Tag Archives: Tutku

Günce: 30 Haziran Cuma

tree-dawn-nature-bucovina-56875

Bazı anları sadece yazarak kurtarabiliriz gibi geliyor bana.

*

Çocukluğumda birkaç kere günlük tutmaya çalıştım. Dağınıklığım o zamanlardan belliydi. Pek başarılı olamadım. Yazdıklarım da pek matah şeyler olmadı ya da fazlasıyla çocukça oldu. Belki de çocukluğun bu yönü güzeldir. Hiçbir kaygı gütmeden bir şeyleri sadece yapıyor olmak için yapma güzelliği… Hayatımızın ilerleyen zamanlarında, yani artık büyüdükçe ve hatta yaşlandıkça, bu histen uzaklaşıp eylemlerimizin merkezine daha az duygu daha fazla kaygı yerleştiriyoruz. Kendimiz için yaptığımız birtakım eylemleri, kendimize rağmen ve başkaları ne der diye yapmaya başlıyoruz. Bu, kendimiz olmaktan uzaklaştığımız anlamına geliyor. Başka birine dönüşüyoruz. Ama kime?

*

Pohpohlayarak edebiyat olmaz. Olur belki ancak kalmaz. Şu isim, bu isim… Dolanıp duruyor ortalıkta, görüyorum. Görüyorsunuz. Bazı okumadığım yazarları sırf o pohpohlamalardan aldığım referansla okuyorum. Vakit kaybı… Bence daha çok düşünmeli, daha az eylemeliyiz. Düşünsel sağlam bir zemine oturmamış eylemler, ufalanmaya ve yok olmaya mahkumdur. Gibi geliyor bana. En azından şimdilik.

*

Hüseyin Kıran’ın “Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor”u geldi aklıma şimdi, o kadar karşıma çıkmıştı ki. Temel meselesi dili kullanmak. Dilin zeminini yerinden oynatmak. Kurgusal bakımdan çok üst düzey bir alegori yok, ama iyi metin. Dil olarak, kendine has ama yorucu. Yoruldum. Bazı yerler o kadar zorlama ki metnin bütünlüğünden kopuyor okur. Bu kadarına gerek var mıydı diye sordum kendime çünkü doğal değil. Dili fazla zorlayınca doğallığı ortadan kalkıyor ve yerleştiği yapaylık, anlatıyı zedeleyecek kadar hırpalayabiliyor. Yine de bu tip deneysel anlatı biçimlerine ihtiyacımız var gibi. Pohpoh deyince neden Hüseyin Kıran geldiyse aklıma… Bir not daha: “Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır”ı 30-40 sayfa okuyup bir kenara koymuştum.

*

Coetzee, geç okumaya başladığım, harika bir yazar. Zararın neresinden dönersen kârdır. Bir tavsiye olarak burada dursun.

*

Mutlaka bir amacı olmalı insanın. Evvela kendisi için. Bütün başka kaygılardan uzak. “Rutin” ile “sıradan” arasında büyük bir fark var. Sıradan olmayın. Sıradan insan, sıradan olan diğer her şey gibi yok olur gider. Bir amacın bayrağını taşımak gerekli. Bir şeye inanarak yaşamak… En az bir şeye. “Bir söz söyle, bir şiir oku, bir taş at,” mı diyordu Malcolm X? Evet, hiçbir şey yapamıyorsan çığlık at ama anlamlı bir çığlık. Sesin büyüsün. Çünkü eğer tutkuyla yapıyorsan gerçekleştirdiğin eylemi, bir çocuk yetiştirmekle bir ağaç yetiştirmek arasında büyük bir benzerlik vardır. Yeter ki inanasın…

Reklamlar