biliyoruz ki talihsiz de bir noktadayız ve çeşitli yerlerde ismi anılan dergiler arasında hep “…ve ismini hatırlayamadığımız diğer dergiler” arasında kalacaktır belki de ama dik başlı duruşundan da taviz vermeyecektir.

İşte bunun en bariz örneği oldu belki de 77.sayımız. 77.sayı yine dopdolu ancak dolu olmasının yanında bir de dikkat edilmesi gereken bir yazı yelpazesi var. Türkiye’de çıkan kaç dergide Orhan Pamuk ve Sezai Karakoç’un isminin geçtiği yazılar aynı anda var olabilir düşünmemiz lazım. İşte Mavi Yeşil’in ulaştığı çıta burada… İsimler, ideolojiler, siyaset, dirsek temasları değil; sadece ve sadece yazının niteliği ölçüt olarak belirleniyor. Eleştirmek, çamur atmak olmadı hiçbir zaman. Ya da övgü, yalakalık sınırına ulaşmadı ve ulaşmayacak. Dergimizi bilenler zaten biliyor, bilmeyenler de görsün ve bilsin isteriz. Hak vereceklerdir…

Bu sayı gerçekten de zengin dedik. Esra Polat, Adalet Ağaoğlu‘nun Ölmeye Yatmak adlı romanı üzerindeki kimlikleri yeni kurulmuş Cumhuriyet ideolojisinin getirdikleriyle, doğu-batı ekseninde inceledi. Özellikle benim de ilgi alanıma giren bir konu olduğundan yazıyı dikkatle inceledim. Kitabı okumamıştım, en kısa zamanda okuyacağım. Tavsiye ederim. Ardından editörümüz Sezgin Taş‘ın romanın ne olduğuna ve Orhan Pamuk‘un bu roman anlayışında nerede durduğuna dair olan yazısı var. Sezgin Taş uzun süredir böylesi bir inceleme ile yoktu. Bundan sonra daha sık yazması için baskı yapmamız gerekebilir bu güzel yazıyı okuyunca. Sonrasında benim bir eleştiri yazım var. Tam da edebiyattaki ve dergicilikteki kutuplaşmalar üzerine yazmaya çalıştığım bir yazı. Yazıyı ilerleyen günlerde blogda da paylaşacağım. Sıkıntım büyük ve bitecek gibi de değil. Keşke böyle sorunlar olmasa da ben de böyle bir yazı yazmasam. Ama var… Hakan Bilge de bu sayıda gişede bir başarı yakalamış olan Nefes: Vatan Sağ Olsun filmini masaya yatırdı. Hakan Bilge’nin yazısını çok beğendim. Mükemmel bir yazı ve eleştirdiği her noktaya da katıldığımı belirtmem gerek. Kendisine de söyledim bunu. Sezai Karakoç üzerine olan yazısı ise Ayşegül Özalp yazdı. Onun Balkon adlı şiirini inceledi. Hoş bir metin. Gülnihal Keleş‘in yazısı eski edebiyat üzerine. Eski edebiyat kim içindi? Okuyup göreceksiniz. Akademisyen Servet Şengül ise Niall Lucy‘nin Postmodern Edebiyat Kuramı – Giriş adlı eserini örnek kısımlar aktararak inceliyor. Postmodern edebiyat üzerine okuma yapanların görmesi gereken bir yazı. Elif Balcı Kaştaş, Türk edebiyatındaki kadın yazarları eskiden günümüze doğru inceliyor. Yazıyı okuyunca, edebiyat dünyasında da kadınların da erkekler kadar etkili olabileceğini bir kez daha anlıyoruz. Bu sayıda iki öykü var. Birisi Sadık Dal’a ait. Nostaljik ve lirik bir öykü… Diğer öykü ise Sevda’nın… “Bitmesi gereken hiçbir sonu bitiremiyorum” diyen Sevda’nın öyküsünde bir başka yazarın izleri de var… Bu sayının şair yelpazesi de geniş. Erkan Karakiraz, Berdar Doğan, İsmail Kemal Durhan, A. G. Yörükoğlu, Aydın Meriç, Ömer Eski, Altay Taşkın ve Sebahattin Demirci bu sayıda ismi geçen şairler. İçerik olarak da üslup ve teknik olarak da farklı şiirler var bu sayıda. Şiir sevenlerin görmesi gerek…

Hasılıkelam Mavi Yeşil bir sayıyı daha geride bırakmanın ve yeni sayının hazırlıklarına girişmenin heyecanını yaşıyor şu sıralar. Her yeni sayının yeni bir “umut” olduğunu unutmuyoruz ve umut etmeye devam ediyoruz. Dileriz ki okurlarımız ve yazarlarımız da bizlerden umudunu kesmez…

İşte Mavi Yeşil’in 77. sayısının içeriği:
Esra Polat / Ölmeye Yatmak Romanında Kimlikler… 2
Sezgin Taş / Roman Sanatı ve Orhan Pamuk… 6
İlker Aslan / Edebiyat Hangimizin Malı? … 10
Berdar Doğan / Yine Bahar… 13
Hakan Bilge / Propaganda Filminin Stil Araçları… 14
Erkan Karakiraz / Gönül Açılması… 17
Ayşegül Özalp / Sezai Karakoç’un Balkon Şiiri Üzerine… 18
Gülnihal Keleş / Divan Edebiyatı Yüksek Zümre mi İster? … 20
İsmail Kemal Durhan / Çekimli Zamanlar… 22
A. G. Yörükoğlu / Güzel… 22
Aydın Meriç / Geveze Sevdalar… 23
Sebahattin Demirci / İstiare… 23
Servet Şengül / Postmodern Edebiyat Kuramı… 24
Sevda / Üç Kişilik Dünya… 26
Altay Taşkın / Gece Düşüyor… 27
Elif Balcı Kaştaş / Türk Edebiyatında Kadın Yazarlar… 28
Ömer Eski / Aşkın Ayak İzleri… 30
Sadık Dal / Aramızda Kırk Gün… 31

Reklamlar

Mavi Yeşil’in 75. Sayısı Çıktı..!

Her sayı yeni bir umuttur, demişti Mavi Yeşil evveliyatında. Evet, yine aynı şeyi söylüyor ve umudunu yeni bir sayıya taşıyor Mavi Yeşil: 75. sayıya… Edebiyat dergiciliğinin kıyısında köşesinde durmayıp tam kalbime doğru ilerliyoruz ve devam ediyoruz buna. Mavi Yeşil, insancıl oklarını merkezin tam kalbine saplarken yine de kenarda durup körebe oynayanların var olduğunu da unutmuyor. Ama dedik ya, bizim söyleyecek sözümüz var. Biz 75 sayıdır o sözleri söylemekten bıkmadık. Başkaları duymaya tenezzül etmese de, kendi bataklarında boğulmaya devam edeceklerdir muhakkak. “Al gülüm ver gülüm” edebiyatının uzağında kalan Mavi Yeşil adına bir şey için “iyi ki” diyeceksek, bu muhakkak ki herhangi bir kesimin dergisi olmamasının “iyi ki”sidir. Mavi Yeşil Rize’nin, Türkiye’nin hatta dünyanın dergisi olmak yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu yolda bizimle birlikte yürüyenlere de bir kez daha selam olsun…

Gelelim 75. sayıya… Bu sayının ilk özelliği sayfalarının ciddi bir kısmını Memduh Şevket Esendal’a ayırmış olması. Geniş kapsamlı bir dosya sayısı olmasından ziyade, bir saygı duruşu niteliği taşıyan bu sayıda, ölümünün 60. yılında Memduh Şevket’i andık. Dosya kapsamında, Hasan Öztürk, “Hamit İçin Bir Yazı Nasıl Yazıldı?” başlığı altında Memduh Şevket’in hikâyesini inceliyor ve günümüzle de paralellik kurarak bir analiz yapıyor. Mehmet Nur Karageçi de yazarın “Feminist” adlı hikâyesini ele alıyor ve feminizm konusunda bugün de tartışılan bazı noktalara dikkat çekiyor. Elif Balcı Kaştaş da Otlakçı ve Kayışı Çeken adlı hikâyelerini mercek altına alıyor yazarın. Heves Kuklacı belki de deneysel diyebileceğimiz bir çalışma yapıyor ve Esendal’ın öykülerinden yeni bir öykü yaratıyor. Dosya kapsamındaki son yazı da benim yazım… Ben de Memduh Şevket’in siyasi hayatını ele alırken, o hayatın hikâyeci kişiliğine yaptığı katkılardan da bahsetmeye çalıştım naçizane.

75. sayının diğer yazıları ise şöyle: Hakan Bilge, Peyami Safa’nın sinemaya uyarlanan eserini (‘Gölge’ adıyla) “kadın” kavramı bağlamında ele alıyor. Hakan Bilge bizimle yazmaya devam ediyor. Aydın Adnan Gümüş, İlhan Berk’in şiirini “tabiat” merkezli inceliyor. Hoş bir yazı… Eğitimci/yazar abimiz Mehmet Sancaktutar, bir düşünce insanı ve yazar olan Senail Özkan üzerine yazdı. Tan Doğan, felsefi bir yazı kaleme alıyor ve özgür istence vurgu yapıyor. Ümit Erik, Rönesans’ın gecikmişliğini bugüne taşıyor. Esra Polat ise Sait Faik ve “insan” üzerine yazdı. Zinnet Yılmaz’ın Edebiyat profesörü Muhsin Kalkışım ile olan röportajını özellikle Şeyh Galib ile ilgilenen dikkatle okumalı… Bu sayının şairleri, Serdar Çakıcıoğlu, A. Uğur Olgar, Gökhan Kasarcı, Yunus Emre Ayvaz, Medine Nur Kılıç, Altay Taşkın, Zeynep Altuntaş ve editörümüz Sezgin Taş… Ayrıca 75. sayımıza çizimleriyle katkıda bulunan Yasemen İslamoğlu’na da teşekkürü borç biliriz.

Biz yine Oğuz Atay’ı anmadan geçmeyelim son cümlemizde: Biz buradayız sevgili okuyucumuz, siz neredesiniz acaba?

75. Sayının İçindekiler
Hasan Öztürk/ Hamit İçin Bir Yazı Nasıl Yazıldı?
Serdar Çakıcıoğlu/Bal Zehiri
Mehmet Nur Karageçi/ Bir Hikâyenin Aydınlığında Feministin İzini Sürmek
İlker Aslan/Siyasetin Hikâyesini Yazan Adam: Memduh Şevket Esendal
A.Uğur Olgar/Bir Bakmışız
Elif Balcı Kaştaş/ Tepemizde, Bir Kayışı Çeken ve Karşımızda Bir Otlakçı Varsa
Zeynep Altuntaş/Bazen
Heves Kuklacı/Her Şeye Rağmen Oyun Sahnesi Devam Ediyor
Hakan Bilge/Kadının Ruhuna Yolculuk
Yunus Emre Ayvaz/Araf
Aydın Adnan Gümüş/İlhan Berk’in Şiirlerinde Tabiatın Dili
Medine Nur Kılıç/Güne Bakan Ilık Tebessüm
Mehmet Sancaktutar/Sessiz ve Derin Bir Adam: Senail Özkan
Sezgin Taş/ iğne yapraklı mor menekşe
Tan Doğan/Saltık Özgür İstenç Bağlamında Felsefe Üzerine Birkaç Söz
Zinnet Yılmaz/Prof. Dr. M. Muhsin Kalkışım’la “Osmanlı Şiiri ve Şeyh Gâlib” Üzerine
Altay Taşkın/Düş Parçaları
Ümit Erik/Gecikmiş Rönesans
Esra Polat/Şehri Unutan Adam ve İnsan Sevgisi
Gökhan Kasarcı/Avuç İçi


Mavi Yeşil’in 74. Sayısı Çıktı..!

Şimdi derin bir nefes alalım. Uçağımız birazdan kalkacaktır. Lütfen yeniden kontrol edin, koltuklarınızın dik, masalarınızın kapalı olduğunu… Can yelekleri koltuğunuzun altındadır. Ama ihtiyacınız olmayacak. Çünkü bu uçağın düşmek gibi bir tehlikesi yok. Hatta daha önce türbülansa bile girdiği görülmedi. Yani sözün özü, Mavi Yeşil, uçmaya devam ediyor.

İşte böylece 74. sayı da raflardaki yerini aldı. Kazasız belasız 74. uçuş demektir bu. Hep diyoruz, varsa civarda daha iyisini yapan, beri gelsin. Ama çıkmaz. Geçenlerde bir arkadaşımız, “11 yıldır mı çıkıyordu?” diye sorduğunda, “12 bitti,” dedim. 13. yıldayız yani. Dile kolay. Şu anda bu dergiyi okuyan bazı ortaokul öğrencileri, dergi çıkmaya başladığında dünyada değildiler. Çevrenizde varsa 13 yaşında bir çocuk, onun karşısına geçip şöyle bir bakın. İşte Mavi Yeşil, o kadar büyüdü!

Yeni yıla yeni bir yüzle girdiğimiz biliniyor artık. Okurlarımız arasında bu yeni şekli beğenmeyen olmadı. Eskiye nazaran çok daha iyi bir iş olduğunu düşünüyor dostlarımız. Daha iyisini de bekliyorlar haliyle. Zamanla daha da iyi bir hale gelecek dergimiz. Kimsenin şüphesi olmasın. Mavi Yeşil türbülansa girmeden uçmaya devam edecek. Keyfini çıkarın…

Bu sayı da yine dopdolu. Önce kendimle ilgili bir küçük not düşeyim. Benim, ilk kez bir öyküm yayımlandı Mavi Yeşil’de. Açıkçası bu sayıya bir eleştiri-inceleme yazısı yetiştiremediğimi itiraf etmem gerek. Ama benim için de iyi oldu. Mavi Yeşil’in bu sayısı benim için özel bir sayı oldu bu yüzden. Umarım okurlar da beğenir. Her neyse… İçeriğe gelelim. Bu sayıda eleştiri, inceleme, deneme yazıları ön planda. İlgi çekici yazılar var.Nurullah Ulutaş hoca dergide ilk kez yazıyor. Aynı alanda bir de kitabı var. İlgilenenler bulabilir. Yazısında “intihar” olgusunu farklı örnek metinler ışığında inceliyor. Faydalı bir yazı. Okuyanlar da beğenecektir. Hasan Öztürk hocamız da Virginia Woolf’un günlüklerinden yola çıkarak hem Wolf’u hem de onun günlüklerini nasıl okumamız ve anlamamız gerektiğini açıklıyor. Wolf takipçilerinin okuması gereken bir yazı olduğu gibi, özellikle Wolf ile ilgilenmeyenlerin de dikkatini çekecek bir yazı. Dergimizin sürekli yazarlarından biri haline gelen Hakan Bilge ise Niçe ile sinema arasındaki köprüye değiniyor ve farklı filmler ışığında Niçe’nin nasıl anlatıldığını ve nasıl anlaşılması gerektiğini açıklıyor. Sinema ve felsefe ile ilgilenen herkesin göz atması gereken bir yazı. Maksut Yiğitbaş hoca da Arif Nihat Asya’yı incelediği yazısında, şairin “hiciv” ustası olduğunun üzerinde duruyor ve farklı şiirler ile metnini açıyor. Dikkate değer bir yazı. Gülnihal Keleş’in yazısı ise tasavvuf ve onun bozulmuşluğu ile ilgili. Keleş’in ele aldığı iki örnek metinden birisi olan Sır hakkında ben de yakın zamanda bir çalışma yaptığım için yazı ziyadesiyle hoşuma gitti. İlgilisi zevkle okuyacaktır. Esra Polat’ın yazısı doğu ile batı arasında metinler üzerine ve Tanpınar ile Orhan Pamuk’un eserleri metinde ismi geçen eserler. Asuman Türüt de geniş bir inceleme yazısı ile katkıda bulunmuş bu sayıya. Tanzimat Dönemi ile birlikte gelişen edebiyat-sanat ortamındaki atışmaları, tartışmaları incelemiş. Kaynak metin olarak yararlanılabilecek bir metin çıkmış ortaya. Bunların dışında iki öykü var. Birisi benim öyküm demiştim. Diğeri de İrfan Polat’ın Şilbalba adlı öyküsü. Şilbalba’nın ne demek olduğunu merak edenler dergiyi edinip okusunlar… Bunlarla birlikte, hangileri olduğunu belirtip diğerlerine haksızlık etmeyeyim ama benim özellikle beğendiğim bir iki şiirin yanında, dergimize şiir ile katkıda bulunan şairlerimiz ise şöyle; editörümüz Sezgin Taş, Yiğit Tornacı, A. Uğur Olgar, Hızır İrfan Önder, Tan Doğan, Ömer Eski…

Bu vesile ile bir sayının daha sonuna geldik. Uçuşumuz nihayete ermektedir yani. İnişe geçtik. Bir sonraki uçuş nasipse mayısta. Şimdi Mavi Yeşil mayısa hazırlık ediyor. Dediğimiz gibi, varsa daha iyisini yapan beri gelsin. Dergicilik dışarıdan güzel, albenisi olan bir iş. Ama mutfağa girince, çıkması zor oluyor. E para pul da yok işin ucunda… Kim neden yapsın, uğraşsın. Ama Mavi Yeşil bütün olumsuzluklara rağmen, var olmaya devam edecek. Mavi Yeşil’in söyleyecek sözü var. Daha çok sözü var…

Mavi Yeşil’in 74. sayısının içeriği de şöyledir:

Nurullah Ulutaş /Romanda Sanata Dönüşen Olgu: İntihar
Sezgin Taş / Çöl Şarkısı
Yiğit Tornacı/Son Akşam Yemeği’nde Konuşulmayanlar
Hasan Öztürk/Yazıya Adanan Bir Ömür ve Suya Atılan Bir Beden: Virginia Woolf
Tan Doğan/Mâi ve Mâyi
Hakan Bilge/Nietzsche & Sinema
A.Uğur Olgar /Bir Bakmışız
Maksut Yiğitbaş/Eleştiri Uzamında Bir Hiciv Şairi: Arif Nihat Asya
Hızır İrfan Önder/Şiirler de Ölür
Gülnihal Keleş/Sır’lı Bir Yürüyüşün Uzandığı Acı Deniz
Esra Polat/Doğu ve Batı Arasında Sıkışmış Dünyalar
Asuman Türüt/Arayışlar Dönemi’nin İlk Yıllarına Genel Bakış
İrfan Polat/Şilbalba
İlker Aslan/Acaba Nasıl?
Ömer Eski/Bozuk Gözleri Dünya’nın


Mavi Yeşil’in 73. Sayısı Çıktı..!

 

Ne zaman absürt ve ‘sıradışı’ bir olayla karşılaşsak televizyonun ana haber bültenlerinde, o mutlaka Rize’de olmuştur. Yazılı ve görsel medya, bu tip haberleri “Yer: Rize” ya da “Rize’de bu da oldu..!” alt yazısı ile duyurmaktan çekinmez. Çünkü, hani klişe olmuş bir haberci deyimiyle, o haberlerde köpekler insanları değil insanlar köpekleri ısırıyordur ve para eden de budur. Hocamın tabiri ile, vatandaşın birisi ekrana çıkıp da inşaat küreğini burnunda taşıdığında ona “yetenekli” yaftasını yapıştırmakta gecikmeyenler, ne yazık ki “taşra” diye niteledikleri bu yerde,bir kültür-sanat-edebiyat dergisinin 12. yılını doldurmasını ve bu kadar zamanlık, 73 sayılık bu istikrarlı yürüyüşü görmezden gelmektedirler. Çünkü, hepimizin malumu olduğu üzere, bu ülkede sanata,edebiyata verilen “gerçek” değer, hiçbir zaman layığını bulamamıştır. İnşallah bundan sonra değişir. Zor ama, umut etmek için gecikmiş sayılmayız…

Mavi Yeşil, 2012’ye yeni bir yüzle girdi. Uzun süredir düşünülen bu değişim nihayet gerçekleşti. Dergiyi eline alanlar bunu hemen fark edeceklerdir. Bu değişimin baş mimarı da şüphesiz ki dergiye yıllardır hem yazarak, hem tanıtarak, hem okuyarak destek veren Sezgin Taş Hocadır. Rize’deki sıradan edebiyat öğretmenlerinden olmayan Sezgin Hoca, bu işe gönül vermiş ve edebiyatı milli eğitimin dar ve sıkıntılı müfredatından sıyırmış bir hoca. Bundan sonra da Mavi Yeşil’in yükünü Hasan Öztürk Hocamızla birlikte sırtlayacak gibi… Var olsun!

Yeni yıla kapağını ve tasarımını değiştirmiş olarak giren Mavi Yeşil, yine nitelikli yazılarla okurlarının karşısına çıkmaya çaba gösteriyor. Bu sayı da dolu! Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümü hocalarından Güncel Önkal, Felsefeyi okuma şeklimizi aydınlatmaya çalışıyor ve felsefe nedir, sorusuna yeniden cevap veriyor. Hasan Öztürk, artık dergide daha sık yazacak, bizlere söz verdi. Bu sayıda Türkiye’nin demokrasi sorununu iki örnek metin ışığında inceliyor. Edebiyatın sadece edebiyat ile sınırlı olmadığını bilenler için okunması gereken bir metin. Benim yazım yine hızını alamamış bir yazı oldu. Uzattıkça uzattım. Bazen böylesi uzun yazıları okumaya üşeniyorum açıkçası. Umarım Mavi Yeşil okurları da benim gibi tembel değildir ve Anayurt Oteli ve onun baş kahramanı Zebercet üzerine yazdığım bu yazıyı beğenerek okurlar. Bir dahaki sefere daha kısa yazmaya çalışacağım. Söz! Ömer Kemiksiz’in hikaye tadındaki yazısını severek okuyacaksınız. Nasıl ant içeriz, birlikte anlayacağız. Esra Polat, Sevgi Soysal’ın Yenişehir’de Bir Öğle Vakti adlı romanı üzerine yazdı. Sevgi Soysal, çok fazla gündem maddesi olmayan ama Türkiye’nin önemli yazarlarından olan bir isim. Bu faydalı yazıya da dikkat etmek gerek. Hakan Bilge, sağ olsun, yine aramızda. Sinemaya dair olan bakışımızı geliştiren metinlerle bizi buluşturan Hakan Bilge’ye, Mavi Yeşil’in “sanat” çizgisini bir adım öteye taşıdığı için teşekkür etmemiz gerek. Davut Bayraklı İkinci Yeni’nin önemli isimlerinden birisi olan Sezai Karakoç üzerine yazdı. Onun poetikasındaki gerçeklik anlayışını irdeleyerek Sezai Karakoç üzerine yeni bir bakış açısı geliştirmemizi sağladı. Sezgin Taş, uzun süredir yazmıyordu Mavi Yeşil’de. İşin mutfağında çabalayan Sezgin Hoca bir öyküsü ile katıldı aramıza. Bundan sonra o da daha sık yazacak. Yazmadığı için öğrencilerinden tehdit alıyormuş. Bizden söylemesi… Elif Albayrak, Serpil Tuncer ve Ölü Beyazı romanının yazarı Mehmet Sancaktutar Hocamız da öyküleriyle Mavi Yeşil’de. Şairlerimiz de yine güzel şiirlerle katkı sağlamaya çabalıyorlar bu sayımıza. 73. sayıya şiirleriyle katılan Ali Tekkoyun, Necip Fazıl Akkoç, Sebahattin Demirci, Muhammet Hikmet, Müjdat Er, Hızır İrfan Önder, Kamil Akdoğan, A.Uğur Olgar ve Gülnihal Keleş’in ilerleyen sayılarda başka şiirleriyle de karşılaşacağız. Şairlerimize de teşekkür ederiz.

Ve Mavi Yeşil’in 12. yaş günü etkinliği… Gönül isterdi ki hıncahınç dolu bir salonda oturmaya yer bulamasaydık ama yine öyle olmadı tabi ki. “Gelen sağlar bizimdir” sözüyle birlikte bizler de orada olan dostlarımızla bu yeni yaşı kutladık. Çay içtik, pasta yedik, muhabbet ettik. Mavi Yeşil’e yazar olarak veya okur olarak destek olanlarla birlikte güzel birkaç saat geçirdik. Hasan Öztürk’ün konuşmasıyla başlayan gün yine onun konuşması ile bitti. Mavi Yeşil’in genç yazarları konuşma yaptı ve dergi ile ilgili fikirlerini sundular. Yazar ve eğitimci Mehmet Sancaktutar, Türkiye’deki “edebiyat” kavramının nerede olduğunu anlattı. Rahmi Metin, Erdal Genç ve Sebahattin Bayrak da konuşmaları ile dergimizin nereden nereye geldiğini anlattılar. Naçizane ben de iki kelam ettim orada. Hasılı kelam gelenlerle güzel bir etkinlik oldu. İnşallah başka etkinlikler de bizleri bekliyor. Mavi Yeşil yaşamaya devam edecek yani, herkese ve her şeye rağmen…

Son olarak, Mavi Yeşil’in burada olduğu yeniden bilinmelidir. Bazılarının gözleri kör, kulakları sağır… Biliyoruz ama onlara inat dergiyi, dergileri yaşatacağız. Mavi Yeşil burada, sen neredesin sevgili okuyucu?